03 Kasım 2012

saçmaladım, rahatladım, oh canıma değsin!

Canımdan çok sevdiğim blogdaşlarım, yurttaşlarım ve Romalılar!

Bundan kelli, size öyle ağır romantik, derin depresif yazılar yazmaktan vazgeçtiğimi açıklamak için buradayım.     "Bize ne bundan" diyen seslerinizi duymamazlıktan geliyor ve kapıldığım coşkunun rüzgarı ve "Allah Allah kim tutar beni" nidalarıyla yazmaya devam ediyorum benim kara kaşlı kara gözlü okurlarım. (mavi ve yeşil gözlü olanlar onları dışladığımı düşünmesinler reca ederim, yazdığım bir iki yazıya göz atanlar insanları sadece iyi ve kötü olarak ikiye ayırdığımı adları gibi bilirler zira)

Neyse ne diyorduk canlarım, ha evet, ben artık sizi derin bir kedere gark eden yazılar yazmayacaktım. Şaşkınlığınızın ve elinizin ayağınızın titremesinin son bulduğu inancıyla size bu kararımın sebebini açıklamak isterim müsaadenizle. (bakın kibarlıktan hala vazgeçmedim.) Dün kendi kendime dedim ki "ulen salak hayat safi keder değil ya, herkes zaten haberlerden o zıkkımdan bu zıkkımdan fenalık geçiriyor. Sen de tutmuş abuk sabuk konuşup duruyorsun." Evet tam olarak böyle buyurdum kendime. Ama bakın ara sıra cinnet getirip öfke dolu şeyler yazmam demiyorum. Eh bilirsiniz insanoğlu bir günü bir gününü tutmaz. Ben de yarı deli sayılacağıma göre hoşgörürsünüz artık benim dünyalar güzeli baldan tatlı okurlarım. Bakın okurlarım diyorum diye kızmayın sakın. Çünkü farkettim ki okurlarım diye hitap edenleri daha çok seviyorsunuz. Hatta belki de gizliden gizliye onların ünlü ama çok ünlü yazarlar olduğunu bile sanıyor olabilirsiniz. Ben ünlü bir yazar değilim bunu buradan açıklayayım da hemen umutlanmayın. Ama kimse gelecekte ne olacağını bilemez. Henüz bir kitabım bile yok ama yeminle Nobel'de gözüm var. Gülmeee gülmeee. İnsanların hayallerine gülünmez. Hıh!

Ne farkettim biliyor musunuz bunları yazarken? Ben galiba depresyon eğilimli değil de dalga geçme eğilimli biriyim. Zira o kasıntı yazıları uzun uzun düşüne düşüne yazıyorken şimdi Allah ne verdiyse, parmaklarım hangi tuşa bastıysa öyle yazıyorum. Pek rahatmış Allah sizi inandırsın. Bu yüzden ben de artık yaşlanmakta ve doğal olarak rahatlığa gönül bağlamakta olan bir insan evladı olarak bundan kelli böyle yarı deli saçması şeyler yazıp ömrünüze ömür yüzünüze gülücükler katmayı planlıyorum. Sen o asık suratlı okur, evet evet sana diyorum, bana "kendini komik sanan gerizekalı" dediğini duymadım sanma. Ama canın sağolsun senin şunu bil ki kendimi komik falan sanmıyorum. Sadece kendimi azıcık eğlendirmeye çalışıyorum. Siz de eğlenenin, hep birlikte eğlenelim diyorum ama bazılarının su geçirmez nemrut çıktınız yapacak birşey yok.

