01 Aralık 2008

ÇAMUR

Tıpkı bir metale yansıyan görüntü gibi, günden geceye kalan. Aklımın içinde sesler, yüzler, eşyalar... Hergün böyle mi yoksa bugün daha mı çoklar? Bilmiyorum. Ama ışık değiştikçe canlanıp soluyorlar.

En yoğunu, tıpkı yağmur sonrası bir çamur gibi oturuvermiş içime. Tüm kahkahalar yağmur suyu gibi buharlaşmış, öfke çamur gibi sıvandıkça sıvanmış göğüs kafesime. Bu güneşli günden, mavi gökyüzünden bu çamurun kalması ne tuhaf, ne kötü. Günü bununla anımsamak, soluyup soluyup tekrar içine çektiğin öfkeyi günden kalan hanesine yazmak... Yazık...

Hep böyle aptal hep böyle mantıksız ve hep böyle bencil olmak zorundalar. Kaç kişiler onlar? Hem kendilerinin hem de etraflarındakilerin günleri ziyan eden ve bunun hiç farkında olmayanlar, yaşamanın bu olduğunu sanan bu adam ve kadınlar sahi kaç kişiler?

Tüm günü ardlarında bırakıp uykunun masumiyetine sığınmış olabilirler mi? Kimbilir?Peki o çamur kafa derilerinden gözlerine süzülürken rahat uyuyabilirler mi?

Belki...


Resim: http://www.centreflow.ca/wp-content/uploads/2008/06/footprint.jpg

18 yorum:

  1. __ ben de bu gün bir metali tutmuş gibi bir Pazartesi geçirdim .... soğuk, yanlız ve yabancılaşmış __

    YanıtlaSil
  2. Haftaya böyle başlamaktan nefret ediyorum. Metale kesiyor her yanım... Uyuyalım geçer belki. En azından alnımızdan gözümüze çamur akmadan ferah ferah...

    YanıtlaSil
  3. Günümüzde bunları bize yaşatan, yaşamamıza sebep olanların uykuları sadece geçicidir. Bu makinalaşmış dünya kaybettiklerinin farkına vardığında gözlerinden süzülecek olan öamur onları arındıracak, ama ne kadar temizleyecek. bende bunu merak ediyorum. Yaşadıklarına ve içinde bulunduğun toplumun bu kadar duraysızlaşmasına karşı cıkmamak nasıl bir davranış!

    ...fikrimce yine kısa ve öz bir maniydi. Hayatımızda en güzeli herkesin çok kelime ile anlattığını bir kaç kelimede toplamak. Tebrikler :))

    YanıtlaSil
  4. Çoklar ne yazık ki çaresizim...

    YanıtlaSil
  5. Sayıları az ama etrafı çamurla sıvayıp herşeyi kapkaraya boyamaya güçleri yetiyor malesef.

    YanıtlaSil
  6. Benzer duygularla yazdığım birkaç satır vardı, yazını okuyunca aklıma geldi. Kısaca paylaşmak istedim...

    küçük insanlar
    daima küçük kalacaklarının
    ve baktıkları dev aynasında
    hep aynı cüceyi göreceklerinin
    farkındalar değil mi?

    YanıtlaSil
  7. Yarattığı gibi çamuru da yok edecek olan sudur. Güzel yağmurlar yağsın güzel insanların üzerine.. (ayrıca benim ayakta ne işim var.. uykum var.. iş var ..)

    İyi geceler gececilere, günaydın sabahçılara ve mutlu günler keyifçilere ;)

    YanıtlaSil
  8. Ne yazik ki cok kisiler.. Her yerde ve her zamandalar ne yazik ki..

    YanıtlaSil
  9. LİBERTER KEDİ: Sayılarını bilmiyorum ama bizlere verdikleri zarar çok ama çok fazla. Aslına bakarsan kedicim kendimizi de suçlamak gerek galiba. Bize bunca zararı verenlere izin verdiğimiz için. Kötülük hep olacak, dünyanın dengesinde var bu, ama kötülüğün karşısında iyi iyiliği ile var olmak zorunda.

    KAPTANZADE: Çaresizlik hissediyoruz o sayıya ama yaptıklarına çaresiz kalmamalı... Değil mi Kaptan?

    VLADİMİR: Kötülük neden iyilikten daha güçlü olmak zorunda. Kendini sınırlayan hiç birşey olmadığı için mi, bunca umursamaz olduğu için mi?

    EKİN ACAR: Çok küçükler, küçük ve benciller...

    ZEYNEP: Evet Su... Su lazım bize... O çamurdan artımak için arınmak için...

