28 Şubat 2011

5 dakika geç kalmak çocukları ağlatmak için yeterli bir sebep midir?

Yukarıda fotoğrafını görmüş olduğunuz kişi bir halk oyunları eğitmeni. Aylarca yarışma için hazırladığı öğrencilerini 5 dakika geç kaldıkları için yarışma dışı bırakanlara isyan ediyor. Çocuklarının emeğinin boşa çıkmış olmasına ve o küçücük çocukların yaşadıkları hayal kırıklığına duyduğu acı yüzünün her yanından okunuyor. Çocukları için verilen diskalifiye kararına karşı kendini yerden yere atmasına kimse anlam veremiyor o sırada. Belki de kararı kabullenip boyun büküp çocuklarını alıp oradan uzaklaşmasının "normal insan davranışı" olacağını düşünüyorlar. Herkes adamın kendini yerden yere atmasına şaşkınlıklar içinde bakıyor. Çok ilginçtir ki aslında bu adamın isyan dolu davranışının normal olduğu kimsenin aklına gelmiyor. Aylarca verilen emeğin bir çırpıda ziyan olması, sanki herşey tam zamanında olurmuş gibi, sanki bu ülke dakikliği ile tanınan bir ülkeymiş gibi 5 dakika gecikmenin bunca emeği, haydi emeği bir yana bırakın el kadar çocukların hayallerini çöpe atmasını bu adamın kabullenip sessizce çekilmesi "takdir sizindir" demesi mi bekleniyor?

Eğitmenin ve çocukların hikayesi daha sonra ortaya çıkıyor. Eğitmen Nuri Kanat yarışma öncesini şöyle anlatıyor: "Cuma günü saat 11.00'de çocukları provaya gönderdim, kumaş bulmamız zor oldu ve ben kumaşı bulana kadar cuma namazına denk geldi. Saat 13.15'te terzi yeni geldi. Ben o gece sabahın 04.00'üne kadar terzide kıyafetleri bekledim. Sabah saat 06.00'da okula gittim, çocuklar toplanıncaya kadar saat 07.30 oldu. Elbiseleri dağıtıp eşimle birlikte çocukların kıyafetlerini giydirdik. Onlara giydirene kadar ve düzenli hale gelene kadar saat 08.00 oldu. Daha önce ayarladığım minibüs şoförünü aradım, ancak ulaşamadım. Tekrar 5 minibüsçüyle irtibat kurmaya çalıştım. Ancak kimse telefona cevap vermedi. Çocukları o kıyafetlerle çamurlu yollarda 3 kilometrelik yolu kat ederek yarışma salonuna ulaştım. Bunda eğer 5 dakika geç gelmişsek ve suç ise buna diyecek bir şeyim yok. Eğitimciler bu kadar bahanecimi olur. Hiç mi vicdanları sızlamadı. Küçücük ve minicik çocukları üzmeye ne benim ne de hiç kimsenin hakkı vardır. Bu çocuklara defalarca maddi durumum iyi olmamasına rağmen kendi imkanlarımla sahip çıkmışımdır. Bana yapılan bir haksızlıktır. Eğer eğitim anlayışları buysa, bu kadar bahaneci bir eğitimci ortamı olduysa ben bu çocuklarımı sonuna kadar savunurum. Canımı ve bedenimi hiç düşünmeden onlara feda ederim. Ben herkesi vicdanları ile baş başa bırakıp onları yüce Allah'a havale ediyorum."

Bütün bunların olmadığını varsayalım. Mesela diyelim ki, çocuklardan biri beş dakika geç kaldığı için bu ekip gecikti ve diskalifiye oldular. o geç kalan çocuk sizce ne hale düşecekti? Tüm ekip onu suçlamayacak mıydı? Okulda onu dışlamayacaklar mıydı? Peki bütün bunlar o çocuğun hayatını cehenneme çevirmeyecek miydi? Çevirecekti. Tamam o çocuk geç kalmamış olsun. Geldikleri dolmuşun lastiği patlayamaz mı? Yolda bir kaza olmuş yol kapanmış olamaz mı? Daha bin tane durum bu insanların başlarına gelebilirdi. Bu ekip 5 dakika değil yarım saat geç kalabilirdi. Neden hiç hoşgörünüz yok? Neden böyle bir ülkede akla mantığa sığamayacak aksiliklerin olabilirliğini kabullenemiyorsunuz? Neden yarışma kuralları el kadar çocukların gözyaşlarından daha değerli? Bu çocukların bu yaşlarında katı kurallarla tanıştırarak onlara ne katacağınızı hesaplıyorsunuz? Eğitim, eğitim diye bağırıyorsunuz da neden eğitimin bu yanına bakamıyorsunuz? Bu çocuklara matematik, türkçe öğreterek elinizden geleni yaptığınızı mı sanıyorsunuz? Biliyor musunuz çok yanılıyorsunuz. O çocukların gözyaşlarının sizin kurallarınızdan çok daha değerli olduğunu anlamadığınız müddetçe ve bunu o çocuklara hissettiremediğiniz müddetçe sakın onlardan saygı beklemeyin. Belki size başlarıyla selam verirler ve yine belki ceketlerinin önünü iliklerler ama arkanızdan küfrü basarlar.

Haber: HabercinizFotoğraf: elmahaber

8 yorum:

  1. tam anlamıyla rezalet öğretmenin kendini öğrencileri için bu kadar paralaması ise gözlerimi yaşarttı. onun gibi birkaç öğretmen daha kaldı onlar da olmasa çocuklar iyice bomboş bir kafayla mezun olacaklar

    YanıtlaSil
  2. tam anlamıyla rezalet öğretmenin kendini öğrencileri için bu kadar paralaması ise gözlerimi yaşarttı. onun gibi birkaç öğretmen daha kaldı onlar da olmasa çocuklar iyice bomboş bir kafayla mezun olacaklar

    YanıtlaSil
  3. Merak ediyorum, eğer o yarışmaya bir "devlet büyüğü" iştirak edecek olsaydı ve adetleri olduğu üzere geç kalsaydı, 5 dakika değil 5 saat o çocukları ve onlarca insanı bekletmezler miydi? O zaman eğitimden, disiplinden ahkam kesebilirler miydi ? Gücü yeten gücü yetene işte...

    YanıtlaSil
  4. Ne acı bir olay ya.
    Benzerini oğlum ilk okul 1ci sınıfta iken depresyonlu bayan sınıf öğretmenimiz sayesinde bir 23 nisan gösterisinde yaşamıştım. Öğretmen hanım başka bir öğretmene sinir oldu diye haftalarca hazırlanan çocuklarımızı gösteriye çıkarmamıştı. Elimizden zor aldıkları gibi sonraki seneye okuldan da alındı allahtan.

    YanıtlaSil
  5. Hiçbir iyilik cezasız kalmıyor.

    YanıtlaSil
  6. o kadar üzüldüm ki kızkardeşim :( birde bu olay hakkaride oluyor folklor oynamalı bile güzel derken olay çok fena hoşgörülü olmak değil aslında sorun.sorun kazanacak başka bir ekibin olmasıdır muhakkak çünkü herşeyde olduğu gibi bu işlerde de yandaşlık mevcut canım:( sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. Haberlerde seyredip çok üzülmüştüm önce eğitmenin sonra da çocukların hallerine.Katılmalarına izin verseler incileri mi dökülürdü sanki.

    YanıtlaSil
  8. Akıl dışı bir olay. Sinirlenmemek elde değil.

    YanıtlaSil