03 Mayıs 2011

Karamazov Kardeşlerim benim...

H.'ye Fyodor Pavloviç Karamazov'a benzediğini söyledim, güldü. Elbette onun kadar berbat biri değil ama zevk ve sefa düşkünlüğü ile ondan geri kalır yanı yok. Ben birilerini kitabın kahramanlarına benzetirken, masadaki bir kişi hariç, hepsi Karadağlar dizisinde söz ettiğim karakterin hangisi olduğunu sordular. Ben de "iyi de oradaki kimse Karamazov Kardeşler'deki karakterleri tam olarak anlatmaya yetmez ki" dedim. "Zaten o dizi bir uyarlama. Kitabı okuyun." dedim. Biri "kaç sayfa?" diye sordu. "Yaklaşık 900" dedim. Tuğla gibi olduğunu okuyamacağını söyledi biri. Bir diğeri de sadece gerekli kitapları okuduğunu ve bu tip kitaplara vakti olmadığını söyledi. Gerekli kitapların hangileri olduğunu sordum, Nutuk, Çılgın Türkler ve Peygamberler Tarihi olduğunu söyledi, "eyvallah" dedim. Sonuçta tercih meselesi. Ama duramadım, " Kitaplar gerekli diye sadece okulda okunur." dedim. "Gerekli diye düşünürsen onu okumaktan nasıl zevk alacaksın ki?" Gereklilik lafı zaten kendi başına içinde bir zorunluluk taşıdığı için itici değil mi? Mesela ben okuldayken öğretmenim bana Karamazov Kardeşleri okumamı şart koşsa muhtemelen bu kadar haz duymazdım okurken. "Hımmm" dedi biri gerisini getirmedi. Başka biri tartışma çıkmasını önlemek için kitaptaki en sevdiğim karakteri sordu. İvan Karamazov olduğunu söyledim. "Peki en sevmediğin?" dedi, Alyoşa'ya sinir olduğumu söyledim bu kez. Kitabı okuyan yegane kişi şaşırdı. Nedenini sordu. Saf iyiliğin bana hiç inandırıcı gelmediğini, uygun bir durumda belki de Alyoşa'nın içinden bir canavar çıkacağını söyledim. Kabul etmedi. "Ayrıca" dedim "Karadağlar dizisindeki Alyoşa benzeri adama bir bak, Kadir miydi adı?, çok sinir değil mi?" dedim. "Hayır" dedi. "Ben" dedim "böyle melekler kadar iyi görünen insanlardan korkarım, bana en tehlikeli tipler bunlar gibi gelir. İnsan doğasında iyilik ve kötülük bir arada var değil mi? Ben böyle insanları seviyorum, öfkesini gösteren, sevgisini gösteren, tutkulu, heyecanlı, karmaşık, içinde kaos taşıyanları." "Hıh" dediler. Dedim ki, "dünya Alyoşa'lardan oluşsa ne kadar sıkıcı olurdu farkında mısınız?" "Hiç de bile" dediler. Ben kötülük olsun istiyormuşum. Bir de böyle söylediler. Kötülük olsun istemiyorum. Sadece insan saf iyilikten oluşamaz diyorum. Offff...

Fotoğraf: Doctormacro

8 yorum:

  1. İyi ki o dediğiniz diziyi seyretmiyorum. Bağlantıyı okuyunca artık zaplarken bile rastlasam kapatırım. Okuduğum kitaplarda ki karakterleri ben beynimde nasıl canlandırdıysam öyle kalsınlar isterim. Uyarlamalar her zaman başkasının hayallerine bakmaktır.

    YanıtlaSil
  2. Diziyi ben de izlemiyorum. Ama iş yerinden bir arkadaşım diziyi izlemeye başlayınca benden kitabı istedi ve kitabı doğal olarak diziden çok daha beğendi. Ben de diziyi merak ettim Karamazov Kardeşler uyarlaması olduğunu duyunca bir bölüm izledim, sonra vazgeçtim :) İvan, Mitya, Alyoşa benim kafamda oldukları gibi kalsınlar istiyorum çünkü. Ama ne yaparsam yapayım Fyodor Pavloviç'i düşününce Erdal Özyağcılar'ın yüzününün gözümün önüne gelmesine engel olamıyorum :D

    YanıtlaSil
  3. İnanılır gibi değil...

