30 Kasım 2012

cuma mektupları

Durgun bir günün ortasında durmuş seni bekliyorum. Biliyor musun, kafamın içindeki fotoğrafında hep o güneş gibi gülümseme var. Öyle bir gülümseme ki bu, öfkeden kuduruyorken ben, dünyanın saçma sapan bir yer olduğuna iyiden iyiye inanmışken hatta, herşeyi silip atıyor. Beni yeniden inandırıyorsun herşeyin yeniden iyi olacağına, mutluluğun mümkün olduğuna ve iyi olan herşeye. Sen olursan hiçbir şey kötü olmaz gibi geliyor bana. Seninle tüm zorluklara dayanırım diye geçiyor aklımdan. İşte bu yüzden kalbinden öpesim geliyor seni...

Sana hiç söylemiyorum, söyleyemiyorum bunları. Çünkü şimdi bile, yani bu sözcükleri yazarken bile, tam olarak anlatamıyorum kalbimden geçeni. Bir nehrin sularını düşün ve benim bunları yazarak, alıp sana getirebildiğim ancak bir bardak su... Düşün gerisini... 

Şimdi burada olsan diye geçiyor aklımdan. Öylece otursan şu koltukta. Tek sözcük söylemeden öylece otursan. Vallahi gün bambaşka olacak, bilmiyorsun. Tüm bu durgun akan zaman fışkırıp kaynayacak. Ilık bir yağmur yağacak üzerime, beni tüm bu tozdan, bulanıklıktan arındıracak. Bir şarkı başlayacak uzakta bir yerde. Bir tek ben duyacağım, kimbilir belki sen de öyle.

Sen kapıdan her girdiğinde bir gökkuşağı doğuyor bunu da bilmiyorsun. Tüm bu toza bulanmış renkler ışıl ışıl ışıldıyor. Ve bütün bunlar yüzünden, şimdi durgun bir günün ortasında durmuş seni bekliyorum. Çünkü ben ancak seninle kendimi evimde hissediyorum. 

2 yorum:

  1. ''Şimdi burada olsan diye geçiyor aklımdan. Öylece otursan şu koltukta. Tek sözcük söylemeden öylece otursan. ''Çünkü ben ancak seninle kendimi evimde hissediyorum.''

    hislerime ancak bu kadar tercüman olunurdu, yüreğine sağlık....

    YanıtlaSil
  2. Ne özel bir mektup olmuş canımcım, çok sevdim ...

    YanıtlaSil