04 Aralık 2008

SESSİZ SESSİZ...

Kırık bir testiden sızan su gibi zaman. Ağır ağır sızıp akıyor. Geçiyor gün, gecenin içinde yitip gidiyor. Hep olan bu. Buydu daha doğrusu.Ama bugün bir gariplik var. Akıp gitmeyen birşey... Duran ve durdukça içe işleyen... Sessiz ve korkutucu birşey. Herşey fazlasıyla yolunda, herşey fazlasıyla düzenli.

Şu karşı koridordaki kadın mesela. Bu sabah kimseyi azarlamadı, kimseye bağırmadı. Oysa sabahları çok gergin olur. Karşısına kim çıkarsa onu kurban eder öfkesine. Ve diğer adam. Hemen yan odadaki. O da sessiz sularda yüzüyor. Sabah gelir gelmez dinlediği o kalbe keder şarkılar bugün havada dolaşmıyor. Ve hiç bağırmıyor. Çünkü konuşmuyor. Öylece eli çenesinde karşısındaki ekrana büyülenmiş gibi bakıyor. Neden sessizler bu kadar? Ve bugünün nesi var? 4 Aralık 2008 tarihinin nesi olabilir?

Tuhaftır ya da tesadüftür ki; kimsenin cep telefonu çalmıyor. Odalardaki telefonlar da öyle. Sanki tüm bina insanları ince, kadife gibi bir sesle, kimseyi rahatsız etmeden konuşmak için ağız birliği yapmışlar. Öyle sessiz her yan. O özlenilen sessizlikte. Ama... Ama bu sessizlikte ürkütücü bir yan var. Kabul edilemez, alışılamaz belki... Öyle yabancı...

Ne garip; o çok kızdığım karmaşayı şu an özlüyor olmam gerçekten çok garip. Bu sessizlikten böyle rahatsız oluşum... O gürültü patırtı arasında hem rahatsız olup, hem de kendimi ait olduğum yerde hissetmişim, şimdi düşünüyorum da. Sanki hep var olan o karmaşa, sürüp giden, kesintiye uğramayan bir zamanın işareti gibi gelmiş olmalı. O karmaşa devam ettiği sürece ne iyi ne kötü birşey olmayacak, bildiğimiz sularda kulaç atacağız ve biliyor olmanın rahatlığını duyacağız içimizde. Böyle düşünmüş ya da böyle hissetmiş olmalıyım. İnsan alışmış olmakla sevmeyi birbirine karıştırıyor. Muhtemelen ben de öyle. O alıştığım karmaşayı seviyorum sanıp özlüyorum şimdi belki. Bilemiyorum. Ama bildiğim birşey var, bu sessizlik içinde yüzemiyorum...

20 yorum:

  1. Sessizliğin sesi bazen şimdiye kadar duyduğumuz en yüksek güçte sesten bile daha fazla irkiltir bizleri... Sen onu duymuşsun...

    YanıtlaSil
  2. haklısın alışkanlıkla sevgiyi karıştırmak ne sık yaptığımız bir yanılgı ve aslında ne kadar da kötü......
    işte bu yüzdendirki arada bir ani değişikliklerin olması iyi. İlk anda rahatsızlık duymamız normal.bu duruma hemen tepki vermeyip, algılayıp, duyumsamalıyız. böyle relativitelerle yavaş yavaş neyi isteyip neyi istemediğimizi bulabiliriz bir gün belki.
    ellerine sağlık.cuma yaklaşıyor heyecanlanıyorum cuma mektupların için ama bu da cuma mektupları tadında olmuş.iyiki aydan atlayıp da gelmişsin aramıza.......

    YanıtlaSil
  3. Dün burada da böyle tuhaf bir sessizlik vardı. Sessizliği, yalnız kalmayı seven birisiyim ama uzun süreli ve fazla dozajlısına katlanamıyorum ben, sürekli bir hareket, yaşam gürültüleri olsun istiyorum etrafımda.

    YanıtlaSil
  4. inan şu anda elim çenemde karşımdaki ekrana bakıyordum.aynı sessizlik şu an burda da var.sanki bi tehlikenin habercisi.sanki fırtına öncesi sessizlik.tuhaffff

    YanıtlaSil
  5. biliyorum bu sessizlik bitecek...ama sessizliğin bittiği yerde bende birşeyler almasından korkuyorum...Hep bu anı beklemiştim ya...şimdi neden korkuyorum diye soruyorum kendime...Belki boş korkular bunlar...Ama biliyorum bu sessizlik benden alacak mutlaka birşeyler...Sesleri özlüyorum...