    Hayatta asla güvenmediğim hep şüpheli olduğum kimseler bu herkeslerle iyi olan insanlardır. Asla inandırıcı bulmam onları. Alyoşa kitabı okurken beni de tedirgin etmişti.

    Bir dizi ile rezil etmelerine de üzüldüm ayrıca.

    YanıtlaSil
  4. dünya saf iyilik ve saf iyi insanlardan kurulu olsaydı bu gün hayat çok daha kolay ve dünya çok daha güzel bir yer olurdu, belki siz sıkılırdınız ama bu sanırım bu, dünyanın sorunu olmazdı...

    Savaşlar olmazdı ve asker beslemek ve silah teknolojileri geliştirmek için çalışmak zorunda olmazdık...Mahkemelere, emniyet taşkilatına gerek olmazdı ki onlar içinde çalışmak zorunda olmazdık...Daha az sayıda hastahanemiz ve daha çok sayıda okul ve sosyal tesisimiz olurdu... Bir kadın canı istediğinde gecenin karanlığında sokaklarda yalnız başına yürüyebilirdi...Bir çocuğun ebeveyni sokakta çocuğuyla yürürken acaba organ mafyası çocuğumu kaçırır mı endişesiyle gözlerini çocuğunun üstüne dikmezdi... ve bunlar gibi sayısız örnekler...

    Dünya keşke saf iyi ve saf iyilikten oluşmuş olsaydı,dünya da milyarlarca alyoşa yaşasaydı da siz sıkılsaydınız ve bütün bu rezilliklerin,acıların hiç biri olmasaydı...

    YanıtlaSil
  5. Okuyacağım mutlaka okuyacağım Karamazov Kardeşler' i çok imrendim yazını okurken...

    YanıtlaSil
  6. VLADİMİR: Çok ilginçtir pek çok insanın da en sevdiği karakter Alyoşa. Ama onda gerçek olmayan birşeyler var. İnsanı iten. Belki de tutkuları, zayıflıkları olmayan biri oluşudur bunun sebebi.

    NOİDEA: Bence bu dünyanın dengesini bozardı. Kötülüğü savunuyor değilim, hele savaşları, katliamı, insanların öldürülmesini, dünyanın böyle hor kullanılmasını, çevrenin tüm canlılarının hırs uğruna heba oluşunu hiç... Böyle birşeyi nasıl isterim zaten akıl dışı bu. Ben insanın tutkularından, içindeki kötülükle yaptığı savaştan söz ediyorum. Kaldı ki dünya saf iyilikten oluşamaz. Bu imkansız. Olabilecek en iyi şey içimizde var olan savaşta iyiliğin kötülüğe galip gelmesidir ki pek çoğumuz bunun için çalışıyoruz. Bana söyleyin sizin içinizde hiç ama hiç kötülük yok mu? hırs mesela, kıskançlık, haset hiç mi yok? Ya da hiç Alyoşa gibi bir karakterle karşılaştınız mı? Eğer karşılaştıysanız onun o saf iyiliğine hiç şüphe duymadan yaklaştınız mı?

    ÖZLEM: :)

    YanıtlaSil
  7. Hayatımın kitabıdır heralde Karamazov Kardeşler! Bana göre gelmiş geçmiş en büyük yapıttır edebiyat tarihinde!
    Ivan'ı sevmekte haklısın, çünkü kitabın bana göre en çarpıcı bölümleri Ivan'ın anlattıklarından, düşüncelerinden oluşuyor biraz da:) Ama ben Fyodor Pavloviç'e de biraz sempati duydum aslında, çünkü kendisiyle çelişmeyen birisi gibi gelmişti bana. Her ne kadar kötü karakter olsa da, kendi yolunda yılmadan yürüyen bir insandı..

    YanıtlaSil
  8. Karamazov Kardeşler hakkında kesinlikle aynı fikirdeyim. Evet İvan'ın düşünceleri en çarpıcı sahnelerdi. Peki Alyoşa için ne düşünüyorsun?

    YanıtlaSil