17 Aralık 2008

TERLİK VE ÇAYDANLIK

"İşlerimiz ters gitmesin diye" dedi. O yüzden geri dönüp çevirmiş terlikleri. Eğer terlikler ters durursa, yani olmaları gerektiği yöne bakmazsa yüzleri, işler ters gidermiş. Mahçup mahçup gülümsedi sonra: "Biliyorum anlamı yok ama yine de içim rahat etmiyor." Güldüm ben de. "Boşver" dedim "senin terlikleri düzeltmenin kimseye bir zararı olacağını sanmıyorum."

"Şaşırdın mı?" dedi. "Neye?" deyip gülümsedim. Gülümsedi o da. "Yok şaşırmadım" dedim "annem de çevirir terlikleri." Bir süre sustuk. "Aslında" diye başladım lafa "daha başka şeylere şaşırıyorum ben galiba." Derdim şaşkınlıklar üzerine konuşmak değildi. Sadece yol boyu susarak gitmenin ikimize uygun olmayışı nedeniyle rahatsız olmuştum. Çünkü henüz birlikte susacak ve bundan gocunmayacak kadar yakın değildik. İkimiz de birbirimizin, "ne sıkıcı insan" demesinden korkuyorduk galiba. Evet, saçmaydı ama öyleydi.

Ben şaşırmaktan söz açında nefes alıp gülümsedi. Az önce henüz birlikte susmak için çok erken olduğuna dair aklımdan geçenler belli ki onun da aklında geçiyordu. "Evet" dedi "neye şaşırırsın mesela?" Neye şaşırırdım sahi? Hayatın bütününe şaşıyordum ya bunu söylemekten vazgeçtim. Sanırım sıradan, klişe bir laf etmekten korktum ya da genel birşey söylemekten. "Ölümlere ve ölümden kurtuluş biçimlerine..." dedim. "Nasıl yani?" diye sordu. Ona şunları anlattım: "Zamanın birinde bir aile varmış. Akdenizin sıcağını bilirsin, çok insan o sıcaklarda yaylalara kaçar ve tüm yazı orada geçirirler. Bu aile de yaz tatillerini yaylalarda geçiren ailelerdenmiş. Eylül ayında, sıcaklar çekilince dönmüşler evlerine. Evi temizlemiş, eşyalarını yerleştirmişler. Çok da yorulmuşlar. Evin hanımı hemen bir çay koymuş. Ayaklarını uzatıp çaylarını içmişler. Kadın, adam ve çocuklar. Yorgunluktan olsa gerek hepsi olduğu yerde uyuyakalmış. Ama sabah hiçbiri uyanamamış." Gözlerini ayırarak merakla sordu: "Neden?" "Çünkü, çaydanlığın içinde akrep varmış. Kadın çayı demlerken görmemiş onu. Akrebin zehri kaynayan suya akmış. Ve hepsini zehirlemiş." Yine şaşkınlıkla sordu: "Bu gerçek bir öykü mü?" "Anneannem anlatmıştı. Gerçektir sanırım. Belki o da bir yerlerden duymuştur."

Yine sustuk. Sanırım ikimiz de öykü üzerine düşünüyorduk. Ya da garip ölümler üzerine. Sessizliği bozan yine ben oldum: "Bu öyküyü duyduğumdan beri ne zaman çay koysam mutlaka içine bakarım, çaydanlığı iyice yıkarım." Onun terlikleri düzeltme meselesine döndüğümü anlayıp gülümsedi. "Bu bir batıl inanç değil ama. Benim terlikleri çevirmeme benzemiyor." Doğruydu, bu bir batıl inanç değildi ama batıl inançların da bu tip garip olaylardan doğmadığını kim söyleyebilirdi. "Evet." dedim. "Eğer biri bir zaman ters dönmüş terliklere takılıp başını yere çarpmış ve ölmemişse."

Fotoğraf: http://www.perksdg.com

17 yorum:

  1. Iki sey; biri yazinda gecen su cumle "...henüz birlikte susacak ve bundan gocunmayacak kadar yakın değildik".
    Derin sessizlikler insanlari urkutur cogu zaman bunun uzerine dusunurdum neden urkuturdu ki? Ama simdi bu cumle ve yazinin geneli cevabi oldu sorumun. Tesekkurler.

