16 Ekim 2009

YORMA KAFANI...


T. geldi geçen gün. Ve beni birden eski halime döndürdü. O dur durak bilmeden konuşan ,konuşan, konuşan halime. Ve T. gittikten sonra o eski ben'i kaybetmediğime sevindim ve hep suskun olan bu yeni ben'i hala garipsediğimi düşündüm. Geçen gün H. ile yaptığımız konuşma geldi aklıma. H. bana bu kadar kalabalıkta neden tek söz etmediğimi, neden konuşulanlara katılmadığımı sordu. "Çünkü" dedim "o insanlarla konuşacak birşey bulamıyorum." H. garip garip baktı yüzüme. Aklını okudum, şunlar geçiyordu: "Kendini onlardan üstün mü buluyorsun?" O bunu dillendirmeden cevap verdim. Elbette üstün bulduğum falan yoktu. Pek çok şeyi bilmiyordum ama kendimi birilerinden üstün görecek ve insanları horlayacak kadar da cahil değildim. "Sadece" dedim "hep aynı şeylerden söz ediyorlar. Ve ben bu üç beş şey etrafında dönüp duran hayatlardan çok fena sıkılıyorum." Başını salladı. Derdimi anlatabildiğime sevindim.

Ertesi gün H.'ye T. ile çıktığımız yemekte durmaksızın konuştuğumu ve hatta konuşmaktan yorulduğumu anlattım. Güldü. "Demek T. hayatı üç beş şey etrafında dönenlerden değildi." dedi. Değildi evet. T. aslında bambaşka biriydi. Onu on yıldır görmemiş olmama rağmen sanki daha dün görüşmüşüz gibi hissettiğim insanlardandı. Koşulsuzca ve hiç kendimi dizginlemeden aklıma geleni söyleyebileceğim, söylediklerimden ne demek istediğimi anlayıp anlamadığı konusunda kafa patlatmama gerek olmayan, yaptığım şakaları açıklamak zorunda kalmadıklarımdan biriydi o. Otuzlu yaşlara rağmen hala delikanlı gibi enerjik, meraklı, öğrenmeye açık bir adamdı. İnsanların içinde pırlanta grubuna dahil edileceklerdendi.

"Neler konuştunuz peki?" diye sordu H. Neler konuşmamıştık ki? Dünya yeme-içme kültüründen başlamış, köylerdeki hayata dalmış, çiftlikte yaşama hayali kurmuş, şehrin insanları nasıl da yıprattığı konusunda mangalda kül bırakmamıştık. Geçmişteki ortak dostlarımızdan, insan davranışlarından, o davranışların altında yatan sebeplerin ne olabileceğinden, kardeşlerden, anne ve babalarımızdan, sevgililerden söz etmiştik. T. gözleri dolarak nasıl aldatıldığını anlatmıştı bana. Ve ben ona nasıl hissettiğini bildiğimi söylemiştim. "İnsan" demişti T. "annesine, babasına, kardeşine ve sevgilisine güvenmezse bunlardan birinin ihanetine uğrarsa bir daha diğerlerine nasıl güvenir?" "Başka çaremiz yok" demiştim. İkimizin de gözleri dolmuş susmuştuk bir süre. Onunki acıdandı belki ama benimki kesinlikle öfkedendi. Adını bile anmak istemediğim birinin anılarının aklımın içinde dolanıp durmasına öfkelenmiş konuyu değiştirmiştim hemen. Kafa karışıklıklarından söz etmiştim sonra ona. Onun kafası pırıl pırıl aydınlıktı oysa.

"Saatlerce oradan buradan konuşup durduk işte." dedim H.'ye. "Sen" dedi "ancak kendi toprağında yeşeriyorsun. O yüzden bu kalabalıklar içinde susuyorsun, çünkü toprağını yadırgıyorsun." Dudak büktüm. "O zaman" dedim "hata benim. Eğer her toprakta yeşeremiyorsam gerçekten hata benim." H. bunu kabul etmedi. O insanlarla konuşmaktan keyif almıyor olmamın benim hatam olmadığını, çoğunun gündelik hayatın ürünü olduklarını ve  gündelik hayatın ürünü olan herşeyin bir süre sonra insanı sıkmaya başlayacağını söyledi. "Hatta çok fazla gündelik yaşayan insanların bile" dedi. "Peki ya sen?" dedim "sen de sıkılıyor musun onların bu tip sohbetlerinden?" Gülümsedi: "İnan bana bu bizim hatamız değil. Sadece onlar başka bir dünyada, senin ve benim gibiler başka bir dünyada yaşıyor. Hepsi bu. Yorma kafanı."

