14 Mart 2010

topraktan...

Bahar süprizli bir mevsimdir buralarda. Bir sabah uyanır kapıyı açarsınız ve ışıl ışıl gülümseyerek karşınızda duruyordur. Otlar bir gecede büyümüş, erikler aynı gece çiçek açmış, toprak ılık ılık tütmeye yine aynı gece başlamış gibidir. Ve bütün bunlar sebebiyle hayatın size bir süpriz yaptığı gibi bir şımarıklığınız olur o günün sabahında.

Dün işsiz güçsüz bir günün sabahına uyandım. Kapıda bahar. Bahçeye çıktım. Bir sürü kuş, bir sürü yeşil, bir sürü mavi ve havada baharın insana "cennetteyim" dedirten kokusu. Böyle zamanlarda tek katlı ve bahçeli bir evde yaşadığım için daha bir mutlu olduğumu hissederim. Bahçeye bir sandalye atıp ılık havayı üzerime örtüp hülyalara daldım. Çok tuhaftır, bahar olduğunda insanın içinde tıpkı aşka benzer birşeyler dalgalanıyor. Ama o şeyi asla tanımlayamıyorsun. Coşku desen eksik kalır, yaşama hevesi desen ondan daha da fazlası. "Neyse ne" der tanımlamaktan vazgeçip tadını çıkarmaya karar verirsin. İşte bahar biraz da bunun için güzeldir. Ne hissettiğinin üzerinde durmaktan vazgeçip tadını çıkarabildiğin tek mevsim olduğu için...

Ayaklarımı toprağa uzattım. O duyguyu bilir misiniz bilmem ama çıplak ayaklarınız, havalanması için alt üst edilmiş toprağa değdiği vakit toprağın sadece toprak olmadığını hissedersiniz. İşte o zaman ona boşuna toprak ana denmediğini farkedersiniz. Sizi besleyecek bir şeyleri koynundan çıkarması bir yana size ılıklığıyla bir sükunet duygusu da verir o. Tıpkı çok uzaklardan eve dönüp anneye sarılmak gibi hissettirir gözlerinizi kapar da ayaklarınızın altına dokunmasına izin verirseniz.

Toprakla böyle haşır neşir olmuşken gözüm ileride küçücük birşeye takıldı. Böcekler. Onlar da uyandılar elbet. Uzun zamandır özlenmiş arkadaşları görmek gibi yeniden onlarla karşılaşmak. Böcek lafını duyunca tüyleri diken diken olanlar var biliyorum ama inanın bana her böcek size zarar vermez. Mesela şu ufaklığı ele alalım. Küçük bir tespih böceği. Öyle korkak ki hafifçe ıslık çalsan kıvrılıp top oluyor. Siyah bir leblebiye benziyor. Şimdi ise sırtının üzerinde ters dönmüş duruyor. Onu düzeltmek için yaklaştığımda yine dertop olup yardım etmeme izin vermiyor. Uzaklaşıyorum. Tehlikenin geçtiğini anlayınca yeniden açılıp etrafı kolaçan ediyor ve düzelmeye çabalıyor. Dakikalarca onu izliyorum. Ben minik bir el hareketi ile onu bu çabadan kurtarabilecekken onun korkusu buna izin vermiyor. Kızıyorum. Anneannem doğada herşeyi kendi haline bırakmak gerektiğini söyler. Ben de öyle yapıyorum. Bizim ufaklık sonunda güç bela düzeliyor. Ağır ağır hareket ediyor. Öyle ki "acaba duruyor da ben mi hareket ediyor sanıyorum?" diye şüpheye düşüyorum. Hayır gerçekten hareket ediyor. Belki de çok fazla çaba harcadığı için bu kadar ağırdır. Yorulmuştur belki de.

Annem geliyor ona tespih böceğinden söz ediyorum. Gülüyor. "Sen de tesbit böceğisin" diyor. Böceğin ağır ağır gidişini izliyoruz. Daha sonra başkaları geliyor herkes bu ağır ağır giden ufaklığın o küçük hayatından bir bölüme keyifle izleyici oluyor. Kimsenin aklından onu öldürmek ya da ondan korkmak geçmiyor. Çünkü biz buralarda tehlikeli olanlar hariç hiçbir canlıyı öldürmeyiz. Ve biliriz ki bizden küçük bir canlının yaşayıp yaşamayacağına karar vermek haddimize düşmez...

Resim: Norman Rockwell

7 yorum:

  1. "Tesbit Böceği" ha, Annen şahane bir saptama yapmış:))
    Bu yazı var ya, bende ılık yaz akşamlarının o limonatamsı havası gibi bir etki yaptı. "Ey ruh, silkelen ve kendine dön, bak bahar geliyor" dedim ve tam bu sırada güneş çıktı. Çok yaşa sen Kedicim, hiç sevmediğim Pazar günüme keyif kattın...

    YanıtlaSil
  2. toprağa değdi ayaklarım ve usul usul yürüdüm tesbit! böceğinin ardından... ne güzel bir böcektir kendisi, yaşamı görür ve gördürür...

    YanıtlaSil
  3. nasıl imrendim size bir bilseniz! bahçeli ve müstakil bir evde yaşayıp ayağınızı toprağa değdirme keyfinize!..

    bende bir nebze de olsa saksı çiçeklerimdeki toprağa elimi sürdüm:)

    baharınız hep daim olsun
    güzel bir haftasonu dilerim...

    YanıtlaSil
  4. Bahar,haklısın aşk gibi,gülücük gibi...İçim ısındı yazını okurken.Bahçendeki sandalyene ben de her an oturmaya gelebilirim :)

    YanıtlaSil
  5. LEYLAK DALI: Bahardan söz etmek bile insanın içini ışıldatıyor değil mi? Sevgiler sana Sevgili Leylak Dalı :)

    EVREN: Çok teşekkür ederim :)

    ESMİR: Ben böyle bir evde yaşadığım için istediğim zaman toprağa basabildiğim için hep şanslı saydım kendimi. Hepimizin baharı daim olsun.

    BUĞDAY TANESİ: Başımın üzerinde yerin var gel ayaklarımızı toprağa sürelim arındırsın o bizi tüm bu huzursuzluklardan...

    YanıtlaSil
  6. ben de şimdi bundan bahsediyordum.
    "Bahar temizliği" baharın gelip herşeyi silip süpürmesine, alıp götürmesine denir.
    cam-çerçeve-kapı-duvar bırakmaz bahar insanda.
    baharınız bahar olsun...

    YanıtlaSil
  7. silip süpürsün daha iyi ya. yerine ancak yenilerini böyle koyabiliriz :)

    YanıtlaSil