27 Aralık 2008

YÜZÜN GÜNEŞE, GÜNEŞ YÜZÜNE...

Gün güneşli olunca sokağa attık kendimizi. Kocaman ağaçların olduğu o sokaktan ağır adımlarla geçtik. O ağaçların adı neydi acaba? Kaç kez geçtiğin sokaktaki o ağaçları adını bilmemek ne tuhaftı. Sordum. Diğer üçü de bilmiyordu. Kim bilirdi ki?

Uzun bir yürüyüşün sonunda iki numara markete gitmesi gerektiğini söyledi. Bir, dört ve ben peşine takıldık. Diğer ikisini bilmem ama güneşi bırakıp marketin o parlak ışıkları altında dolaşmak hiç cazip gelmedi bana. Mızmızlanmadım. Bu kadar güzel, bu kadar güneşli bir günde mızmızlanamazdım. Parlak ışıkların altından reçel kavanozları, adını bilmediğim garip krakerler, plastik kap kacak, eflatun, pembe, sarı ve başka renklerde temizlik ürünleri, çikolatalar, peynir ve sütler geçip gitti. Marketin dar koridorunda nereye bakacağımı bilmeden öylece durdum. Sol yanımda peçete, tuvalet kağıdı ve kağıt havlular sağ yanımda gökkuşağı gibi temizlik malzemeleri.

Ben orada öylece dururken şenlikli bir dörtlü gözüktü koridorun başında. Çılgın gibi oraya buraya dağıldılar. Biri arkada kaldı. Koltuk değneklerini sürükleyerek ilerledi. Yüzünde kocaman bir gülümseme. Sahte değil en samimisinden ve hiç kaybolmayanından. Uzaktan baktım. Farkettirmeden. Korktum değneklerine baktığımı sanır diye. Oysa ben gülümseyişinin sebebine bakıyordum. Koltuk değnekleri yaklaştığında biri ona uzaktan seslendi: "Koş koş mumları buldum." Küçük sevimli bir kahkaha attı. "Koşayım mı?" diye cevapladı diğerini. "Evet koş"dedi uzaktaki. Gülümseyişi daha da genişledi, bana dönüp: "Koş diyor duyuyor musun?" dedi. Gülümsedim ben de gördüğüm en güzel gülümsemeye. Uzaktakinden yana çevirdi başını sonra: "Koşuyorum koşuyorum."


O giderken arkasından baktım baktım baktım. Hayat ne garipti. Kiminin içine herşeye rağmen doluyor ve gözlerinden, ağzından güneş ışıkları gibi etrafa yayılıyordu. Kimi ise herşey yolunda olmasına aldırmadan içine dolmaya çalışan hayatı kovalarla dışarıya boşaltıyordu. Sahi, hayat ne garipti...

Fotoğraf: www.thegreenhead.com

14 yorum:

  1. İçine dolmaya çalışan hayatı kovalarla dışarıya boşaltmak.. Uzun zamandır aradığım tanım gene senin sihirli parmaklarının dokunuşundaymış be Ful:) Seni seviyorum güzel arkadaşım.. Bu sene görüşelim.. İçime dolan hayatı kovalarla dışarıya boşaltmayacağıma and içerim... :)

    YanıtlaSil
  2. Yaşama sevincini hep taze tutmanız dileğiyle...

    YanıtlaSil
  3. Sen iflah olmaz bir kelime sihirbazısın:))
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  4. KARÖSHİ'M: Bak söz verdin unutma... İçine dolam buram buram hayatı asla boşaltmayacaksın :)Ben de seni seviyorum kızkardeş :)

    AYSEMA: Çok teşekkür ederim Sevgili Aysema Hanım. Dilerim sizin de yaşam sevinciniz hep taze kalsın...

    ÖZLEM: Kocaman bir gülümseme var yüzümde :) Teşekkürler Özlem'ciğim...

    YanıtlaSil
  5. Ozlem dogru soylemis, keyifli bir yere geldim galiba. Merhaba Taurus, Ox :)

    YanıtlaSil
  6. Çok teşekkür ederim. Taurus Ox sevgilerini sunar :)

    YanıtlaSil
  7. çok güzel bir yazı, galiba yaşam bizim için ne kadar zorlaşırsa o kadar fazla tutunuyoruz hayata, daha çok çabalıyoruz ve kendimize daha çok gülümsüyoruz.

    YanıtlaSil
  8. Etrafımadaki örneklere baktığımda çok haklı olduğunu söyleyebilirim. Çünkü, ne zaman zorlaşırsa yaşamı birinin öyle tutunuyor ve kendine yeni mutluluk sebepleri yaratıyor. İnsanın hamurunda mı var nedir; ne zaman rahata kavuşsa huzursuz olacak birşeyler yaratıyor.
    Çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  9. Ben hiç güzel gülemem be. Kocaman ağzım var. =)

    YanıtlaSil
  10. Bence sen çok güzel gülüyorsundur Cevherim. Işık ışık oluyordur yüzün...

    YanıtlaSil
  11. Mutlu olmak için çok sebep varken,ne zaman düşüyorsa pusulanın ibresi; hayat bir tokatla gösteriyor gerçeği...Görebilene de aşk olsun gülebilene de.

    YanıtlaSil
  12. Ayçiçeklerini görünce bir arkadaşın benzetmesi geldi aklıma.."...Her insan biraz ayçiçeği..." diyordu.
    Evet hepimiz birer ayçiçeğiyiz.Güneşe muhtacız ama bazen nankörce davranıp, güneşe arkamızı dönüyoruz..Oysa ki güneşin bize ihtiyacı zaten yok, biz olmasakta o her gün yeniden doğacak, parlayacak ve batacak; batarken bir başka mekanda yeniden doğacak...Bkz...

    Kısaca güneşe küsüp arkasını dönenler çok şey kaçırıyor hayattan.Güneşin bol olsun, asla gözünde güneş gözlüklerin olmasın ki güneşin gözlerine ve ruhuna rahatça süzülsün...

    YanıtlaSil
  13. ve kovalarla boşalttığın hayat "Yüzün güneşe, güneş yüzüne" akıyor içine içine insanın ve bir güneş yakıp duruyor sırtımı...

    "Buraya hayat dökmek-boşaltmak yasaktır"
    "Hayat toplama saatlerimiz hergün 07.00-07.00 arasındadır. Hayatlarınızı kapı önüne çıkarmanız rica olunur belediyo"

    hayatına sağlık cici kedi...güzel kedi...

    YanıtlaSil
  14. SUFİ: Hayat her zaman insana dersini veriyor. Önemli olan o dersi öğrenip hayata geçirebilmek sanıyorum.

    VİŞNE AĞACI: Ne kadar doğru bir benzetme; her birimiz ayçiçieği gibiyiz. Ve yaşadığımız hayatın doluluğu yüzümüzün nereye dönük olduğu ile ilgili.
    Güneş seni hep ısıtsın Sevgili Vişne Ağacı ve dallarından yapraklarından eksik olmasın.

    CAN ANAR: Harikasın Can. Bu yorum üzerine kedi susar :)
    Ve çok teşekkür ederim güzel sözlerine, bu sözlerle güneş altında mırıl mırıl bir kedi gibiyim :)

    YanıtlaSil