Fotoğraf: Life

10 yorum:

  1. En sonda belirtilen fikirlere tamamen katılmaktayım. Yaşım ilerledikçe de bu tip sohbetlerden daha çok sıkılmaktayım. Ne mutlu ki aynı noktada buluştuğunuz arkadaşlarınız var.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. herkesin şikayeti aynı..e herkesin şikayeti buysa diğerleri kimler?ayrı dünyanın insanları kimler?iki laf edicek arkadaş bulabildiğin için şanslısın...diğerleri de öyle,ötekiler,berikiler de..yalnızlık allaha mahsusmuş..ben de nacizane kedilerim ve eşimle yalnızlığımı paylaşıyorum...etti dört kafa...gerisi hikaye...

    YanıtlaSil
  3. o boş konuşulan ortamlar yüzünden içine kapandığım sessizleştiğim zamanları hatırlıyorum da, kendimi kötü ve mutsuz hissettiğim,kalabalık ama yanlız olduğum zamanlar onlar..ne gerek vardı ki zorlamıştım kendimi onlarca arkadaşla iyi geçinmek uğruna,herkese herşeye yetebilme ve kimseyi kırmama hissi...şimdi elimde 3-5 iyi dostla dünyalar benim,en azından şimdi anlaşılıyor ve anlayabiliyorum...az öz ama kalite zamanlarım var artık.

    canım benim sanada dilerimki hemenceceik böyle huzurlu ve kalite zamanların olsun... :)

    YanıtlaSil
  4. "iki şey ruhumuz karartır, konuşacakken susmak, susacakken konuşmak' der Sadi..
    Benim ruhum, hep zifiri karanlıkta kalmış nane ruhudur !

    YanıtlaSil
  5. bisiklete binmek gibidir bazı eski dostluklar. yıllar sonra karşılaşsanız bile kaldığınız yerden devam edersiniz hiç kopmamışcasına.
    ortak dertler(imiz)i dile getirmişsiniz.
    "başka bir dünya"da yaşayanlara selam olsun :)

    YanıtlaSil
  6. Bende aynı şeyleri hissediyorum zaman zaman. Aynı pencereden baktığım insanlarla konuşacak o kadar çok şey oluyor ki, hiç susmadan saatlerce konuşabiliyorum ama bazen öyle susuyorum ki ne ben ne de karşımdaki bu susmanın sebebini anlayamıyor. Yazın ise bana bir harita oldu. Kendi yolumu bulma ve bu yolda nerede olduğumu görmebilme haritası.

    YanıtlaSil
  7. LEYLAK DALI: O arkadaşlar olmasa zaten iyice sus-pus olacağız :)

    DWARFWAWES: Belki de bir kaç çeşit dünya var ve o dünyalara mensup olanlar karmakarışık yaşıyorlar da o yüzden bulamıyorlar birbirlerini.

    İLK...: Hepimiz aynı hatayı yapıyoruz, kimse kırılmasın incinmesin diye saçma sapan sohbetlerin içinde yer alıyoruz. İnsan sıkıldığı an çekip gitmeyi bilmeli bence. Kimseye bir borcumuz yok öyle değil mi? üstüne üstlük hayatlarımız bütün bu boşluklarla ziyan edilemeyecek kadar kısa.

    VOLKAN: Bu yüzden mi dünya gün be gün kararıyor dersin?

    DEEP JAZZY: Ne güzel bir tanımlama: bisiklete binmek gibi eski dostlarla yeniden karşılaşmak. Öyle ya insan hiç unutmuyor. Ve bir de ne var biliyor musun; o eski dostlar özlediğin seni geri getiriyorlarla yanlarında armağan olarak :)

    OWL: İnsan kendi sessizliğinden korkuyor değil mi? Çünkü o sessizlik aslında ne kadar da yalnız olduğunu gösteriyor. Yeniden konuştuğunda ise suyun üzerinde bir dal parçası bulmuş gibi oluyorsun. Biliyorsun kendi sesinde boğulmayacağını...

    YanıtlaSil
  8. Çokçok çok haklısn kediciğim, bayıldım yazına ve yine yalnız olmadığıma sevindim:))

    YanıtlaSil
  9. Volkan arkadaşımızın yorumuna katılıyorum.Gerçekten iyi bir söz...

    YanıtlaSil
  10. ÖZLEM: Çok teşekkür ederim :)

    BUĞDAY TANESİ: Ben de aynı fikirdeyim...

    YanıtlaSil