23 Mart 2010

6.43

İki sabahtır saat tam altı kırküçte uyanıyorum. Saati yediye kurmuş olmama rağmen neden altı kırküç? Neden on yedi dakika daha erken?

Gözlerim kapalı vaziyette o on yedi dakika boyunca saçma sapan şeyler düşünüp duruyorum. Beyin sanki dün gece bıraktığı yerden devam ediyor aslında belki de hiç bırakmıyor, uykuda bile abuk sabuk düşünmeye devam ediyor. Bazen elimde bir bezle kulağımın içinden girip sabırla, yavaş yavaş beynimin kıvrımlarını sildiğimi hayal ediyorum. Ne var ne yoksa öğrendiğim, bildiğim, geçmişte kalmış ya da gelecek için planlanmış hepsini ama hepsini silip yok etmeyi. Aslında bazen o kulaktan içeri bir dozer sokmayı istiyorum. Şöyle güzelce altını üstüne getirsin. Toprak havalandırılır ya baharda, böcek, solucan ne varsa hepsi meydana çıkar, nefes alır ya işte bende beynimin toprağına bunu yapayım istiyorum. İnsan olmak sahi zor mu yoksa biz aptallar için mi zor?

Saate yeniden bakıyorum. Altı elli olmuş. Daha on dakikam var. Bütün bu aptallıktan sıyrılmak için, kendimi toparlayıp savaşa hazırlanmak için tam tamına on dakikam var. Önce kafamda bitirmem gerek işi diyorum. Gelecekleri varsa görecekleri de var diyorum. Herşey üst üste gelir bazen diyorum. Belki de böyle olması daha iyidir diyorum. Böyle olunca tüm dertlerden aynı anda kurtulurum diyorum. Kendime yalan mı söylüyorum diye merak ediyorum tüm bu sorulardan sonra. Ve bir de neden diğer tüm insanların dertlerini yüklenip durduğumu merak ediyorum.

Saat çalmaya başlıyor. Neşeli bir melodi içeriye doluyor ama insan neşesizken neşeli olan şeylere sinir oluyor. Kalkıp elimi yüzümü yıkıyorum. Kafamda terkedilmiş kuş yuvası gibi duran saçlarımı çekiştirip duruyorum. Uğraşamam senle şimdi deyip saçma sapan bir topuz yapıyorum. Bu çatık kaşlar ve bu topuzlu kafayla birşeye benziyorum ama neye benzediğimi çıkaramıyorum. Yüzüme savaş boyalarımı sürüyorum. Gözlerime kara boyalar cesaretimi anlasınlar diye, yanaklarıma pembe boyalar öfkemi görsünler diye, kirpiklerime maskara silahsız olmadığımı bilsinler diye. Sırf onlar değil ben de bileyim hayat da bilsin diye.

Aynaya uzun uzun bakıyorum. Hazırım. Barıştan yana olan kalbim içeride bir yerde gömülü usulca atıyor. Yüzümde savaş boyalarıyla kim olduğumu anlamaya çalışıyorum. Denedim diyorum kimse denemedi diyemez. Arabulucu oldum, barış elçisi oldum ama olmadı yapamadım. Şimdi ise onların istediği oldu. Savaşsa savaş. Barış olana kadar. Onlar bunu kazkafalarına sokana kadar savaş. Hiç korkmuyorum. Sonunu düşünmüyorum. Elimi kendini yenik sanan kalbimin üstüne koyuyorum. O henüz bilmiyor ama ben onu kurtaracağımı biliyorum. Bu savaşı onun barışa inanmaktan vazgeçmemesi için yaptığımı o henüz bilmiyor ama ben biliyorum.

7 yorum:

  1. Seni birkaç yazıdır çok düşünüyor görüyorum.
    Gel gözlerini kapa,benimle dışarıdaki plastik sandalyede otur.Bahçenin havasını içimize çekelim yeni tanışmızlığımızın adına.Konuşalım aynı düşüncelerden ; sınıra kadar nefret edelim her şeyden,sınıra kadar sevelim her şeyi.
    Sonra bir çay içelim yada taze sıkılmış portakal suyu.6:43 ü düşünelim seninle.Belki güneşten önce doğmaktır güne inadın.
    Gel sıyrılalım düşüncelerden yeni düşüncelere doğru...
    Öpüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Bir de o erken uyanmalar seytansidir.
    Hani çizgi filmlerde olurya bir omuzda olumlu konusan iyi melek ve diger omuzdaki tersini konusan melek.

    Bu erken uyanma normal uyanmaya nazaran insan daha dinç uyaniyor.
    En buyuk nasihati ise; "birak, bosver hastasin bugun ise gitme!.." der.

    YanıtlaSil
  3. Kaç okyanus geçtim böyle
    Kaç denizde yitip gittim
    Kırılmış direkler yırtık yelkenlerle
    Kaç seferden yorgun döndüm

    Ah benim yaralı ruhum
    Ah benim insan kusurum
    Ah benim isyanlarım, ah yalnızlıklarım
    Gel artık uslandır beni

    bugün sana bir doz bu şarkıyı veriyorum; elinin altında yoksa, benim elimin altında var :)

    http://evrenin.blogspot.com/2009/09/bugun-de-budur.html

    YanıtlaSil
  4. :) Yine de kendinle uğraşmasını seviyorsun kedicim, bezle beyninin kıvrımlarını silmeyi istiyorsun oysa tüm düşünceler,şakımalar,görüntüler senin hayatın...

    Bir de neden erken uyanıyoruz ki,ben hep aynı dakikada değil de 06:30 larda uyanıyorum son haftalarda.kendime bile şaşırıyorum :)

    sevgiler...

    YanıtlaSil
  5. öyle güzel anlatmışsın ki aydanatlayankedi, bir an gözümün önüne gardını almış, savaşa hazır o gözü pek halin geldi! hemde uykunu tam alamamışlığını makyajla gizlemeye çalışsan da, aslında tam tersine dinç görünen ifadenle!..

    beyninin kıvrımlarını silmek isterken, farkında olmadan onları ne güzel parlatmışsın:)

    sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  6. Biliyor musun?
    Seni bazen kendimi sana çok benzetiyorum:)

    YanıtlaSil
  7. BUĞDAY TANESİ: Kelimelerin ılık ılık değdi yüzüme. Dostça ve sevgiyle her zamanki gibi. Çok teşekkür ederim.

    JUPİTER: Sadece sabahları değil her vakit şeytanım ve meleğim yanıbaşımda :) belki ondan bu kadar yorgunumdur.

    EVREN:Çok teşekkür ederim Evren'ciğim.


    DELFİNA: Sanırım bahara uyum sağlamaya çalışıyoruz. Vğcudun şaşkınlığı bundan.

    ESMİR: Çok teşekkür ederim :)

    ÖZLEM: Biliyorum. Belki de ondan iyi arkadaşız zaten.

    YanıtlaSil