13 Aralık 2008

BİR KUTU TOPRAK ALIR MIYDINIZ?


Çocukluğumuzda en sevdiğimiz oyun başkalarını aldatma ve hallerine gülme üzerineydi. Çocukluk işte… O küçük çıkmaz sokağı caddeden ayıran tahta perdeli kapının ardından, elleri yüzleri toprak içinde 3–5 çocuk, büyüklerin o şaşkın ifadelerine neden o kadar gülerdi acaba?


Akşam olmadan hazırlıklara başlanırdı. Önce gösterişli bir kutu, paket kâğıdı ve kurdele edinmek gerekliydi. Tüm çocuklar buldukları kutuları, kurdeleleri, paket kâğıtlarını getirip koyarlardı ortaya. İçlerinden en güzeli, oy birliğiyle seçilirdi. Seçilen kutunun içine nemli bir toprak konurdu. Ama toprağın ıslaklığı iyi ayarlanmalıydı. Eğer çamur olursa kutunun yanlarından su sızar ve foyamızı meydana çıkarırdı. Bu konuda uzmandık. Toprağın ne kadar su katılırsa istenilen kıvama geleceğini bilirdik.


Toprak konan kutu güzelce paketlenirdi. Bazı arkadaşlarımız paketleme ve paketi süsleme konusunda çok iyiydiler. Her zaman bu işi onlar üstlenirdi. Paket hazır olduktan sonra akşam olmasını en azından alaca karanlığı beklerdik. Paketi yolun kenarına koyar gizlenirdik. Biri paketi görünce sevinçle alsın, şanslı gününde olduğunu düşünsün ve paketi açtığında yüzü şekilden şekle girsin diye.


Yazın o sıcak günlerinde mahallenin sakinleri çocuklarıyla birlikte, dondurmaları ellerinde yol boyunca yürürlerdi. Akşamın ilk saatleri Akdenizin sıcağından bunalmış kendini evin dışına atmış insanlarla dolup taşardı sokak. Sokağın bu hali oyun için hiç de elverişli olmazdı. Yakalanma olasılığımız çok fazlaydı. Tek başına yürüyen insanlardı bize eğlence sağlayanlar. Çünkü şaşkınlıklarını, kızgınlıklarını paylaşacakları kimse olmazdı yanlarında. Tek başlarına olduklarında, oldukça tuhaf bir biçimde gösterirlerdi duygularını. Kimi paketi büyük bir hırsla açar içindekinin toprak olduğunu görünce yere fırlatırdı, kimi sinirli sinirli başını sallar kutuyu aldığı yere bırakırdı. Bazıları ise çok öfkelenir, etraflarına bakar kimsenin kendisini görmediğinden emin olmak ister ve sonunda utanma duygusları öfkelerini bastırırdı. Bir kısmı ise paketi sokakta açmaz alır götürürdü. Böyleleri eğlencemizi kursağımızda bırakırdı. Bize düşen onun evinde paketi açtığı zaman yüzündeki ifadeyi hayal etmek olurdu.


Şimdi düşünüyorum da, o zaman o çocuk aklımızla onlara sunduğumuz bir kutu toprak şimdi insanları kızdırır mı? Mesela topraktan, ağaçlardan, bahçelerden yoksun yaşayan binlerce kent insanı sokakta böyle bir paket bulsa, paketi açtığında mis gibi bir toprak kokusu duysa kızabilir mi? Özlediği birşeyleri bulmaz mı o pakette, belki büyüdüğü yerlerin kokusunu, sevdiği toprak insanlarının ellerinin kokusunu... Bulmaz mı birşeyleri? Kimbilir?


Ya siz? Siz bir kutu toprak alır mıydınız?


Fotoğraf: http://www.nitrate.com/potting_soil.jpg

22 yorum:

  1. simdilerde olsa gorenler buyuk ihtimalle polis cagirir...bomba imha ekipleri gelip patlatir kucuk paketcigi...ve tum heyecaniniz kursaginizda kalirdi...ya da tam tersi daha heyecanli olurdu ya da tirsip kacar bir daha da paket maket yapip hazirlamazdiniz :))
    (Hikayeyi mahvettim di mi? :) )

    YanıtlaSil
  2. Hayır mahvetmedin tam aksine yeni bir boyut kattın artı birşeyi keşfetmemi sağladın. İnsan eski zamanlardan söz ederken, düşünürken ya da yazarken şu an içinde bulunduğu şartları unutup yine eskinin şartlarıyla düşünüyormuş. Çok haklısın şimdi olsa hemen polis çağırılır ve bomba sanılır ve içinde toprak çıktığında o büyük meraklı kitlesinden okkalı bir küfür yükselirdi :)Ve haberlerde şöyle denirdi: "Şüpheli paketten toprak çıktı."
    İyi ki şimdi çocuk olmamışız. O haylazlıkla başımıza ne belalar açardık kimbilir :)

    YanıtlaSil
  3. biraz'ın dediği gibi tırsmayıp açabilirsek paketi bulurduk kesin öteden bir şeyler.

    ve alırdım niye almayayım.
    hastasıyım zati.