Şu satırları yazdıktan sonra okur sayımın hayli düşeceğine inanıyorum. Çünkü Aydan Atlayan Kedi iyice zıvanadan çıktı, bu da bozdu kendini falan diyenler olacaktır aranızda. Buna da olsun kalan sağlar bizimdir diye yanıt vermek istiyorum. Hem ne demiş ünlü Türk düşünürü Orhan Gencebay "beni böyle sev seveceksen" Adam haksız mı canım birtanem okur, beni manyaklıklarımla, sevgi kelebekliğimle, küfürbazlığımla (hem de Adana usulünden) ev kadınlığımla, sokak çocukluğumla, işçiliğim ve köleliğimle, zaman zaman depresifliğimle sevmeyen okur kitlesini ne yapayım ben? Ya da onlar beni ne yapsın? Burası saçma mı oldu ne? Her neyse.

Vallahi canınız bilir ablacığım abiciğim. Bundan kelli böyle. Hiç belli olmayan zamanlarda hiç aklınıza gelmeyen bir yazıyla başınızda bitme olasılığım var yani. Onun için linki tıklarken dikkat edin. Her an herşey olabilir. Ay kurban olurum ben kendime sürprizlerle doluyum kız.

Şimdi ben gidiyorum. Biliyorum herşey bana benzeyecek. 

Kal sağlıcakla gözleri fettan, derde dert katan canım okurum.

11 yorum:

  1. Eeeee dilinin yanında duran ha huyundan ya suyundan demişler. hoşgeldin "aykırı tepe demliler kulübüne" kedim.

    YanıtlaSil
  2. fotoğraf var ya fotoğraf işte bu dedim.ne güzel bakıyor ne güzel gülüyor.tıpkı yazı gibi.

    YanıtlaSil
  3. Cuma mektupları da mı bitecek?

    Bu arada sana, profilinde bildirdiğin adrese bir e mail gönderdim. Belki sık kullandığın bir e mail değildir ve görmemişsindir diye düşündüm onun için buraya not düştüm.

    YanıtlaSil
  4. yazılarda gönül akıl kalem iş birliği yapınca tadına doyum olmaz her halli yazara açıktır gözümüz kulağımız:)

    YanıtlaSil
  5. bu da iyiymiş kedicim. hep keder hep keder nereye kadar. bana da geliyorlar ara sıra. ama mayanda var senin hüzünlenmek vazgeçemezsin o yüzden. ama içindeki manik yanı da unutma çıkar ortaya.canın okurların onu da görmek,tanımak istiyor.

    YanıtlaSil
  6. Aramıza hoş geldinnnnnnn..

    Seni de delirttiler ya, ne diyeceğimi bilemedim valla kedicik..

    Kazan mübarek olsun.. :)

    Sevgilerrrr


    YanıtlaSil
  7. KARA KALEM: Hoşbulduk :)

    SENBİR: Bence de :) Seviyorum bu fotoğrafı :)

    DEEPTONE: Bence de:)

    VLADİMİR: Cuma mektupları bitmez :)

    YERLİ YERSİZ: Çok teşekkür ederim :)

    KARA KİTAP: ben keder istemiyorum artık ya gerçekten...

    PANDORA: Ben deliydim de su yüzüne çıktı iyice :)

    YanıtlaSil
  8. Maksat içindekileri dökmek. Okur kitlesi pek önemli olmasa gerek:=))

    "Bundan kelli" lafını da severim.

    YanıtlaSil
  9. yaşlanıyorsun ve işi deliliğe vuruyorsun ne var bunda... ben de bünyeyle dalga geçerim böyle zamanlarda. iyidir, iyi gelir hem yazana hem okuyana ;)

    YanıtlaSil
  10. BESTAMİ BEY: Okur kitlesi önemli değil elbet ama zamanını ayırıp okuyana da saygım sonsuz. Bu elbette beğenilere göre yazıyorum demek değil zaten kimin neyi beğendiği hakkında hiçbir fikrim yok :) Ben bu blogu içimdeki zehri kusmak için kullanıyorum. Benim zehrim başkasına panzehirse ne ala :)

    NOVELLA: Yaşlanıyorum valla :) Yaşlandıkça daha bir saçmalarsam diye de endişelenmiyor değilim :)

    YanıtlaSil