20 Şubat 2011

kendine ait bir gün...

Bugün pazar ve ben sabahın köründe kalktım. Cumartesi de dahil olmak üzere her gün işe gitmek için erkenden kalkan ben "bugün de kendim için erken kalkayım" diye düşündüm iyi de ettim. Öyle ki hayatımın işten ibaret olan son 6 gününde ne birşeyler okudum, ne arkadaşlarıma zaman ayırabildim, ne iki kelime yazabildim hatta telefonları "ben seni daha sonra arayacağım" diyerek arkadaşlarımın yüzüne kapadım. Bütün bu söylediklerimi duyan  başkalarının hayatını kurtarmak ile ilgili bir işim olduğu yanılgısına kapılabilir. Öyle ya insan kendi hayatını ancak başkalarının hayatı söz konusu olduğunda böyle çöpe atabilir öyle değil mi? Ama benimkisi öyle değil. Her neyse "bilin bakalım benim işim nedir?" bilmecesi sormak için yazmıyorum bunları. Ben sadece bugün hayatımı zalim düşmanın kucağından çekip geri almışım gibi hissediyorum ve birazcık bundan söz etmek istiyorum.

İnsanın işten başını kaldırıp derin bir soluk alması ve önünde sadece kendine ait olan bir günün bulunması büyük bir mutluluk. Yarım kalmış kitaplar, arasına işaret konmuş dergiler, okumak üzere çıktısı alınmış yazılar, yarım bırakılmış mektuplar, izlemek için yanıp tutuştuğun bir dolu film, birikmiş gazeteler ve her ayrıntısını bilmek istediğin bazı haberler, sesini duymak istediğin arkadaşlar, yüzünü görmek istediğin dostlar, oturup üzerinde derin derin düşünmek istediğin mevzular, pencereden hiçbir şey düşünmeden sadece ve sadece çaynı yudumlayarak geçirmek istediğin zaman dilimleri, geçen günler boyunca kaçırdığın ve telafi etmek istediğin bir dolu şey. Fakat işin ilginç yanı şu ki eğer böyle günlere ancak uzun zaman sonra sahip olabiliyorsan ve yapılacak bir dolu şey varsa hiçbir şey yapamıyorsun. Çünkü kitap okusan aklın filmde kalıyor, gazetelere dalsan gözün telefona kayıyor, bir kaç satır yazsan "okumak mı keyifli yazmak mı" diye saçma bir düşünce aklında yanıp sönüyor ve sen bütün bu ikilemlerin içindeyken gün sonunda yine yarımlarla kalakalıyorsun.

Ben hayatım boyu böyle oldum. Bunun tek bir günün kendime ait olmasıyla ilgisi yok. Herşeyi merak eden ruhum, herşeyi yarım yamalak bilen bir aklı doğurdu eninde sonunda. Ve bunun sonucunda nurtopu gibi zamanı planlama konusunda ciddi bir sorunum oldu. Ama bugün için yeni bir yöntem geliştirmeyi planladım. Eski yöntemim "canım ne istiyorsa onu yapayım"dı ve elbette yanlış bir yöntemdi zira canımın birşey istemesi dakikalık, saniyelik birşeydi. Ben de bu yöntem yerine "öncelikli olan nedir?" yöntemini uygulamaya karar verdim. Çünkü şu değerli günü harcamak istemiyorum. Gün sonunda yöntemin işe yarayıp yaramadığını göreceğim. Ama asıl merak ettiğim şu; sizler yapmak istediğiniz pek çok şey varken aklınız diğerine kaymadan birşeyi sonuna kadar yapabiliyor musunuz?

Fotoğraf: Life

15 yorum:

  1. Kesinlikle hayır! Onu da mı yapsam, buna ne olmuş, bir bakayım derken...doğru dürüst yapıp bitirdiğim birşey nadirdir benim! Maalesef...Sevdiğim o şeylerin hepsini birden yapmak isterim ve sonuç...püf.. :)

    Sizin yeni yöntemi ben de uygulamaya çalıştım ama maymun iştahlı biri olarak tam iyi bir sonuç alamadım. Yine de uygulayıp bitirdiğim "projelerim" oldu. onların düşüncesiyle avunuyorum:)

    YanıtlaSil
  2. Sabah sabah kendimi buldum yazıda.. Günümüz de birbirine benziyor neredeyse:))Erken kalktım vr şa ana kadar sonlandırabildiğim tek şey bi tencere yemeği ocağa koymak. Gerisi onun işi artık.. Pişmesini beklerken suyun altına girip çıktım bi de..Kitaplar..filmler..yazılar..çiziler..yağmurlu güzel bir hava , dışarda gezmek de güzel olur..aslında bir kek bir çay dahiç fena değil.. bakayım..oooo daha akşama çok var canım olur hepsi!!!!!:)))) İyi Pazarlar..Gönlünüzü serin gitsin..

