02 Kasım 2012

cuma mektupları..

Taş kesilmiş gibiyim. Öyle duruyorum hayatın ortasında. Kış geliyor ve yaz bitiyor, bende durum değişmiyor. Çok olsa rüzgar bir kaç saç telimi uçuruyor, tırnaklarım uzuyor ve dünyanın tozu üzerime yağıyor. Ve tüm bunlara rağmen öylece duruyorum burada.

Sakin olayım dedim diye öylece kalakaldım, biliyorum. Kaygıdan ve gürültüden arınırım sandım böyle yaparsam. Bir süre durdum durdum sonra bir daha da hareket edecek gücü bulamadım kendimde. Varsın olsun dedim sonrada. Ne yapalım, duran şeylerde lazım ne de olsa.

Durduğunda bir sürü şey geçip gidiyor gözlerinin önünden biliyor musun? İnsanlar geçiyorlar, tökezliyor düşüyorlar, kendi hallerine gülüyorlar, gülüyor ve unutuyorlar, yeniden başlıyorlar ama asla akıllanmıyorlar. Yine aynı hataları bu kez başkaları ile yapıyorlar. Boşveriyorlar ve devam ediyorlar. Geçerken sana el sallıyorlar, hatta bazıları gülümsüyor bile. İşin güzel yanı sen onları sevmeyi öğreniyorsun durunca. Çünkü sen de onlarla birlikte koşarken aslında onlara hiç ama hiç bakmadığını anlıyorsun. ama durunca öyle değil. İnsan birşeye uzun uzun bakınca onun güzel olan yanlarını da görmeye başlıyor. Ve sevmeye de...

Seviyorsun bir yandan da acıyorsun hallerine. Olup biten herşeye rağmen gülümseyebilen bir tür kimin içini acıtmaz ki diye düşünüyorsun. Deliler gibi korkmasına rağmen inatla ve ısrarlar güzel bir hayat beklentisinde olan bir tür kimin kalbine yaralar açmaz? Bazen onlardan cesaret alıp ben de başlayayım yeniden koşturmaya diyorsun hatta. ama bacakların mıhlanmış gibi duruyorsun işte. Sabah uykusuna doyamamış bir çocuk gibi "biraz daha, biraz daha..." diye diye duruyorsun. Bir zaman sonra kendiliğinden harekete geçeceğini biliyorsun nasıl olsa. Vakti gelmedi daha diye düşünüyorsun.

İşte böyleyim bu ara sevgili dostum. Durup duruyorum burada. Hiç de şikayetçi değilim halimden. Tam aksine hayatı tüm gözeneklerimde hissediyorum. Rüzgarı, yağmuru, tozu ve toprağı, zaman zaman ateşi ve külü... Koşan bir hayata bakıyor da bakıyorum işte. Kendi zamanımdan çalıyorum. Nefes alıyorum ve nefes veriyorum. Ve uzun zamandır ilk defa gerçekten yaşadığımı hissediyorum.

fotoğraf: Evim Dergisi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder