04 Ekim 2009

BİR ANNE BİR ÇOCUĞA...


"İnsanlar iyidirler. Güvenilirdirler. Onlara nasıl yaklaşırsan onlar da sana öyle yaklaşırlar." Böyle büyütmüş annesi onu. 80'li yıllarda daha küçük at kuyruklu bir kız çocuğu iken hep bunları duymuş. Annesine inanmış elbet. Neden inanmasınmış ki? O küçük kasabada manav amcası, kasap amcası, komşu teyzesi, öğretmeni Zeynep Hanım, arkadaşları Nagehan, Eda ve Berna iyi insanlarmış. Mahallede bir Mustafa varmış yalnızca kötü olan, onun da suçu hepi topu bizim kızın saçını çekmekmiş.

Böyle büyümüş bizim kız. Bahçeler içinde koşa oynaya, Mustafa'nın saçını çekmesinden kaça kaça, Zeynep Öğretmeninin verdiği ödevleri yapa yapa büyümüş kocaman olmuş. Bir kaç yıl geçmiş ve o yılların içinde annesinin sözüne göre yürütmüş hayatını. Ne insanlardan kuşku duymuş ne de güvensizlik yaşamış onlara karşı. İyi niyetle yaklaşmış, kimi zaman ektiğinin meyvesini toplamış kimi zaman ise şaşırıp kalmış kötülüğe.

Zaman daha da geçmiş dünyadan daha da çok haberdar olmaya başlamış bizim küçük kız. Gırtlakları bir hiç yüzünden kesilen insanların ne çok olduklarını, el kadar çocuklara tecavüz eden kocaman adamları çok sık duyar olmuş. Daha neler neler duymuş da kusmamak için dillendirmemiş. Kızmış annesine. Yüzüne "yalancı!" diye bağırmış bir gün. Kadıncağız şaşırmış. Ne dese bilememiş. Şimdi kocaman bir kadın olmuş küçük kızına kötülük ettiğini anlamış neden sonra. Ona dünyanın gerçeklerini göstermediği için suçluluk duymuş. "Ama" demiş "nasıl anlatılırdı ki bütün bu kötülükler o yaşta bir çocuğa?"

Kadın annesinin yüzüne bakıp kalmış. Yedi yaşındaki kızını düşünmüş sonra. Peki kendisi anlatabiliyor muymuş bunları o çocuğa? Mesela o yaşlı adamın o küçücük kıza yaptıklarını nasıl anlatsınmış? Ya da sohbet ederken birden bire birbirini vuran iki dostu? Ne desinmiş yani? "Olur böyle şeyler." ya da "hayat böyle evladım" mı? Belki de şunu demeliymiş: "Biz size ne yazık ki böyle berbat bir dünya bırakıyoruz. Artık kendiniz korumak kollamak size kalmış. Bakın başınızın çaresine" Sahi ne desinmiş bu el kadar çocuğa? Susmuş kalmış. Annesi de öyle.

Anne olmak çok ama çok zor işmiş... O yüzden susmuş ikisi de.

Fotoğraf: Life

5 yorum:

  1. gelecek böylesi bir muammayken anne-baba olmak için fazla cesaret lazım..demem o ki cesaretsizim...

    YanıtlaSil
  2. Hem de ne zor bir bilsen kediciğim.

    YanıtlaSil
  3. İnsanın doğuştan iyi olduğuna inanırız çoğunlukla. Hayatında herkese adil davrancağına. Ya da eğitimle herkesin iyi olacağına.

    Toplumsallığımızın bir neticesi olabilir. Düşünsenize her an bir düşmanla yaşamak ne kadar yıpratıcı bir şey.

    Haklısınız, bir masuma ise hayatın çetrefil ilişkileri, olması gerekenle, her zaman olmayacak olan ; idealle, hayatın arızaları nasıl anlatılır?

    İnsanın insanın kurdu olduğu, ya da insanın insanla var olabildiği arasında bir şeçim yapmak ise sanırım büyümekle alakalı

    YanıtlaSil
  4. dün 24 yaşındaki kardeşim sevgilisi için evi terk etti.anne babamın onaylamadığı biriyle evlenecek.giderken de anneme bana ne annelik yaptın ki demiş.evet annem bizi hep koruyup kolladı,kendi hayatını yaşamadı bizim için yaşadı.dünyanın güzelliklerini gösterip zor yanlarını kendi göğüsledi ve evladı ona bunu diyor.şimdi tek başına dünyanın nasıl bir yer olduğunu öğrenecek.içim acıyor.ama annem için :(

    YanıtlaSil
  5. DWARFWAVES: İnan bana da çok zor geliyor bir çocuğun sorumluluğunu üstlenmek. Başlı başına bir cesaret işi bu...

    ÖZLEM: Tahmin bile edemiyorum inan...

    ENİS DİKER: Biz bile zaman zaman anlamakta zorlanırken o çocukların bunu nasıl taşıyabileceklerini, bununla nasıl başa çıkabileceklerini hiç bilemiyorum.

    KARA KİTAP: Çok üzüldüm. Buna benzer bir duyguyu ben de yaşıyorum şu ara. Benzeri bir olayı. O nedenle nasıl içinin sızladığını çok ama çok iyi anlıyorum inan bana.

    YanıtlaSil