18 Ekim 2009

YA TUTARSA...


Sana şimdi "ya tutarsa.." dersem gülümsersin. Çünkü aklına gölün kıyısında durmuş ak sakallı Nasrettin Hoca gelir. Biliyorsun değil mi o fıkrayı. Herkes bilir. Ama bana anlattırma şimdi. Pek çok yetenekten yoksun olduğum gibi fıkra anlatma yeteneğinden de yoksunum ben. Her neyse asıl konumuz fıkralar ya da Nasrettin Hoca değil zaten. Asıl konumuz zaman zaman çaresiz kalan tüm insanların "ya tutarsa" diyerek birşeylere bel bağlaması.

Secret söz gelimi. O kitabı da bilirsin. "İyi düşün iyi olsun herşey sana bağlı adamım" lafından yola çıkan bir kitap. Hani şu marketlerde bile satılan ve insanların kiminin hayatını değiştirsin diye, kiminin de meraktan okuduğu kitap. Bazıları o kitabı okuyanlara ateş püskürüyor. Neden? Çünkü akıl dışı olana bel bağlayan insanlardan oluşan bir dünyada yaşamayı hazmedemiyorlar. Bir ölçüde haklılar mı? Evet belki. Çünkü dizginleri ele almaktansa görünmeyen, bilinmeyen şeylerden medet umanlar yüzünden hayatın bugün bu hale geldiğini düşünüyorlar. Ama bir de madalyonun diğer yüzü var. İnsanların gırtlaklarına kadar çıkmaza battıkları, ne yapacaklarını şaşırdıkları, ipin ucunu kaçırdıkları, hayatlarını bir türlü istedikleri boyuta getiremedikleri ve şu kocaman dünyadaki sisteme öldür Allah karşı duramayacaklarını anladıkları bir durum var. Şimdi bu insanları bu kadar çaresiz oldukları için ve akla dayanan her yolu deneyip de o yollardan dertlerine derman bulamadıkları için ve derman bulamamaları nedeniyle kendilerinin bile inanmadığı ve "ya tutarsa" diyerek denemeye karar verdikleri birşey için suçlayabilir miyiz?

Başka bir örnek ister misin? Peki. Bir anne düşün. Çocuğu kimsenin duymadığı bir hastalıkla cebelleşsin. Ve o anne hergün her dakika o çocuğa baktıkça ölüp ölüp diriliyor olsun. Çocuğunu götürmediği doktor kalmamış olsun ve o doktorlar o çocuk için hiçbirşey yapamıyor olsunlar. Bir gün bu anneye biri desin ki git şurada şöyle bir yer var, oradaki toprağa kapan, şu sözcükleri söyle falan yap filan yap o zaman bu çocuk iyileşecek. Dur şimdi burada okumayı kes ve kendini herşeyinle o annenin ya da babanın yerine koy. Evet batıl inançların yok. Evet eğitimlisin. Evet aklın yolundan bir adım atmadın şimdiye kadar. Bunları biliyorum. Ama koy kendini onun yerine. Ne yapardın? Bana "asla" diyebilirsin. Ve dahası asla yapmayabilirsin de. Fakat şunu inkar edemezsin: bu çocuğun derdine bu çare olur muydu acaba? Yapmalı mıydım? düşüncesini aklının bir köşesinde saklı tutmaktan vazgeçemezsin. Ve o hep orada var olur.

Tüm bu batıl inançları savunmak değil derdim. İnsanların çaresizliğini kullanarak satış rekorları kıran bir kitabın reklamını da yapıyor değilim. Sadece anlatmak istediğim şu; eğer çok çaresiz kalırlarsa, içinden çıkamayacakları dertlerle sarmalanırlarsa aklıdışı yollara sapabilir insanlar. Ve asla, o akıldışı yollardan başka umudu kalmamış insanları kınamak, onlara kızmak gibi bir lüksünmüz yoktur. Çünkü çaresiz olmak insana herşeyi yaptırabilir. Evet kimi önce en mantıklı yolları dener sonra aptalca bulduklarına geçer, kimi ise elini kolunu bağlar ve görünmez güçlere sığınır derdine medet umar. Ama insan hep çözüm arar. Çünkü bu kadar akıllı olmamıza rağmen hala acı ile başedebilecek kadar güçlü değilizdir. O yüzden "ya tutarsa" seçeneğini hep saklı tutarız içimizde. Çünkü bazen gerçekten başka çaremiz yoktur.


Fotoğraf: Life

5 yorum:

  1. insan bu söylediklerini ancak çok çaresiz kaldığını hissettiğinde anlayabilir, gerisi de ben yapmam der, kesinlikle yapmam... çaresiz kalmasınlar diliyorum onlara, neleri yapabileceklerini gördüklerinde geçirecekleri şoktan uzun süre çıkmayabilirler çünkü...

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle her satırına katılıyorum fulya abla..

    Hayatın hiç bir acısını tatmamış, ya da anlattığın türden çaresiz bir ebeveynin acısına yabancı bir insanca bu batıldır. Secret'taki iyi düşün iyi şeylerle karşılaş mantığı kaderciliktir. (Komşumuzun kitabı alıp, bana oku bunu düşünceni öğrenmek istiyorum demesiyle okumuştum :) ) Kaderimiz bizim elimizdedir fikrimce katılmıyorum. Örnekle kimisi evde yatar kriz var der, kimisi kenardaki 100 milyonuyla simit alır gider onu mahalle pazarında satar, işsizliğe inat. Bu böyle birşey...

    Ama sonuç olarak haklısın fulya abla çaresizlik insanı ya tutarsalara iter. Çünkü çaresiz insanlarda acı insanların beynini çürütür, kalpleri karartıp, mücadele ettiği halde sonuca ulaşamıyorsa artık her olasılık dahilini düşünür. Yüreğine sağlık.

    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  3. "Çaresiz kalmak" çok haklısın Fulya'cığım, her şeyi yaptırır insana.

    YanıtlaSil
  4. Bayıldım, harika bir yazı olmuş gerçekten. İnsan çaresiz kaldığında herşeye başvurması çok mümkün ve buna söylenecek pek birşey bulamıyoruz. Hani bir yatır var, bayanlar çevresinde dönüp alsana bir göbek ver bana bir bebek diyorlar..böylesi durumları bile görüyoruz ama ne diyelimki şimdi..

    YanıtlaSil
  5. EVREN: İnsanlar "asla" kelimesini ne çok kullanırlar değil mi? Oysa insanoğlu için asla demek mümkün değil. Çünkü ne zaman ne olacağını ve neler yapabileceğimizi bilemeyiz.

    LİBERTERKEDİ: Secret'a inananlara ben o kadar da kızmıyorum. Olumlu düşünmenin nesi kötü ki? :)Varsın düşünsünler öyle. Sonuçta kimseye zarar veriyor değiller. Ben hasta çocukları için yani o kadar çaresiz kalanların başvurduğu yollara asla kızmıyorum. Ama sayısal loto kuponunun götürüp türbelere asanlara çok kızıyorum. Hani normal bir ekonomisi olup da gözü doymayanlar var ya, lüks bir yaşamın hayalini kuranlar. Onlar benim kızdıklarım.

    ÖZLEM: Dileyelim de kimse akıl sınırlarını zorlayacak şeyler yapacak kadar çaresiz kalmasın.

    ONUNCU KÖYÜN ADAMI: O kadınlar ben de gördüm televizyonda. Gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ama sonra onların psikolojilerini düşündüm. "Bir umut" diyerek belki de başkaları yaptığında gülecekleri birşeyi yapıyorlardı. Batıl inançların çoğu sanıyorum çaresizlik ve korkudan doğuyor.

    YanıtlaSil