31 Mayıs 2011

kendime mektup

Merhaba sersem,
Nasılsın diye sormuyorum. Berbat bir halde olduğunu, biraz daha çalışırsan kafayı yiyeceğini, aslında kafayı yesen daha iyi olup olmayacağını düşündüğünü biliyorum. Açık televizyona bakıp bu kadar yalanın nasıl akıp durduğuna hayretler içinde baktığını görüyorum. Gözünün bebeğine yerleşmiş öfkeyi, dudaklarının kıyısında duran her an kusacakmış gibi o ifadeyi de görüyorum. Biraz uyusan geçer mi diye sorup duruyorsun bunu da duyuyorum.

Şimdi beni dinle. Bu aptallardan, bütün bu saçmalıklardan istesen de kaçamazsın. Onlar hep var olacaklar. Senin tek yapman gereken bütün bunları dışarda bırakabileceğin bir sistem geliştirmek. Perdeleri kapamak gibi düşün. İşte öyle bir sistem. Eğer bütün bu pislikle savaşmaktan yorulursan diye öneriyorum bunu. Sakın ha herşeyden kaç saklan olarak alma sözlerimi. Bilirim kaçmazsın ya olsun yine de söyleyeyim.

Ama bir hata yapıyorsun. Fazla gururlu değil misin sence de? Mesela susman gereken zamanda susmayı beceremiyorsun. Bu yüzden de herşey olup geçmişte kaldıktan sonra bile öfkeden kudurmaya devam ediyorsun. Bak bir dur şu cümleleri bir daha oku. Ne kadar saçma değil mi? Olup biteni şimdiye taşımak ve üstüne üstlük öfkelenmek. Eğer çok meraklıysan geçmişe dalmaya o güzel gözleri düşün. O sıcak gülümsemeyi. Şu son iki günün tek güzel şeyini yani. Haksız mıyım?

İnan bana herşey geçiyor. Kötü şeyler gibi iyi şeyler de oluyor. Ha unutmadan sen herşeyi ne kadar kontrol etmeye çalışsan da olacak olan oluyor ve hayat bildiğini okuyor. Boşver. Şu güzel akşamın tadını çıkar mesela şimdi. Kafanı sürahi gibi ters çevir boşalt mesela. Yaparsın emin ol yaparsın.

Bu arada tüm gün sinirlendin ya. Hatta sinirden yemek yemeyi unuttun. Git güzel bir yemek ye şimdi. Bir de bol bol su iç. Sana söz veriyorum iyi gelecek. Sonrasında da sen birşeyler bulursun. Benden bu kadar. Anladın mı seni sersem?

10 yorum:

  1. Valla ister inan ister inanma kendime mektup yazmayı düşündüm bu gün:))

    YanıtlaSil
  2. bir gün kendime çok öfkeliydim... ve bir yazı yazmıştım ve sen bana demiştin ki; biraz haksızlık etmemiş misin kendine ;)

    YanıtlaSil
  3. yazıyı yazan sersem çok tatlı:)

    YanıtlaSil
  4. Dün akşam üstü bunların aynısını düşündüm. felekten çalınmış bir gündü. Güzel bir cafedeydim, kitabım yanımdaydı....hava güzeldi. önce dışarı oturdum temiz havadan faydalanacaktım aklımca ama arkamda ve önümdekiler baca gibi sigara dumanı üflerken temiz hava bana nasip olmuyordu. düşündüm cafenin bahçesiydi ama üstü kapalı bir kısımdı burası. ve onlar bence burda da sigara içmemeliydi. cafe sahibini uyarmak istedim....dilimi ısırdım sustum. keyfini kaçırma guguk dedim. hani bugünü felekten çalmıştın....bi daha uzun zaman ele geçmez. yerimi değiştirdim. ama değiştirdiğime pişman oldum. arkamdaki kız. konuştuklarını megafonla yayın yaparcasına bağıra bağıra konuşuyordu. kendini kaybetmiş gibiydi. döndüm arada bir şöyle baktım kendisine hani beni görür de anlar mıki diye...nerdeeee kendini beni de göremeyecek kadar kaybetmişti.....dönüp.. rica etsem biraz daha alçak sesle konuşurmusunuz demeye niyetlendim....dilimi ısırdım. böyle tecrübelerim vardı ve sonuçları hiç de olumlu olmamıştı. biran önce gitmesi için dua ettim. kendimi kitabıma daha da fazla vermeye gayret ettim. ve düşündüm...yav burası konya diyemi acaba...yok hayır eminim nereye gitsen böyle şeyler olabilir....e o zaman ne yapmalı senin de dediğin gibi ben de araya perdeden daha kalın bir şey çekmeyi düşündüm, duvar çekmek ama biliyordum ki ben bir süre sonra o duvarın varlığından rahatsız olacaktım.....acaba dedim uyarmalımıydım...düşündüm...içimde herhangi bir ukalalık, dışlama ve yargılama kırıntısı varmıydı?...vardı....susmuş olmama sevindim, felekten çaldığım gün biraz dumanlı ve gürültülü olsa da çok güzeldi. seninle payşlaşmadan geçemedim. bu arada belirteyim: boğalar huysuz yaratıklardır....güzelliğe öylesine düşdündürler ki onu her gittikleri yerde görmek ister ve göremezlerse burunlarından duman çıkarırlar....