    YanıtlaSil
  4. Biraz'ın yorumunu düşünüyorum deminden beri. Ne güzel günlermiş onlar yahu, sokakta bulduğun bir paketi açabilecek kadar güvende hissediyormuşsun kendini. Şimdi kimse açmazdı emin ol. Çöp kutularının yanından geçerken bile ürperen insanlarız biz artık. Neyin ne zaman nereden gelip kime ne yapacağını bilmeme kabusunda yaşıyoruz. dünya sanırım bir daha asla güvenli bir yer olmayacak. Ve tüm bunlar çocukluk anıları olarak kalacak. Ne yazık...

    YanıtlaSil
  5. Ayy şimdilerde o kutuları açmak cesaret ister doğrusu. Direkt polis, jandarmai itfaiye... ne bulurlarsa aranır, zaten doğru olan da bu ancak çocuklar hazırladıkları paketin bu kadar önemsendiğini -iyi ya da kötü- gördüklerinde neler hissederler doğrusu bunu tam olarak kestiremiyorum. Düşünsenize hazırlanan o güzel kutuların bir fünyeyle paramparça olduğunu... Tabi içinden toprak çıkması polis amcalarda ne tür bir etki bırakır bunu da tahmin etmek biraz zor. Malumunuz insan bu; ne yapacağı, ne hissedeceği, neye nasıl tepki verdiği ya da vereceği anlatılmaz yaşanır.
    Çok tatlı bir yazı, aslında çok tatlı bir anı.Açıkçası yaşanması hoş olurdu.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. Bir gün bir ağaca birkaç bez parçası bağlamayı, ve aylar sonra tekrar oradan geçtiğimde oranın bir adak ağacına dönüşmüş oluşunu görüp kıs kıs gülmek istiyorum... Ben hala büyümedim sanırım tam olarak... (Bunu hatırladım)
    Ve toprak, ona dokunmak gerçekten insana kendini iyi hissettiriyor... (Rahmetli çiçeğimin toprağını değiştirmiştim bir gün, o zaman fark ettim.)
    Şimdi olsa... Evet, söylenebilecek farklı bir şey yok sanırım...

    YanıtlaSil
  7. ABRAXAS: şimdiki çocuklar çok ama çok haylaz olmadıkları sürece böyle birşey yapmaya cesaret edemezler sanıyorum. Yapmasınlar da zaten. Şimdilerde bu oyunu oynmamak (ki şimdi bunun adına oyun denir mi bilemiyorum) korkunç sonuçlara yol açabilir. Düşünüyorum da ne kadar acınası bir zamanda yaşıyoruz. Herşeyden herkesten korkuyoruz. Ve en çok da çocuklara üzülüyorum ben.
    Çok teşekkür ederim. Sevgiler...

    LİLİUM: Aslında fena fikir değil bir ağaca bir kurdele bağlasan emin ol bir kaç günde dilek ağacına dönüşür. Buna gülmeli mi üzülmeli mi bilemiyorum. Ağaçlardan kurdelelerden medet umacak kadar çaresiz demek ki insanlar. Bunu cehalet olarak yorumlamak da mümkün pek tabi ama insanların umutsuz olduklarında nasıl da mantıklarını yitirebildiklerine şahit oldum.
    Ve toprak o bizim şifamız. Ruhumuzun şifası...

    YanıtlaSil
  8. Paketi verene ve ne niyetle verdiğiğine bağlı :) Niye olmasın, bir gönülden geldiyse toprağada eyvallah :)

    YanıtlaSil
  9. Ah Enis Bey dünyada artık iyi niyet ve kötü niyet birbirine karıştı. Ne yazık çok yazık... Bizler artık neyin ne niyetle yapıldığını bilemeyecek kadar kafası karışık insanlar olduk...

    Ama bu bir kutu toprak açık ve net bir niyetin armağanı... Kaybedilenlerin, unutulanların ve güzel olan birşeylerin sembolü bir armağan.

