26 Kasım 2010

Anılar, eşyalar ve hafıza- MİM

Ozan Kayra, "Şimdi sizden anılarınızla, anılarınızın değeriyle ve onları yüklediğiniz eşyalarla ilgili bir yazı yazmanızı istiyorum." demiş. Elbette dedim ben de. Eşyaların ağırlıkları üzerine bir de kendi anılarının ağırlıklarını yığan ve onları atılamaz hale getiren birinin bu konuda edecek bol miktarda lafı vardır değil mi?

"Çöpçü gibisin" der annem bana. Küçücük notları, aldığı armağanların kurdelelerini, üzeri yazılı peçeteleri bile saklayan başka biri için yapılabilecek doğru bir tanımlama onunki belki ama birşeyi göz ardı ediyor; Ben, başkası için çöp olan, benim için kısa ya da uzun bir hayat dilimini üzerinde taşıyan şeyleri biriktiriyorum. Biriktirmek demeyelim de atamıyorum. Elbette tüm anıları da toplamıyorum. Bana çok acı veren ve hayatımdan silip attığım insanlara ait ne varsa çöpü boyluyor. Fotoğraflar bin parçaya ayrılıyor, bana verdikleri armağanlar ortadan yok ediliyor, hatta günlükte onunla ilgili olan sayfalar bile koparılıyor. Ama ben tüm bu acıları silmeye çalıştıkça, onlara dair somut verileri ortadan kaldırdıkça, inadına her biri beynime iyice kazınıyor. Bir gülümseme, bir sözcük, bir bakış sanki daha az önce var olmuşlar gibi gözlerimin önünde duruyor. Sanırım acı olan herşey insanda çok daha derin bir iz bırakıyor.

Bir de saklayıp da hiç bakamadıklarım var. Babamın günlüğü hala çekmecemde duruyor ama cesaretimi toplayıp da onu okuyamadım henüz. Acıdan deliririm diye korkudan kelimelerine dokunamıyorum. Ama onun da zamanı gelecek. Sadece şimdi değil. Şimdi bunu yapamam.

Evde bir kutum var. Kitaplığın tam üzerinde duruyor. Onu o kadar uzun zamandır açmadım ki içinde tam olarak ne olduğunu bilemiyorum. Bir fotoğraf var. Bunu anımsıyorum. Bir zamanlar çok sevdiğim birinin fotoğrafı. Ölmediği halde her baktığımda ölmüş gibi içimi sızlatan, kırık bir hikayenin kahramanı olan birinin fotoğrafı. Tek söz etmeden hayatımdan uçup giden, beni belirsizlikler içinde bırakan birinin fotoğrafı. Ona çok kızgın olduğum halde atamadım bu fotoğrafı. Oysa ben dediğim gibi kızdığım zaman herşeyi çöpe atanlardanım. Ama onun fotoğrafını atamadım. Belki de yarım kalan hikayelerin kahramanlarının bir zaman hayatımızın bir yerinden yeniden karşımıza çıkacağına inanmış olmaktan kaynaklanıyor bu.

Bir de yeni ve güzel anılar var. Mesela mektupların öldüğünden söz edilen şu günlerde nefis bir şiirle başlayan iki sayfalık bir mektubun kelimelerini okşaya okşaya okuyarak oluşturulmuş anılar. Hala yaşadığına, hala güzel şeylerin olduğuna dair inancını tüm o iki sayfada gördüğünden habersiz olan bir adamın mektubu alıp almadığını soran tatlı sesi var. Sana yolladığı kitaptan, küpelerden, filmlerden daha çok o mektubu sevmiş olmana şaşıran o adam var. Ve her zaman saklayacağın o mektup var. Başka mektuplar da var elbet. Sevdiğin insanların parmaklarının dokunduğu, gözlerinin değdiği o beyaz sayfalar. Kimisinde şiirler, kimisinde anılar, kimisinde kederli sözcükler var.