    YanıtlaSil
  5. Merhaba;
    Yazmak işte bu yüzden güzel; insanın zehirini alıyor....

    YanıtlaSil
  6. Hyatımızıçepeçevre saran bizleri de kıskıvrak içine alıp oyuncağı eden bir zamanda yaıyoruz. Herşey mış gibi, iyi ahaklıymış gibi insanlar tanrının adını ağzından düşürmeden dostlarına kazıklar atıp yalan ylan üstüne söyüyorlar, evi bal dök yala tertemiz insanlar sokaklara çöpleri saçarak yürüyorlar, iyi aile babaları çocuklarına tacizle meşgl. AMa görünüşte düzgün. Bu düzgünlüğün içinde sesini çıkardığın vakit yapayalız kalıyorsun.

    Guguk kuşunun yazdığı çok doğru kafanı kitabına gömsen kurtulamıyorsun boş teneke misali ortama tıngırtısını salmakla meşgul insanlardan.

    Bu harbin ismi sinir harbi, duyarlı insanların işi zor.

    YanıtlaSil
  7. demek ki aynı hisler cogumuzda var. yani ben yalniz degilim. anliyorum demek cok sacma ama anlıyorum ve aynısını yasıyorum... bize kolay gelsin...

    YanıtlaSil
  8. Böyle bir yazı yazmayı düşünmemiştim ama kafamın içinde sürekli böyle bir yazı yazdığımı fark ettim, bu yazıyı okuyunca.

    Okurken bile bir yandan da, aynı kafanın içinde durmadan buna benzer bir yazı yazan birinin sözlerini duydum. Hatta senin satırlarını anlayabilmek için onu susturmam gerekti; kafede kız misali bır bır konuşuyordu. Ve seninki gibi olumlu mesajlar vermek gibi bir çabası da yoktu. Korktum "kafa içi mektubumdan".

    AMA yine de düğme ayarını biraz daha pozitife çevirip, yazasım geldi böyle bir yazı. Kendimce "yazı yazmak baca temizliği gibidir" derim. Yazarsam iyi gelecek...

    YanıtlaSil
  9. NOVELLA: Aslında biz en çok kendimize haksızlık ediyoruz. Ne dersin?

    BRAJESHWARİ: Çok da şımardı ama şimdi :)

    GUGUK KUŞU: "güzelliğe öylesine düşdündürler ki onu her gittikleri yerde görmek ister ve göremezlerse burunlarından duman çıkarırlar..." ah işte sorun burada ah ah ah!

    AMENNA: Kesinlikle...

    VLADİMİR: Ya o sinir harbinde yenilirsek diye korkuyorum...

    ESRA: Bütün bu olup biteni değiştiremiyorsak kendimizi korumak için sistemler geliştirmek zorundayız galiba. Aksi halde delirmemek işten değil.

    MÜGE: Yaz bence Müge'ciğim. İyi geliyor yazmak. Hatta başkalarının yazdığı bu tür yazıları okumak da iyi geliyor bence bize.

    YanıtlaSil