25.12.08

CUMA MEKTUPLARI

Perşembe günleri hep böyle. Öyle arada kalmış bir gün. Ne başlangıca dahil ne de sona. Pazartesi, salı ve çarşamba için haftanın başlagıcı demek mümkün. Cuma, cumartesi ve pazar için de son günleri.. Peki ya perşembe... O, ne sonda ne başta... Ben de tüm hafta boyunca kendimi Perşembe gibi hissettim. Sanki ne başındaydım hayatın ne de sonunda. Orta bile denilmeyen bir yerde dikilip durdum, anlayacağın.

O tahta sandalyelerde oturuyordum. Yetmiş beş yaşında hayata veda etmiş o adamın ardından konuşulanlara kulak veriyordum. Bir kadın sessizce ağlıyordu. Yüzünü bile bilmediğim bir adamın yasını tutuyorduk. İş arkadaşımdı oğlu. Kan çanağı gözlerini yere eğip teşekkür etti orada olduğumuz için. Başın sağolsun dedim ve sustum. Ölenin ardından, yakınlarının acısını paylaşmak için başka ne denileceğini bilmiyordum.

O adamı, şimdi toprağın altında uyuyan o adamı düşündüm sonra. Nasıl bir ömrü olduğunu, yaşarken mutlu olup olmadığını, ölüme mi yoksa yaşama mı yakın durduğunu, ölmekten korkup korkmadığını, kendi ölümünü hayal edip etmediğini... "Hayatının pazar gününü yaşadığını biliyor muydu acaba?" dedim kendi kendime sonra, "ya o pazar gününü perşembe, cuma veya cumartesi sandıysa. Son güne bu kadar yakın durduğunun hiç farkında olmadıysa?" Olmamıştır da muhtemelen. Kim kendisine yakıştırırdı ki ölümü? Herkes ne kadar yaşlanırsa yaşlansın kendini hiç hayatının pazar gününde düşünmezdi. Olsa olsa cuma derdi ya da cumartesi. Ama asla pazar değil.

Yanımdakine sordum: "Bugün günlerden ne?" "Çarşamba" dedi. Gülümsedim: "Dilerim benim hayatımın da çarşambasıdır."

FOTOĞRAF: ENGİN GÜNEYSU

19 göz gördü ve seslendi:

owl 25 Aralık 2008 Perşembe 17:28  

yazını okuyunca bende kendimi bir perşembe gibi hissettim. tam ortada, öylece ortada.

Aydan Atlayan Kedi 25 Aralık 2008 Perşembe 19:09  

Zaman zaman Perşembe oluyoruz işte böyle. Ama geçiyor. Hayat akarken günleri unutuyoruz...

Brajeshwari 25 Aralık 2008 Perşembe 19:12  

yarin da cuma..Cuma gibi yaşamalı cuma'yı, pazar'ı düşünmeden...

Aydan Atlayan Kedi 25 Aralık 2008 Perşembe 19:18  

Evet pazarı düşünmeden... Zaten insana verilen en güzel armağan da bu değil mi? Sonu düşünmeden yaşayabiliyor olmak...

salavin 25 Aralık 2008 Perşembe 22:51  

"...otuzbeş yaşındayım. daha hiç bir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın. o yüzden kenarındayım..." 7tepe/ist

geldi aklıma ilk paragrafın sonunda.
öyle.

Aydan Atlayan Kedi 25 Aralık 2008 Perşembe 22:52  

Budur.
Sağol ve hep var ol benim güzel dostum...

özlem 26 Aralık 2008 Cuma 08:49  

Son günün ne zaman geleceğini aklımıza bile getirmeden yaşayabildiğimiz kadar yaşamak gerek. Bu dünyadaki yolculuğmnuz bitecek elbette bir gün.
En kötüsü de" hiç bir şey " olmayan bir hayat sürmektir bence.
Sevgilerimle kedicimmm:))

Aydan Atlayan Kedi 26 Aralık 2008 Cuma 10:58  

Eh sonu düşününce de hayat hayat olmaz zaten değil mi?
Sevgilerimle canım...

Enis Diker 26 Aralık 2008 Cuma 13:00  

Yazıyı okuduğumda aklıma gelenler: ) Hayatın hakkını vermek?, hayatı cumartesindeymiş gibi yaşamak?.

Balığın denizi tarif etmesi gibi, hayataın hakkını verebildiğimizden emin olmak yada kim emin olbilir ki hakkını verebildiğinden. Kimse hayatın pazarından bakma şansına sahip değil, imkanlarını yapabileceklerini tartsın evet bu olmalı diye hayata geri dönebilsin. Neden emin olabiliriz ne kadar huzurlu yaşadığımız yada anı hissetiğimiz yada sevebildiğimiz yada başkalarına faydalı olduğumuz zamanın toplamı üzerinden bir başarı düşünebiliriz? , hakka yürüdüğümüzde, evet bitti ama boş geçmedi diyebileceğimiz; elimizde dönüşü olmaya biletle kalkan uçağa koşturduğumuzda :)

hayatın anlamını sorguladğınızda ;sonuna bakıp, sonundan gözlemlediğnizde, bir nevi performans sorgusuna dönüyor iş. yapılabiller yapılamıyanlar aynı şartlar NŞA :) atlında ortalama yüzdenin üzerinde ol(mak)abilmek.

hayatın anlamı rakibi olan bir kavram değil (kanatimce) - ya da başkasıyla karşılaştırdığınızda işin suyu çıkıyor. İlla bir rakip olması gerekiyors kendimiziz. Geliştirebildiğimz akılla , okuduklarımızla, hayatın pratiği üzerinde olabildiğimiz kadar adaletle kendi yolumuzun yolcusuyusuz.

