24 Aralık 2012

iyi bir kitaptan sonra...

1Q84 bitti. İyi bir kitaptı çünkü son sayfanın son cümlesini okuyup bitirdiğimde kitabı baştan okumak istediğimi hissettim. Bu bana çok nadir olur. Yüzyıllık Yalnızlık ve Tutunamayanlar hariç hiçbir kitabı iki kez okumadım. Çünkü okumak istediğim çok kitap var ve hayat hepsini okumak için çok kısa. Ama bu 1256 sayfalık tuğlayı yeniden okumayı gerçekten istedim.

Size de öyle olur mu bilmiyorum ama ben bazı kitaplar bitince kendimi arkadaşlarımdan ayrılmış gibi hissederim. Şimdi de Aomame ve Tengo'yu özleyeceğimi hissediyorum. İkisi de çok ama çok sevdiğim karakterlerdi. İnsan bir kitabı sevince, o kitabın içine iyiden iyiye girince kitabın karakterleri ile birlikte yaşamaya başlıyor. Onların evlerinin içinde, eşyalarına dokunarak yaşıyorsun uzunca bir süre. Onlar sanki dünyada bir yerde yaşıyorlar, nefes alıyorlar, öylesi gerçekler. Eğer tehlikedelerse sırt kasların geriliyor mesela, sayfaları okurken bakıyorsun ki hızlı hızlı nefes almaya başlamışsın. Eğer mutluysalar, ki bu mutluluk yıllarca hayaliyle yaşanmış bir mutluluksa, gözlerinden yaşlar akıyor sevinçten. İşte bu diyorsun. Edebiyat bunu yapmalı. Harflerden ibaret adam ve kadınları senin gerçeğin yapmalı. Bu yüzden Murakami'nin önünde saygıyla eğiliyorum.

İyi bir kitabı bitirdikten sonra insan ne okusa bilemiyor. Çünkü böylesi iyi bir romanın ardından seni ne keser bilemiyorsun. Kitaplığın önünde dikilip duruyorsun. "O olmaz, bu olmaz, bu beni kesmez" diyor ve kendini Ali Ağaoğlu gibi hissediyorsun. Çok acaip birşey bu okuma işi. 

Kitap demişken dün akşam uzun zamandır ertelediğim bir işi yaptım. Tüm kitaplarımı gözden geçirdim. Okuduğum ve bir daha asla okumayacağım kitapları elden çıkarmazsam odanın içinde yatacak, oturacak bir yer bulamayacağımdan köklü bir elden çıkarma gerekiyordu ama siz deyin üşengeçlikten ben diyeyim kitaplarımdan ayrılamamaktan uzun zamandır erteleyip duruyordum bu işi. Ama dün akşam annem "senin vermek istediğin bir kaç kitabını bizim bakkala götürdüm. Adam çok sevindi. Bazılarını kendisi almış bazılarını da dağıtmış insanlara" deyince "vaktidir" deyip sıvadım kolları. Hayli kitap çıktı. Bizim kitapsever bakkal için büyük bir kutu hazırlandı. İş arkadaşlarımın kitap tercihlerine göre kitaplar gruplandı ve benim üzerimden de büyük bir yük kalktı. Ben işimi bitirince kuzenim kahveye geldi. Kitap yığınlarını görünce o da heveslendi okumaya beğendiklerine el koydu. "Sen kütüphane mi oldun ayol" dedi. Nasıl yani dedim. "E baksana kitapları insanlara dağıtıyorsun. Üstelik kim neyi sever ona göre ayırmışsın."dedi. Güldüm. Kitaplarıma düşkünlüğümü bildiğinden şaşırdığını da söylemeyi ihmal etmedi. "Fikrimi değiştirdim" dedim. "Kitapları okuyup biriktirmenin bir mantığı yok. İnsanlar okusunlar birbirlerine versinler. Bu daha iyi değil mi? Ama bazılarına kıyamıyorum hala. Onları veremem. Onları dönüp okumak isterim çünkü." Güldü "İyi de neredeyse 40-50 kitabı elden çıkarmışsın." Gülümsedim. "Böylesi daha iyi" dedim. "Daha okunacak çok kitap var."

Fotoğraf. guardian

14 yorum:

  1. şairin romanından sonra aynen ben de böyle olmuştum ve aslında hala kitaptan kopabilmiş değilim. kitaptaki kahramanları özlüyorum biliyor musun. yeni bir kitaba başlamak zor oluyor bu durumlarda: ufff hiçbirşey kesmez şimdi beni diyorsun hatta ihanet edermiş gibi bile hisettim kendimi.
    bu arada keşke bakkalın olsaydım:)

    YanıtlaSil
  2. Kesinlikle katılıyorum. Yaklaşık 1 yıldır bir roman yazıyorum ve oradaki karakter artık beni ele geçirecek diye korkmaya başladım. Bu daha da kötü :) Kitaplarını dağıtmaya kıyamayan biri olarak acını anlayabiliyorum. Ama artık böyle bir karar verdiysen fazlalıklardan alabilirim yer açılsın diye :)

    YanıtlaSil
  3. Benim de sorunum aynı, kitaplar çok yer kaplıyor evde, ev küçücük, yakınıp duruyorum bir türlü kolları sıvayıp ise girisemedim, galiba kıyamıyorum... Ayrıca bir çok kez okudugum kitaplardan Tutunamayanlar, sanırım 100 yıllık yalnızlıgı da iki kez okumustum ... Hos tesadüfler...)