Eşyaya dair daha pek çok söz edebilirim. Ve anılara dair de öyle. Bazılarının içlerinden keder sızabilir ve bazılarının içlerinden de özlediğim o mutlu zamanlar. Ve hepsinin toplamı olan hayatım... Ama bu kadar yeter. Zira geçmişe dönüp bakmaktan korkan biriyim ben. Bugünle bağlantımın ne kadar ince bir ipe bağlı olduğunu düşünürsek bu korku hiç de boşuna değil. Çünkü, geçmiş insanı içine çekmeye gönüllü bir girdaptır.

Mim; Deepblueeagle, ekmekçikız ve içimden çağlayanlar'a gitsin. Eğer kabul eder ve yazmak isterlerse...

10 yorum:

  1. Aldığım en güzel ve anlamlı mim Fulya'cığım. Kesinlikle yazacağım. Teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  2. Merakla bekliyorum Müge'ciğim. Sevgimle...

    YanıtlaSil
  3. Ne güzel bir mimiiş ve eşyalar ve anılar, çok çok beğendim kedicim...

    YanıtlaSil
  4. Mim hızla yayılıyor.

    Ne güzel bir yazı olmuş böyle Aydan Atlayan Kedi. Yine o eşyaların üzeründeki hatıraların zihnimize kazındığını kanıtlayan bir yazı tüm gerçekliğiyle.

    Kalemine, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  5. ÖZLEM: Çok teşekkür ederim. Sen de yazmak istersen yollanmış kabul et.

    AYNADAKİ AKSİM: Çok teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  6. kedi, yine başımla onaylayarak okudum bu yazını. her zaman olduğu kadar içten ve doğal gelmiş. bunu seviyorum senin yazılarında.

    "Belki de yarım kalan hikayelerin kahramanlarının bir zaman hayatımızın bir yerinden yeniden karşımıza çıkacağına inanmış olmaktan kaynaklanıyor bu." demişsin. inanınca oluyor. inanıyorum. olacak.. =)

    YanıtlaSil
  7. mim konusu çok güzel. etkileyici. ve en çok uğraştığım konulardan birinde.

    teşekkür ederim. bu sıralarda çok ödül, mim oldu. çok yazı yazdım.

    bunu haftaya yanıtlayacağım.

    ve yanıtın da çok etkileyici. çok insanca. bu yazın için kutlarım seni.

    YanıtlaSil
  8. Fulyacım, dün vakit bulup okuyamamıştım yazını; sadece teşekkür edip kaçmak zorunda kalmıştım.
    Okudum.... her zamanki gibi kendimden çokça şey buldum satırlarında. Neredeyse aynı.. hatta kısmen iç burkan şeyleri de hatırlatan, "iyi ki hatırlattı" bile dedirten..
    Sadece şunu sevmedim: "...Bugünle bağlantımın ne kadar ince bir ipe bağlı olduğunu ..."
    İçindeki yaşam enerjisini, bazen insan kendi bile fark edemiyor. Ama o oradadır ve aslında ivme veriyordur. Bak ve gör n'olur.. Çünkü sende bir şelale var aslında...

    YanıtlaSil
  9. OZAN KAYRA: çok teşekkür ederim. Severek biraz da içim acıyarak yazdım. İnsan maziye dalınca biraz içi burkuluyor. Ben de inanıyorum yarım kalmış hikayelerin kahramanlarının bir gün yeniden hayatımıza gireceğine.

    DEEPBLUEEAGLE: Çok teşekkür ederim. Merakla bekleyeceğim yazacaklarını. Sevgilerimle...

    MÜGE: Canım Müge bu ara böyle. Çünkü zor bir dönemi atlatmaya çalışıyorum. Geçecek ve bağım bundan böyle daha da kuvvetlenecek biliyorum. Bilirsin bazen bağışıklık sistemimiz zayıflar. Tıpkı bunun gibi benimkisi de şu ara. Bağımı güçlendirmeye toparlanmaya çabalıyorum.

    YanıtlaSil
  10. Fulyacım, ödevimi yaptım :)
    Sayende çok da keyif aldım.. tekrar sağol...

    YanıtlaSil