    MEHTAP PASİN GUALANO: Ne yazık ki her yerdeler ve her yana yayılıyorlar...

    YanıtlaSil
  10. Ne yazık ki varlar Fulya'cım, ne yazık ki:(((

    YanıtlaSil
  11. Yürüdükleri çamurlarda kirlettikleri ayaklarıyla basıyorlar gönlümüze. Ve onların en tehlikelisi kim biliyor musun? Bütün o yaptıklarına rağmen, kendisini "iyi" sanan ve ne yazık buna inanan. Uzak durmak gerek...

    YanıtlaSil
  12. Insaniz biz, en kirli olaniz...

    YanıtlaSil
  13. ÖZLEM: Ne yazık ki...

    PARPALİ: Asıl sorun da bu işte Parpali'm. Yaptıklarının farkında olmayan ve kendilerine kuşkusuz bir güvenle inananlar...

    DEMET: Ama kirlerimizden arınmalıyız...

    YanıtlaSil
  14. "Namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket kurtulamaz." İsmet İnönü

    Sanırım onlar bir yandan kirletirken bir yandan da "Temizizzzz!" diye bağırıyorlar ve ne yazık ki sayıları hiç de az olmayan bilinçsiz insanları kandırıyorlar.

    Sorun biraz da bizde, ya da bende diyeyim. Okuyoruz, düşünüyoruz, yorumluyoruz, yazıyoruz; ama bağıramıyoruz. Onlar gibi bağıramıyoruz. Bizi sadece bizim gibiler duyuyor, anlıyor. Bu da yetmiyor, hiç yetmiyor...

    Dostça kalın.

    YanıtlaSil
  15. Bu söze çok inanıyorum: "Namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmadıkça o memleket kurtulamaz."

    Kötülüğün sesi hep daha yüksek daha yüksek çıkıyor. Çünkü, en ufak bir engel kural tanımıyorlar. Sonuçları umursamıyor, sadece ben merkezli hareket ediyorlar.

    Cesur olmalı... Karşı durmalı...

    YanıtlaSil
  16. çamurun sıçramadığı güzeli kirletmediği hiç bir yerimiz kalmadı :(((

    YanıtlaSil
  17. Hani demiştim ya, yılbaşı yaklaşıyor, çam fidesi alıp dikme zamanı diye, hatırlıyormusun. Aslında ben bunu senelerdir, doğal bir hareketimmiş gibi yapmayı sürdürüyorum. Sadece yılbaşına has bir olayda değil bu. Aklıma geldikçe, nasıl dolaptan birbardak su içmek için uyanıyorsam, doğayı uyandırmak içinde sıradan davranmak gerektiriyor. Bir paket sigaraya ben 4 çam fidesi alıyorum. Düşünebiliyormusun. 4 kocaman ağaç. Eğer onları yeni dikmişsem ve o an sağanak başlamışsa gökten delicesine, odunluğumda her zaman uzun çıtalar ve geniş muşambadan naylonlar bulunur benim. Yağmurluğumu giyip, çizmemi takar evlatlarıma koşarım. Çıtalardan bir kare, üzerine naylon, işte sana sevgi ile büyüyen bir orman. Bir paket sigara parası, yarım saat vaktiniz, 4 ağaç. Toprağa tutunana kadarda himaye. Doğa sizden bir şey beklemez, var olanı geri alır. Bunu asla unutmayalım. Çamur heryerde ama önce zihinlerimizde. İlk önce birey olmayı, daha sonra, tutunmayı yadsımalıyız. Gerisi kolay. Teferruat.

    YanıtlaSil
  18. YALNIZLIK OKULU: Ne yazık ki haklısın. Ama keşke olmasaydın...

    KARA KALEM: Hatırlamaz mıyım? İnan bana tüm gün bunu düşündüm. Ne kadar harika bir fikir olduğunu, ne kadar onurlu bir duruş olduğunu. Hep şuna inandım ben; sürekli hayatın dünyanın kirlendiğinden şikayet edip durmak yerine, tıpkı ateşe bir damla su taşıyan karınca misali, kendi payımıza düşeni yerine getirmek zorundayız. Bu insan olmanın, üzerinde bize yer veren toprağa duyduğumuz saygının bir gereği. Eğer yaşama gözlerimizi yumacağımız o an geldiğinde gönül huzuru ile gidebilmek istiyorsak, "gerçekten insan gibi yaşadım" diyebilmek istiyorsak bu şekilde yaşamak gerekli. Çok çok teşekkür ederim. O güzel yazı için, bu güzel yorum için ve akıllarımıza ışık yaktığın için.

    YanıtlaSil