    YanıtlaSil
  4. 1Q84 2013 yılı kitabım olacak. Ben d eokumaya zaman bulamıyorum bu aralar kedicim. Kitap paylaşımı konusunda aynı fikirdeyizseninle.
    Bu arada sohpetin özledim :)

    YanıtlaSil
  5. Blogunda yayınlarsan çok güzel olur. :)Talibim.

    YanıtlaSil
  6. Bazı kitaplarda bende de oluyor böyle, hatta uzun bir süre yeni bir kitaba başlayamıyorum. Bunun adı post-iyikitap travması diyordu bir arkadaşım :)))

    YanıtlaSil
  7. post-iyikitap travması:) harika

    YanıtlaSil
  8. GUGUK KUŞU:Şairin romanını en kısa zamanda okuyayım ben de :) İyice merak ettim. Bakkal çok sevindi kitaplara :)

    KAPTANIN ZEHİR DEFTERİ: Ben de bir roman yazmaya başlayacağım. Bakalım benim karakterler bana ne yapacaklar :) Aslında sürekli düşünüp durduğum bir karakter var, onu şimdiden arkadaşım sanmaya başladım, pek fena :) Kitapları dağıtırken hiç acı duymadım inanır mısın? Ama vermeye kıyamadıklarım var onlar alınsa elimden bu kadar rahat olur muyum, hiç sanmıyorum.

    MAVİ: Sen de benim gibi yap, senin için ayrı değeri olanları tut, bir daha okumayacaklarını ver. En iyi yöntem bu sanırım. İnan bana o kitapları birinin okuyacağını ve onları görünce çok sevineceğini bilmek bile iyi geliyor insana.

    HAYAT İZLERİM: 1Q84'e bayılacaksın. Ben de özledim.

    SEMİH: Neyi yayınlarsam, anlayamadım :)

    SERPİL: Çok güzel bir tabirmiş, Post-iyi kitap travması. Sevdim :)

    GUGUK KUŞU: Bence de :)

    YanıtlaSil
  9. Aşk gibi ritimli kitapla ilişki iyi bir okuyucunun.Bazı yazarlar herzaman yazdıkları kendilerinin okurken hissettiğin duygular senin.Okumak istediğim ve ertelediğim bir yazarı okadar içten anlatmışsınız ki yeni yıl hediyesi olarak alacağım kendime.Yüreğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  10. Dağıttığın kitapların hepsini değilse bile,bir kısmını. (:

    YanıtlaSil
  11. İyi bir kitap okuduktan sonra aynı güzellikte bir kitaba rastlayana kadar bu da değil bu da değil diyorum:))
    Sahilde Kafka'yı okurken hiç bitmesin istemiştim...
    1q84 de iyi bir kitaptı bence de...


    YanıtlaSil
  12. oğuz atay'ın bütün kitaplarını en az iki kez okumuşumdur. 700 kitabım var desem abartılı olmaz.
    sevgiyle.

    YanıtlaSil
  13. Ben bakkalını sevdim. Yavaş hareket olarak adlandırdığım mesleklerden biridir bakkallık, hele kenarda köşede kalmışsan müşteri daha da az olur. Bu tip esnaf genelde boş zamanlarını, önlerindeki televizyonun saçma kanallarını izleyerek geçirirler. Kitap okuyan ve dağıtan bakkalını tebrik ediyorum.
    Her zaman söylerim; Beynimizde yer kaplayan kitapları evde tutmamak lâzım. Daha bir sürü beyinde yer işgal edecekler. Kitaplar bir nevi çocuğumuz gibi ancak dağıtma kararından dolayı seni de tebrik ediyorum:=)

    YanıtlaSil
  14. FATMA YAMAN: Çok seveceğinizden hiç kuşkum yok. :) sevgiler...

    SEMİH: :) hepsi gitti. Bakkal aldı :)

    LALENİN BAHÇESİ: Sahilde Kafka'yı ben de çok severim. Ama 1Q84 en güzel kitabı.

    TOLGA: Oooo hazine var sen de desene :) 700 kitap. Bende de var bir o kadar.

    BESTAMİ BEY: Bu hiç Tv izlemez. Hep misafiri vardır sohbet eder ya da okur. Hepsini veremem kitapların. Bir kısmı gitti ama bazıları çok kıymetli benim için onları veremem.

    YanıtlaSil