    YanıtlaSil
  3. cocuklardan sonra asla kendinize ait bir gun olmuyor malesef ...aslinda ben gunude gectim bir kac saat bile luks oldu :( gune kendi istegim disinda 6.30 da basladim ..biri su an odasinda buz devri 1'i seyrediyor , digeri ellerini yalayarak ve mizmizlanarak uykuya dalmaya calisiyor , bende yanan gozlerle sizi okumaya calisiyorum :) gercekten yapmak istediklerim sanirim bir sure daha askida kalacak...

    YanıtlaSil
  4. Kendine ait bir oda aklıma geldi.Önceliği olanı seçmek işlerin daha kolay bitmesini sağlıyor.Kimi zaman da gönlüne göre yapmak insana nefes aldırtıyor.Çok ciddiye almamak gerekiyor belki.İş için yapılan hazırlıkları işimden dolayı 3 gün sonrasını bugünden yaparak zamanı çoğaltmayı deniyorum ben de.Ama farkettim ki,önceden öncelikli olanı yapmak bile bir boğuntu getiriyor.Bunun sonu yok dedirtiyor insana.

    YanıtlaSil
  5. Ben sadece haftada iki günü dolu olan biri olmama rağmen genelde "hiçbirşey" yapamıyorum. Aldığım 4 kitap şuan rafta öylece bekliyor. Oysaki hepsini aşırı derecede merak ediyorum. Aylardır bir gazeteyi oturup keyifle sonuna kadar karıştıramadım. Öğrenciyken daha güzeldi. Cumartesi sabahları en iyi arkadaşımla uzun kahvaltılar yapar, 3 gazete birden alıp gün saatlerce okur, sahile çay içmeye falan giderdik. Şimdi aylaklığımın müthiş temposunda, saatlerce pc başında oturup oyun oynuyorum. Aslında ben çalışma hayatında daha planlıyım, bunu keşfettim. Hatta çalışırken zamanın kıymetini bilip daha çok şeye vakit ayırabiliyorum.

    YanıtlaSil
  6. Eğer sevdiğim bir şeyi yapıyorsam bunu yapmaya özen gösteriyorum. O anda beni bölecek, kesecek hiçbir şeye izin vermiyorum.

    YanıtlaSil
  7. " Kendine ait bir gün " offf kedicim ne güzel bir cümle bu yaaa:)))

    YanıtlaSil
  8. Merhaba,

    Mutluluk Projesi adlı bir kitap okumuştum. Orda istek/ihtiyaçlar proje olarak kabul edilip her ay her biri üzerinde çalışıyordu yazar. "Ay" benim gibi sabırsız birisi için biraz uzun. Bu nedenle okuma haftası, yazma haftası, gezme haftası gibi haftalar belirledim kendime.. hiç bir şeyi yapamamaktan ya da yarım yapmaktan daha iyi olduğunu düşünüyorum. Dolu dolu değerlendirilebilen bol vakitler diliyorum herkese

    YanıtlaSil
  9. sevgili aydan atlayan kedi,
    ben de kendime çok yakın buldum paylaştıklarını...
    özellikle, "Herşeyi merak eden ruhum, herşeyi yarım yamalak bilen bir aklı doğurdu eninde sonunda." cümlen öyle yakın ki benim halime..
    çok keyifliydi yazın, eline sağlık.

    YanıtlaSil
  10. Kediciğim,
    Kimi gün, yapmak "istediğim" pek çok şey ve kimi gün de yapmam "gereken" pek çok şey oluyor.
    Gereklilik varsa, yapmamak için daldan dala atlıyorum.
    İstek varsa, "en çok..." sırasına koyuyorum.
    :)

    YanıtlaSil
  11. "Canım ne istiyorsa onu yapayım" hayatımın genel felsefesidir. Sonuçta zaman çok hızlı akıyor. Benim onları bile planlamaya zaman ayırmam demek başka şeylerden çalmam demek. Sonuçta hayatınız için öncelikli ve gerçekten önemli olanları muhakkak yapıyorsunuz. Mesela yemek yemek,uyumak,kitap okumak,kişisel bakım gibi temel şeyleri zaten yapıyorum. Diğerleri anlık kararlarla gelmeli. O an aklına estiyse yapmak gerek. Yapamadığımız şeyler için pişmanlık duymamak gerek çünkü herşeye yetişmek mümkün değil.Aslında denemenizin sonucunu merakla bekliyorum. Planlı hareket edilen günlerin diğer günlerden farkı olacak mı?