    YanıtlaSil
  6. Kardeşim... 4 Aralık 1963'te başlayan ve 17 Eylül 2008'de sonlanan bir şey var... Beni çok ilgilendirdiğine göre .. diyorum ki acaba sen ta uzaklardan bunu hissetmiş olmayasın.. Bugün benim için de "Zaman Akmıyor...".. Çok ağır bugün tüm saniyeler, dakikalar ve saatler.. Geceyarısında 4 Aralık 5 Aralık'a kavuştuğunda eskiye döner diye umuyorum zamanın ayak sesleri..

    ÇOOOOOKKKKKKK Öptüm... Harika yazın için özellikle KENDİ ADIMA çok sağol:)

    YanıtlaSil
  7. oralar hep öyleydi de,sana mı çok karmaşık gelmişti acaba? ve bugunkü ruhsal dinginliğin mekana mı yansıdı acaba ?

    YanıtlaSil
  8. Bu sessizliği de birgün gülümseyerek özleyecek misin acaba?

    YanıtlaSil
  9. ne güzel bir yazı... usul usul okuyup, özümsedim... sevdim...

    YanıtlaSil
  10. Tüm aliskanliklar bünyeye zarar. :)

    YanıtlaSil
  11. Topla kalemini kağıdını sayfama gel ve "özgürlüğe 5 ağaç" eylemime destek ver.

    YanıtlaSil
  12. elimizden kaydığını anlamadan düşürdüğümüz şeylerin değerini anlayamıyoruz çoğu kez.

    YanıtlaSil
  13. Bazen şaşırtıcı bir şekilde sessizlik beni de rahatsız eder.

    YanıtlaSil
  14. YEŞİM: Sanırım...

    METANOİA FOREVER: İnsan alışkanlığın mahmurluğuna alışıyor en çok da. Belki bu yüzden gürültünün özlenen bir sessizliğe dönüşmesi bunca irkiltiyor bizi. Bu belki de bir kendine gelmedir. Çok teşekkür ederim :)

    VLADİMİR: Belki de yaşadığımızı daha çok duyumsayabilmek için ihtiyacımız var yaşamın sesine. Belki o yüzdendir sessizliğe dayanamayışımız...

    KARÖSHİM: Zaman baze yoğun çok yoğun bir sıvı gibi. Akmıyor katılaşıp kalıyor böyle... Geçer ama yaşam yine gürül gürül dolar kulaklarımıza...

    DELFİNA: Belki de... Kimbilir?

    BRAJESHWARİ: Büyük ihtimalle :)

    PESSOA: Çok çok teşekkür ederim :)

    DEMET: Kesinlikle :)

    KARA KALEM: O 5 ağaç bahçemde dikili olacak...

    ERHAN: İnsanoğlunun hamuru böyle çünkü...

    ÖZLEM: Şaşırmış olmaktan mı bu rahatsız oluş ne dersin?

    YanıtlaSil
  15. İnsanlar o kadar boş ve o kadar çok konuşuyorlar ki sustuklarında ben de korkuyorum. Konuştuklarında da acıyorum onlara. Acınacak halde birçoğu.

    YanıtlaSil
  16. KAKULE: Gerçekten bazen çok ama çok konuşuyorlar. Ve ne yazık ki bunların pek çoğu da gereksiz önemsiz şeyler. Ama onlarsız da olmuyor hayat işte :)

    YanıtlaSil
  17. sakın yanılıp da cumartesi işe gitmiş olmayasın? :)

    YanıtlaSil
  18. Bir ara ben de kuşkulandım ama sonra hemen o kuşkuyu çöpe attım. Çünkü sadece o günün cumartesi olduğu yanılgısı ile kalmayıp bir de orada çalışanların olduğu bir halüsinasyonun içinde olacaktım :D

    YanıtlaSil
  19. bir anlık sessizliği böyle bir şekilde anlatmak pek kolay olmasa gerek. başarılı bir yazı. sevgiler.

    YanıtlaSil