    Digeri ise garip olumler uzerine...eger bulabilirsen su filmi tavsiye ederim..."Darwin Awards"
    http://www.imdb.com/title/tt0428446/

    YanıtlaSil
  2. Ben görseldeki çaydanlığı çok sevdim. Ben de terlikleri düzeltirim. Hurafe desem de ters dönmüş terlik gördüğümde düzeltmezsem içim içimi yer. En sonunda ulan terlik sen mi büyüksün ben mi ... pardon o başka bir şeydi. Neyse işte çeviririm ben de. Akrepli çay ne kadar da korkunç. Iyyykk..

    YanıtlaSil
  3. BİRAZ: Ben ne zaman biriyle sus pus olmuşken rahatsız olmuyorsam onunla yakın olduğumu ve onun da susmaktan rahatsız olmadığını farkettim. Bu biraz da yakın olduğumuz için, birbirimizi bildiğimiz için ve kendimizi karşımızdakine kanıtlamak zorunda kalmadığımız için oluyor galiba.

    Filmi buldum. En kısa zamanda izleyeceğim. Çok teşekkürler :)

    BUZCEVHERİ: Ben de bayıldım çaydanlığa. "İçi dışı bir" modeli bir çaydanlık di mi :) En azından içinde akrep olmadığını hemen anlarsın :)

    YanıtlaSil
  4. İlk kez üniversitede fark ettim sessizliğin rahatsız ediciliğini. Sanırım arkadaşım dediğim insanların samimiyetsizliği yüzündendi bu. Ve sessizliğe düşmekten delicesine korktuğum için grubun en gevezelerinden biri oldum. Halbuki çok az insanın yanında çenem düşer benim. Tam iki kişinin hatta ve yine o iki kişinin yanında konuşmadığımda hiç rahatsız olmam! Bilirim çünkü onların içini dışını. Sessizlik güzeldir de yanında sessizce oturabileceğin dost bulmak zordur.

    YanıtlaSil
  5. çaydanlık güzel.terlikleri çevirsen nolur çevirmesen nolur

    YanıtlaSil
  6. Sevgili kedi;
    Terlik ya da ayakkabı eğer ters döndüyse sahibi ölür demişlerdi bize de.Onun için hemen düzgün duruma getiririm ben de.Sonra biri öldüğünde ayakkabıları sokağa konur ya, bu tür yaptırımların mutlaka bir sebebi vardır diyorum.Nedeni ise tartışılır, uygulamak ta bize bir şey kaybettirmiş olmaz.Bush' a da ayakkabı fırlatıldı,onlarca da büyük hakaretmiş ayakkabı fırlatmak.Vardır bir hikmeti! sevgiler.Dilek.

    YanıtlaSil
  7. Cümlelerin derinliğinde kayboluyorum bloguna geldiğimde.. Blogun zaten, hafif ve ucucu bir his yaratıyor bende..Yormuyor, gözüm rahat dolanıyor içinde..Önce yazına seçtiğin ve her seferinde nerden bulduğunu düşündüğüm özellikle çercevesiz ve beyazin içinde gördüğüm fotoğraf etkiliyor beni.. Sonra, yazi hep aynı uzunlukta ve sıkmayacagını bildigim gibi yine.. Sonra cümlelerin geliyor..Derin derin okumak, içine girmek ve özümsemek için yavaşlıyorum. Anlattığın hikayeleri çok seviyorum. Bunlar batıl inanç veya ölüm bile olsa.. İçinde hayata dair, saf, şeffaf ve naif bir dokunuş oluyor her seferinde... Yorum yazarken düşündüklerimi yazıyorum.Çünkü her seferinde yazılmaz "bunu da çok sevdim yine" diye..

    YanıtlaSil
  8. Aslında hepsinin çıkış sebebi insanların yaşadıkları değil midir?
    Ben de telik yönüne değil de ters dönen terliğe sinir olurum bak:))
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  9. KAKULE: Ben de bunu farkettiğimden beri birlikte susabileceğim insanlara hep daha yakın oldum...

    REBELON: O yüzden bırakalım çevirsin terlikleri... bu kimseyi incitmez değil mi :)

    SUFİ: Ben de hep şöyle düşündüm terlikler konusunda: toplum bize birşeyleri öğretmen, düzenli tertipli olmamızı sağlamak için bizi gelecekte olacak kötü şeylerle korkutmayı tercih ediyor. Terlik meselesi bu yüzden doğmuştur gibi geliyor bana.Ama Bush'a fırlatılan ayakkabıdan sonra ayakkabı artık bir sembol. Karşı duruşun sembolü...

    BRAJESHWARİ: Sabah mutluluğum oldu sözlerin. Yüzümdeki gülümsemeyi hayal edebiliyorsun, değil mi? Çok teşekkür ederim.

    ÖZLEM: Kesinlikle öyle. Hepsinin çıkış sebebi bu.
    Sevgilerimle Özlem'ciğim...

    YanıtlaSil
  10. Hırsız çiçekleri... Çiçeğin gerçek adını hiç bilmedim. O cümleyi bana kim söylemişti onu da hatırlamıyorum. Ama aklıma nasıl kazınmışsa artık, hala gördüğümde aklıma gelir o cümle. "O çiçekleri toplayınca eve hırsız girer."

    Böyle cümlelerin, yapılmasını istemeyen biri tarafından öylece ortaya atıldığını düşünürüm ben. Öyle sürüp gider. Nasıl yayıldığının farkına bile varmaz kimse.

    Çok güzel bir yazı olmuş yine. Seni okumak iyi geliyor bana demiş miydim daha önce? :)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  11. Ben de öyle düşünüyorum Parpali'm, kötü davranışları engellemek için doğuyor bu batıl inançlar. Çiçekleri koparmasınlar diye eve hırsız gireceğiyle korkutmak gibi...

    Çok çok teşekkür ederim, mutlu oldum sözlerinden :)Sevgiler benden de...

    YanıtlaSil
  12. ya bende duymuştum bu akrep hikayesini çok üzülmüştüm , terliklerinde içine bakmak lazım bide, akrepler ayakkabılarada saklanır

    YanıtlaSil
  13. Ben bakarım terliklere ayakkabılara :) Akdeniz'de yaşıyorsan hele de evin bahçeliyse akrep paranoyan oluyor zaten ister istemez :)

    YanıtlaSil
  14. bir kere o çaydanlığı çok sevdim =) akrep olayını ağzım açık okudum. "oha!" efektini duymuşsundur belki. görünmez kaza mıdır, nedir. ve bir itiraf ben de 'küçükken' terlikleri, ayakkabılarını tersse tek tek çevirirdim düzüne. şimdi de alışkanlık mı oldu nedir, hala çeviriyorum düzen adına. eğitimimizinbir parçası olarak yerlerini alıyor bu batıllar da..

    YanıtlaSil
  15. Yazdıklarını okuduğumda anımsadım; ben de terlik konusunda takıntılıydım. Artık o yıllarda hangi teyze anlattıysa terlik ters dönünce sevdiğin birisi ölür sanıyordum. O yüzden de bütün terlikleri düzelte düzelte perişan olmuştum. Sanırım büyüdükçe terlik döndü diye insanların ölmediğini görünce vazgeçtim bu sevdamdan... Beni gene eskilere götüren bu sıcacık yazı için sağol Fullam...

    YanıtlaSil
  16. İş olacağına varıyor işte. Olacakla öleceğe çare bulunmuyor...

    Bir de şehirden uzakta yaşarken gördüm ki akrepler, yılanlar insana bir şey yapmıyor. İnsanlar onları öldürüyor... Her şeyi olduğu gibi...

    YanıtlaSil
  17. THESAURUS: Ben de sevdim o çaydanlığı :) Terlikleri düz çevirmek bana aslında çok da garip gelmiyor. Kimseye bir zararı yok ki hem. İnsanın içini rahatlıtıyorsa neden olmasın, değil mi :)

    YEŞİM: Sanırım hepimizin böyle bir teyzesi var bize batıl bir inanç yadigar bırakan :) Sen de sağol Yeşom, okuduğun için.

    KABAKMELTEMİ: Çok ama çok haklısın. Yılan ve akrep sadece hayatlarının tehlikede olduğunu hissettiklerinde zarar verir. Bir çeşit nefs-i müdefa yani. Ama insan öyle mi ya? Keyfine adam öldürür...

    YanıtlaSil