    YanıtlaSil
  10. Bu kadar umutsuz olmayalım ama... Eğer canımız yanıyorsa hâlâ zamanla yitirdiklerimize, hâlâ umut vardır bence, bir yerlerde... Ya da yoksa bile, daha her şeyimizi kaybetmedik demektir.

    YanıtlaSil
  11. Asla umutsuz olmak yok. Umudu kaybedince insan kızdığı öfkelendiği şeylere teslim olmuş demektir. Teslimiyet ise iyi olanın doğasına aykırıdır. Yoksa iyilik yitip giderdi tüm bunların içinde. Umudumuz her zaman bizimle olsun...

    YanıtlaSil
  12. Yazını okurken birden çocukluğum canlandı hayalimde... Demek ki, çocuk her yerde ve her zamanda aynı, diye düşündüm. Yazın beni o günlerime götürdü.

    Sonra, gelen yorumları okuduğumda ise, birden acı gerçeklerle yüz yüze kaldım. Neyse ki, Lilium'un yorumu bir nebze içime su serpti.

    Fakat, senin son yorumunda belirttiğin gibi, umutların tüketilmemesi önemli olan. Ayrıca, ruhumuzdaki ve hayalimizdeki çocuğu her an canlı tutmaya çalışmalıyız.

    Bu güzel yazı ve tüm yorumlar için teşekkürler...

    Sevgiyle ve sevdiklerinle kal...

    YanıtlaSil
  13. İnsan çocukluğunu düşündüğünde şimdiden kopuyor değil mi Arzu. Ben de Biraz'ın yorumuyla kendime geldim. Şimdi böyle birşey olduğunda bir kutu toprağı insanlara bu şekilde armağan etmek istediğinde neler olabileceğini düşündüm. Masumiyet gün geçtikçe yitip gitse de insan umudunu kaybetmemeli. Kaybetmemeli ki mücadele edebilsin.
    Çok çok teşekkür ederim. sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  14. Hikayenin okudugum anda ben de bomba ve polis ikilemesini dusundum. Ama baska bir cocuk acardi yine de bu paketi. Cocuk o gun de ayni, bu gun de. Ne olursa olsun oyle de kalmali, tum iyi kalpliligi ile, meraki ile ve hatta sizin gibi muzurlugu ile.
    Hikayeni okurken biz neden boyle bir seyi dusunmemisiz, dedim, cocukken, guzel bir fikirmis.

    YanıtlaSil
  15. Çocuklar da açmaz sanıyorum şimdi. Onlar korkuyla büyüdüler ve korkuyla yaşıyorlar ne yazık. Büyüklerinin kirlettiği bir dünyaya açtılar gözlerini ve o gözler hep korkuya bakıyor artık. Ama hala masumlar ve hep öyle olacaklar.

    O oyun çok ama çok keyifliydi. Gerçi yerimizi bulduklarında bizi kovalayanlar vardı ama değerdi :)

    YanıtlaSil
  16. Aydan Atlayan Kediiiiiii:)
    Hep taze tuttum sevincimi
    Avluda diz boyu kar
    Elimde kır çiçekleri.. (R. Durbaş)

    Çocukluktan kalma umut.. Var olsun hep evet evet evet.. Büyüklerin kirlettiği dünyaya açtılar gözlerini çocuklar ama temizlesinler diye umut etmeye devam edelim..

    YanıtlaSil
  17. Ben inanıyorum kızkardeş o çocukların gün gelip tüm bu pisliği temizleyeceklerine. Bir gün masumiyetini kaybetmemiş çocuklar büyüyecekler ve dünya yeniden dünya olacak. Diliyorum bütün kalbimle...

    YanıtlaSil
  18. Ben böyle bir toprak hediye bulsam çok sevinirdim. Gülümser ve tüm toprağı alıp, evimdeki en güzel çicegin saksısına eklerdim. Böylece, çiçeğe her baktığımda çocukların kahkahalarını kattıkları toprakla daha sağlıklı büyüyeceğine inancımı gülümseyerek arttırırdım...

    YanıtlaSil
  19. Artık toprak çok kıymetli hepimiz için değil mi? Oysa o baştan beri büyük armağandı. Bizler birşey ne kadar çoksa o kadar az değerli sananlardanız ne yazık ki... Azalınca kıymetlimiz oluyor. Ben bir gün hiç bir yerde toprak göremezsek diye korkuyorum.

    YanıtlaSil
  20. yazıları gecikmeli okuyunca böyle oluyor işte "biraz" tam da aklımdan geçen yorumu yapmış.Sanırım o özenle hazırlanan kutu bomba imha ekipleri tarafından patlatılırdı şimdi olsa :(

    YanıtlaSil