19 Mart 2010

Nereye bakıyordun ki?

M.'nin en sevdiğim özelliği bu. Ne zaman ben çok ama çok kızsam o bir süre susuyor. Yatışmamı bekliyor. Çünkü beni çok iyi tanıyor. Biliyor ki, eğer bir süre sessiz kalırsak benim saman alevim pat diye sönecek ve daha sonra biz ikimiz oturup konuşacağız. Daha sağlıklı bir kafayla, öfkesiz sözcüklerle herşeyi çözümleyeceğiz. Ve bu yüzden M. benim iyi dostum. Ben kızgınken sustuğu için değil, birbirimizi iyi tanıdığımız ve dargınlıklar olmaması için nerede, nasıl davranmamız gerektiğini bildiğimiz için.

H.'yi ise başka bir özelliği nedeniyle seviyorum. O hiçbir zaman dostlarına kayıtsız kalmıyor. Eğer sen üzgünsen seni yatıştırmak için bildiği bütün yolları deniyor. Seni bir kenara çekip derdini soruyor. Anlatırsan eğer, o konuya objektif yaklaşıp başka bir yönden bakmanı sağlıyor olaya. Yok eğer anlatmak istemiyorsan seni güldürmek için kendini paralıyor. O istiyor ki dostları üzgün olmasın. Ve o biliyor ki ortada bir problem varsa o sadece o kişiye ait değil, hepimize ait bir problem.

Y. ise başka bir adam. Yumuşak bir kalp ve herşeyin komik yanını gören bir zeka. Yüzleşmesi en zor olayları bile öyle bir hale getiriyor ki hayatın acı değil komik olduğuna inandırıyor seni. Ve bütün bunlar yüzünden onunla sıkılmak, kederlenmek hiç mümkün değil.

B.abi ise sanki kabadayıların yaşadığı bir zamandan fırlayıp buraya düşmüş bir adam. İri cüssesi ve çatık kaşlarının ardında filmlerde ağlayan bir adam taşıyor. O iri cüssenin içinde herkesten gizlediği bir merhamet denizi ara sıra gözlerinden taşıveriyor bu yüzden de.

Bütün bu insanlarla bir arada çalışıyorum ben. Ve hepsini ayrı ayrı çok seviyorum. Zaman zaman birini kız kardeşim, diğerini erkek kardeşim ötekileri ise abim ve kuzenim sanıyorum. Daha önceki sakinleşmek adına yazdığım yazıya bakınca biz insanların içine yer etmiş olumsuza olumludan daha çok odaklanmanın benim de başımda olduğunu farkettim. İnsan ne aptal, enerjisini sevgi yerine öfkeye harcamaya pek meraklı pek meyilli. Belki öfkenin asidi daha fazla olduğu için bu böyledir. Ama tam da kendimde hoşlanmadığım, içime yer etmiş bazı şeyleri değiştirmeye çabalarken hala bazı şeylerin devam ediyor olduğunu görmek fena halde canımı sıktı. İşte bu yazı da bunun için yazıldı. Sevmediğin değil sevdiğine odaklansın bu sersem diye. Hayattan bezdirene değil hayatı sevdirene baksın gözleri diye. İşte bu yazı sırf bunun yüzünden yazıldı.

Resim: Rene Magritte

10 yorum:

  1. sevmediklerine değil sevdiklerine odaklanmak doğru bir seçim ve hayat seçimlerimiz toplamı.

    YanıtlaSil
  2. Her zaman yapamasak da güzel bir öneri. Sevdiklerimize odaklanmak...
    İyi ki varlar, iyi ki hayatımızın içindeler...

    YanıtlaSil
  3. Kasap sevdiği deriyi yerden yere vururmuş. Bazen bizde sevdiklerimizi gözardı edip, başkasının hıncını onlardan almıyor muyuz? Evet çok haklısınız sevdiklerimize odaklanmalayız, onlardaki kredimizi bitirmemeliyiz.

    YanıtlaSil
  4. Y. ile tanışmak istiyorum :))))

    YanıtlaSil
  5. M.H.B.Y. ve sen, ne güzel bir 5 li oluşturmuşsunuz.Tamamlıyorsunuz birbirinizi O bire karşı.Zafer sizin bence sevgilerimle.tontini.

    YanıtlaSil
  6. kendinde hoşlanmadığın şeylerin farkında olmak ve üstelik bunları değiştirmeye çalışmak dahi yeter kendini takdir etmene...

    YanıtlaSil
  7. yazını okuyunca ne kadar çok H ye benzediğimi farkettim. demek ki bende biryerlerde birileri için bir H yim...

    YanıtlaSil
  8. Buradaki insanların büyük çoğunluğu, sen olumlu birşey yazdığın zaman, mutluluk saçıp, olumsuz birşey yazdığında ise, hayata aynı olumsuzlukla bakıyor. O zaman bu durum buradaki insanların hepsinin içinde bir M. H. B. Y. K. L. M... taşıdığı anlamına mı gelir? Hayır. Ne o zaman?
    İşte ben bunu çok merak ediyorum. Kişiselleştirilen birşey var burada, sadece burada değil herşeyde, heryerde.. İyi de nedir ki?
    Amann..Neyse odur.."Amor fati" Bu da pos bıyıklı amcadan. Vardır bir bildiği.

    YanıtlaSil
  9. Keşke her zaman böyle olsa.
    Keşke her zaman sevmediklerimize değil de sevdiklerimize odaklansa gözümüz, aklımız, kalbimiz.
    O zaman sanki daha kolay olurdu hayat.

    YanıtlaSil
  10. KARA KİTAP: Öyle ama her zaman buna odaklanamıyoruz galiba. Bazen kontrolden çıkıyor insan sanki dünyada sevdiği hiçbir şey yok sanıyor.

    AYSEMA: Zaten onlar var olduğu için bütün bu şeylere katlanmıyor muyuz? İyi ki varlar.

    DALGASESLERİ: Ben bunu çok yanlış buluyorum, yani birine kızıp en yakınımızdan öfkemizi çıkarmayı. İnsan sanıyor ki kendisini sevenler ne olursa olsun onu bırakmazlar hep sevmeye devam ederler. Bu anneler için doğrudur belki. Ama insan diğer insanları kaybetme tehlikesi olduğunu bilmeli ve ona göre davranmalı. yani herkese hakettiğini vermeli. kime kızdıysa ondan çıkarsın hıncını...

    MÜGE: Emin ol çok seversin :)

    SUFİ: Kesinlikle...

    GEREKSİZ ADAM: Ama bir bilsen insanın kendini değiştirmeye çalışması ne zor.

    OWL: Kesinlikle öylesindir. Ve inan bana dile getirmese de arkadaşlar dostlar içlerinde böyle sözcüklerle tanımlarlar birbirlerini.

    ADSIZ: Belki de birşeyleri kişiselleştirmeden yakınlık kuramıyoruzdur, ne dersin? Onu anlamak için benimsemek, biraz kendileştirmek gerekiyordur ya da. Hepimiz insan olduğumuz için her ne kadar birbirimize benzemesek de ucundan kıyısından tutuyor bazı yanlarımız :)

    ÖZLEM: Öyle ama sanırım bu imkansız. bazen aklımızı yitirecek kadar deliriyoruz öfkeden. hele de ben :)

    YanıtlaSil