    YanıtlaSil
  12. Çocuklu olunca öncelik otomatikman belirmiş oluyor. Kendine ait zaman bazen baktığımda ne kadar az diyorum ama oğluma bakınca da işte kendime dair en önemli gerçek diyorum. Yani anne, eş, çalışan olmak kendin olmanın sınırlarını epey zorluyor bizde Aydan atlayan Kediciğim:)

    YanıtlaSil
  13. N.NARDA: Yok yok ben sanırım yine eski yöntemime döneceğim. "Öncelikli olan nedir?" yöntemi hiç işe yaramadı :) sanırım bazılarımızın zihni böyle bir ondan bir bundan beslenmeyi seviyor.

    UYKUSUZ//UYURGEZER: Ben bütün gün istediğim herşeyi yaptım ama hepsini ucundan kıyısından. :)

    ÖZLEM ANNE: Evet çocukların istediklerimizi yapma konusunda tatlı bir engel olduklarının farkındayım. Geçenlerde küçük yeğenimle bir saat zaman geçirdim ve saniyeler içinde yer değiştiren bu ufaklığın insana hiçbir şey yaptırmayacağına iyice kani oldum :)

    ADSIZ: Kendine ait bir oda kadar kendine ait bir gün de önemli değil mi? Hayatlarımızın akışına bakarsak kendimize ait günler öyle sınırlı ki. Plan yapmayı bir türlü beceremedim ben. Aslında bu zamanı verimli kullanamamaya neden oluyor ama ne yapalım olmazsa olmuyor işte.

    KUMRALL:Sanıyorum boş zamanımız çok oldukça ertelemeler de o kadar artıyor. Oysa yoğunsak araya birşeyler sıkıştırıyoruz. Zora gelince mi oluyor acaba bazı şeyler :)

    ASLISIN: Ah ben de yapabilsem. Ama dikkat dağınıklığım var. Bu da beni deli edecek.

    ÖZLEM: Kendine ait günlere özlemi olan bir daha :)

    NİSAN GÜNCE: Kitabı ben de duydum. Ah ben bu söz ettiğinizi asla yapamam. Hayatı ya da mutluluğu proje olarak kabul etmek ne kadar doğru onu da bilemiyorum ya :)

    EZGİ: Çok teşekkür ederim Sevgili Ezgi. Asıl ben neyi düşünüyorum biliyor musun: Bizim zihnimizin yapısı mı böyle yoksa sonra bazı koşullar mı zihnimizi bu hale getiriyor?

    EKMEKÇİKIZ: Gereklilik olunca nasıl da itiyor insanı değil mi bilirim. Ama çok şey yapmak isteyince de ben daldan dala oluyorum :)

    BESTAMİ BEY: Denemenin sonucu hüsranla bitti Sevgili Bestami Bey :) Tahmin etmiştim zaten ama yine de denemekten zarar gelmez dedim :)

    NEHİR İDA: Çocukların öncelik olması çok doğal ama bazen ben arkadaşlarıma bakıyor ve kendilerine hiç vakit ayıramadıkları için bazen çıldırmanın eşiğine gelip gelmediklerini düşünüyorum. Ama annelik harika bir duygudur diye tahmin ediyorum geri kalan herşeyi bir yana bıraktıracak kadar hem de...

    YanıtlaSil
  14. Kesinlikle haklısın. Herşeyi bir yana bıraktıracak kadar.....

    YanıtlaSil
  15. hep yarım kalmaz mı insan eli işte gözü oynaşta olursa. o yüzden ya işte olacaksın oynaşı düşünmeyeceksin, ya oynaşta olup işi. ütü yaparken ütü yap demişti arkadaşım. bir dene. ütü yaparken ütü yap. çorpa pişirirken çorba pişir. ne zor göreceksin. bir dene derim.

    YanıtlaSil