Cumartesi gibi yaşamak :) teleşlı bir iş olurdu herhalde. birazda bunu düşünelim bakalım :)

Yazınız her zamanki gibi çok güzeldi :) elinize sağlık

pisikopati 26 Aralık 2008 Cuma 16:02  

"Son nefesini verene kadar çok güzel bir hayat yaşadım deme." Ne vesileyle hatırlamıyorum, bir gün babam söylemişti bu sözü. Yazınızı okurken aklıma düştü birden. Yazınız da, yorumlar da çok güzel
Sevgiler

YALNIZLIK OKULU 26 Aralık 2008 Cuma 16:56  

ya senin bu mektupların yüzünden ben haftanın her günü cuma olsa demeye başladım...Her yazın ayrı bir güzelde şu cuma mektuplarının yeri banbaşka geliyor bana...

yollardagezer 26 Aralık 2008 Cuma 20:41  

hep pazardayız da çarşambadayız sanıyoruz, o seyrettiğimiz de avrupa yakasının yeni bölümü değil tekrarı aslında =)

eline sağlık. böyle aklı başında metinler okuyunca yüzüm aydınlanıyor inan =)
bi de: cumaları seviyorum ben ya, mubarek gün işte, miss.

Aydan Atlayan Kedi 26 Aralık 2008 Cuma 22:28  

ENİS DİKER: Sevgili Enis Bey, ben aslında hayatın günlerini unutarak yaşama taraftarıyım. Sanki hayat bitimsizmiş gibi her günü içimize çeke çeke. Ama bu demek değil ki kendini bırak, umursama ne hayatı ne kendini ne de insanları. Elbette öyle değil. İnsan bir çamur parçası ve kendi yaşamında kendi elleriyle şekil veriyor kendine. Ben buna inanıyorum. Hayatın sonunda o çamur parçasından güzel birşey çıkarabilmişsek güzel bir hayat yaşamış olacağımızı düşünüyorum. Hem yaşamış hem de yaşatmış olacağımızı...

PSİKOPATİ: Çok doğru bir söz bence bu. Çünkü, herşey ancak sona gelince değerlendirilebiliyor. Ama şu da var: neye göre iyi bir hayat. Kendimize mi yoksa topluma genel bakışa göre mi?
Çok teşekkür ederim güzel sözlerine :) Sevgilerimle...

YALNIZLIK OKULU:Senin bu güzel sözlerin yüzünden de ben şu an kıpkırmızı oldum. Çok teşekkür ederim :)

YOLLARDAGEZER: Ben de seviyorum cumaları. Hem de çok :)
Çok teşekkür ederim sözlerin de benim yüzümü aydınlattı.

kabakmeltemi 26 Aralık 2008 Cuma 23:24  

Asla asla deme... :)

Kendimi pazar gününde düşündüğüm oldu, pazarı yaşadığımı sandığım bile... Şimdi neredeyim bilemem ama sana sonunda "güzeldi..." diyebileceğin bir ömür dilerim...

Aydan Atlayan Kedi 26 Aralık 2008 Cuma 23:33  

Kesinlikle haklısın asla, asla dememek lazım. Kaldı ki ben ne zaman "asla" desem kendimi onun içinde buluyorum :)

Çok teşekkür ederim. Senin de güzel, dolu dolu bir ömrün olsun Sevgili Kabakmeltemi...

Yeşim Özdemir 26 Aralık 2008 Cuma 23:39  

Pazartesi ya da Salı olmadığımız kesin de...Umarım Perşembe'yizdir. :)))

Aydan Atlayan Kedi 26 Aralık 2008 Cuma 23:57  

Belki de çarşamba :)

sufi 27 Aralık 2008 Cumartesi 02:24  

Ben Cuma gününe geldim, içimdeki çocuk pazarteside kaldı, ya ben ona gitmeliyim ya o bana gelmeli ya da ortada bir yerlerde buluşmalıyız.
Sevgilerimle dilek.

Aydan Atlayan Kedi 27 Aralık 2008 Cumartesi 10:05  

Cuma gününde olup da pazartesi gibi hissetmek, iyi yaşanmış bir hayatın delili değil midir? Ve en güzeli pazartesi heyecanı ile cumanın olgunluğunu birleştirip yaşamak...
Mutlu ve güzel bir ömrünüz olsun Sevgili Dilek hanım.

  © Free Blogger Templates Spain by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP