25 Ekim 2009

DALGALAR VE CESUR KALPLER ÜZERİNE...


Daha küçük bir kızken denizin dalgalarına kapılmıştım. Nefes alamıyor, ben nefes almaya çalıştıkça su ağzıma, burnuma doluyor ve çırpındıkça kurtulmak imkansızlaşıyordu. Boğulmak nasıl bir duygu ilk kez o zaman öğrendim. Elbette bu öğrendiğim boğulmanın bir türüydü: suda boğulmak, nefes alamamak, fiziksel olarak boğulmaktı. Büyüdüğümde boğulmanın başka bir türü ile tanışacaktım ki o tür boğulma çok daha uzun sürüyordu. Ve kimse görmüyordu boğulduğunu. İşin garini nefes alıyor gibi görünüyordun. Canlıydın. Konuşuyordun. Gözlerini kırpıyordun. Hatta zaman zaman gülüyordun bile. Ama kimseye sezdirmeden boğuluyordun. Bu insan olmanın bir sonucuydu. Belki de yazgı demek gerekir, kim bilir?

Mesela saçma sapan sözleri dinliyorduk. Ve her kelime ağzımıza burnumuza dolup bizi nefessiz bırakıyordu. Herşey zalim bir parçalanmaya doğru sürükleniyordu. Ve bizi ağır ağır dibe çekiyordu. Sonra televizyondaki o adam yıllarca ama yıllarca hep aynı sözleri söylüyordu. Kimi zaman bıyıklı bir adam olarak görünüyordu kimi zaman ise başının üzerinde saç olmuyordu. Sürekli kılık değiştiriyordu. Ses tonu vurguları farklılaşıyordu ama özde hep aynı kalıyordu. Ben ve benim gibilerden bizi sahiplendiğini belirten sözlerle bahsediyordu ama bir yerde karşısına çıkacak olsak, çaresizsek hele, avazımız çıktığı kadar bağırıyorsak ,bizi itiyor,  yokmuşuz gibi, her yan cennetmiş gibi davranmaya devam ediyordu. Sonra ona yine televizyonda rastgeliyorduk bir zaman ve bizden yine sanki bizi severmiş gibi, yaptığı herşey bizim içinmiş gibi söz ediyor oluyordu. Gırtlağımıza sımsıkı kenetlenmiş parmaklar yapışıyordu tam o anda. Kime güveneceğimizi bilemiyor, boğuluyorduk.

Dünya daha bir hızla dönmeye başlıyordu sonra. Herşey üzerimize yağıyordu. Kulaklarımıza gerekli gereksiz pek çok söz ulaşıyor ve biz ne gerçek ne değil şaşırıyorduk. Bütün bunlardan korkuyor ve kendi korkularımız içinde boğuluyorduk. Sonra zamanla alışıyoruz sanıyorduk bunlara ve hep birlikte yanılıyorduk. Gökyüzü kahkahalarla gülüyordu halimize. Kuşlar, solucanlar, toprak ve ağaçlar da... Arada bir sessizleşince ortalık tüm bu kahkahaların içinde yitip gidiyor ve boşlukta dağılıyorduk. Gök de insanı boğardı ama biz bunu henüz bilmiyorduk.

Ve boğulmanın bin çeşidi olduğu öğreniyorduk çok sonra. O bin çeşit içinde birinin mutlaka ama mutlaka bizi boğacağından, görünmez ellerin boğazımızda kenetleneceğinden ya da tüm bu saçmalıkların ağzımızdan burnumuzdan dolup ciğerlerimizi patlatacağından dehşete düşüyorduk. Oysa hiç farkında değildik gün içinde defalarca ölüp defalarca yaşama sarılıyorduk. Ayakta durup o dalgalara karşı cesurca savaşıyorduk. Neyse ki bütün bu kirli dünyaya karşı her sabah yeni temiz sayfa açma yürekliliğinde ve saflığındaydık. Daha da alası inatçıydık. Ve iyi ki böyleydik. İyi ki...

Evet boğulmanın bin çeşidi vardı. Ve evet yaşama tutunmanın da öyle...

Fotoğraf: Life

11 yorum:

  1. Cahit Sıtkı yı anımsadım aniden\ yazını okuyunca.. 35 yaş şiiriyle Dante yi anımsatan o güzel insanı..

    " (...)
    Su insanı boğar, ateş yakarmış
    her doğan günün bir dert olduğunu,
    insan bu yaşa gelince anlarmış."

    insan, başkasına gereksinme duymadan da kendi kendine de boğulup gidiyor..
    sessiz çığlıklarıyla..
    bağırıp çağırmayı delikanlılık yıllarımıza terkedip..olgunlaşmanın sancılarına katlanarak..
    dostcakal
    VK

    YanıtlaSil
  2. işte bugün, ben de tam böyle boğulmaktayım. çok özel bi nedeni mi var dersen: yok, yada aslında belki kocamaaan bi nedeni, birikmişlik. umarım gün içinde geçer, gözümün yaşı pınarında, nefesim boğazımda düğümlenmiş bir vaziyetteyim..

    YanıtlaSil
  3. günaydın olsun..
    bazen söylenecek söz olmaz.
    bu da öyle bir an...

    YanıtlaSil
  4. __gerçektende en tehlikelisi seslerle boğulmak kedi__

    YanıtlaSil
  5. VOLKAN: Değil mi? Hiç bir şey olmasa kendi denizimizde boğuluyoruz. Ama ille de boğuluyoruz.

    GUGUK KUŞU: Aslında o sebepsiz sandıklarımız damlalardan oluşmuş deniz. İnsan denize bakarken o damlaların ne olduğunu görebilir mi ki? İyi olacaksın. Hep kurtuluruz o dalgalardan.

    UZAĞA GİDEN KADIN: Her güne olsun aydınlık :)

    DENİZERO: Hem de nasıl...

    YanıtlaSil
  6. Biliyor musun benim bir kaç özel dostum vardır yanlarında gerçekten nefes aldığım.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  7. Onlar da olmasa zaten tümden yitip gideceğiz.

    YanıtlaSil
  8. Hepsi bir yana beni son yıllarda en çok şu medya denilen boş boş ve çan çan öten canavar boğuyor Sevgili Kedi. Yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil