05 Aralık 2011

ve şimdi reklamlar...

Reklamları hem izlemekten kendimi alamıyorum hem de izlerken söylenmekten. Saçma sapan felsefeler yaptığımda oluyor elbet. Mesela fren mesafesi diğerlerine göre 1 metre bilmem ne olan lastiklerden söz edildiğinde ben de beynimde böyle bir sistem olmasını talep ediyorum evrenden. Çok ama çok sinirlendiğimde frene basayım ve kimseye toslamayayım diye abuk sabuk bir sistem geliştiriyorum.

Sonra şu mutluluk vaadeden reklamlara fena halde takılıp öfkeleniyorum. Mesela sanırım bir araba markasından söz eden bir reklam var. 300 lira bölü bilmem ne çarpı bilmem kim diye gidiyor. Mutluluk nedir nasıl elde edilir diye kendini paralayan bunca insanlar dalga geçer gibi bir de formüle mi ettiniz kuşbeyinliler diye homurdanmaya başlıyorum elimde olmadan. Neymiş otomobil alacakmışız da mutlu olacakmışız, ne varmış ayol adam bilmem kaç ay taksit yapmış, hıh.

Bir de sigorta reklamları var. Yahu hergün gazetelerde binlerce saçma sapan ölüm okuyan bir adam için sigorta nedir ha? Yoldan kendi halinden geçerken kafasına saksı düşüp ölenlerin ülkesi burası. Burada ölmek öyle kolay ki sen neden söz ediyorsun? Ha bir de bize sürekli kredi falan teklif ediyorsunuz ya önce şahane bulaşık makineleri, olağanüstü canlı tv'ler, son model cep telefonlarını anlatan reklamları gösteriyor aklımızı başımızdan alıyor tam elimizi çenemize atmış "ama benim param yok ki nasıl alacağım" demeye kalmadan şak diye size şu kadar kredi verelim koşun koşun reklamlarını sokuyorsunuz gözümüze. Helal olsun arkadaşım size.

Öyle de renklisiniz ki Allah'ın cezaları daha kredi, araba, makine falan filan nedir bilmeyen çocuklar bile gözlerini alamıyorlar sizden. Ama benim en çok güldüğüm ne biliyor musunuz; tüketim kültüründen, insanların çılgınca para harcamalarından yakınan adam ve kadınların katıldıkları programlar arasına bunu empoze eden reklamları bol bol sokuşturmanız. Ve reklamlar bitince aynı adam ve kadınların aynı tükenmez inanç ve iştahla sözlerine devam etmeleri. İşte bu sahiden komik!

Ama siz şimdi daha da akıllandınız vallahi bravo. Mesela heyecanla izlenen dizilerin orasına burasına meşrubat şişeleri sokuşturuyorsunuz, sonra cep telefonlarını olabilidğince yakından çekiyorsunuz ki onlara özenen tipler o telefonlardan alsın. Hatta zil sesini bile o kahramanın telefonun zil sesi yapsın ki kendini öyle hissettsin. Bunu Polat Efendi pek güzel başarmıştı. Bir ara her yanda cep telefonu aynı çalan siyah takımlı beyaz gömlekli ve sert bakışlı adamlar türemişti. Hatta öyle bir hale gelmiştik ki "Türk erkeği nasıl bir tiptir?" sorusunu  "siyah takımlı beyaz gömlekli ve sert bakışlı" şeklinde tanımlasak kimse şaşırmazdı. Alllah'tan sonra Ezel'ler türedi. Ondan sonra da başkaları. O kadar hızlı ki herşey hiçbirşey sabit kalakalmıyor, hiçbir şey kimsenin üzerine yapışıp kalmıyor.

Polat demişken sizi bir konuda takdir etmeme izin verin. Adamın eline bir kitap tutuşturdunuz kitap aynı hafta yok sattı. Keşke tüm dizi kahramanlarının ellerine birer kitap verseniz de o kitaplar  çılgın gibi okunsa. Mesela Fatmagül Yeşil Peri Gecesini okusa. Kerim Tutunamayanları. Sonra Umutsuz Evkadınları'nın Elif'i çocuk bakımı üzerine en güzel kitapları okusa çocukları okuldayken. Muhteşem Yüzyıl'da Pargalı'ya okuttunuz bir kitap. Pek de güzeldi. Ne kaybedersiniz yahu senaryoya bu minicik ayrıntıları ekleseniz. Sonra ortaya çıkıp konuşuyorsunuz "bu toplum okumuyor da bilmem ne de" diye, ama hiçbir şey yaptığınız yok. Ancak laf. Sen üzerine yapsana arkadaşım, madem senin acaip garip dizi karakterlerine bu kadar bayılıyor bu halk sen de bu halk okumuyor diye vırvır edeceğine bir sahnede nefis bir öğle sonrası ışığı altında kendinden geçmiş okuyan bir adam ya da kadın göster tek bir karede. Birşey kaybetmezsin ama inan bana çok önemli bir yol katedilebilir senin sayende.

Ne dersin, yapar mı bunu acaba aranızdan sorumluluk sahibi birileri? Bakalım ve görelim...

5 yorum:

  1. Gençlerin izledikleri üzerine söylenecek o kadar çok şey var ki...
    Reklamlar bunların en masumları arasına girebilir.
    Dizi karakterlerinin yanın da senaryolar izlerken beni çileden çıkarıyor.
    En son 16 ve12 yaşındaki oğullarımın seyretmesine dayanamadığım güya gençlik dizisi olarak çekilmiş lise öğrencilerinin serüvenleri...
    Ne amaç güdüldüğünü çözemediğim bir sürü olay, materyal(silah),şaka,davranış biçimi,konuşmalar,anneler,babalar,
    öğretmenler,okullar.....
    Liste uzayıp gidiyor.
    İlk bölümü ile dehşete düştüm.Bunlar bizim çocuklarımızı mı anlatıyor,yoksa başka bir yerden ithal mi?
    SORUMLULUK sahibi birileri gerçekten var mı?

    YanıtlaSil
  2. Bu çok düşünmek nasıl başa bela bir şey değil mi:))
    Tipik çok düşünen insan olarak reklamlara, sokaktaki insana, daha saymakla bitmeyecek çoğu şeye takılabiliyor bu düşünen kafalar.

    YanıtlaSil
  3. kız seni mimledim gelde al :)
    ben artık modern erkek oldum biliyonmu. artık mim falanda yolluyom :))

    YanıtlaSil
  4. televizyon izleyicisi olmamam harika birşey. ama arada sırada kulağıma yada gözüme iliştiğinde daha da mutlu oluyorum izlemediğim için. buaralar bizim minik çocuk kanalı seyredince ben de takılıyorum güzel çizgi filmlere. ama bir reklam varki çıldırtıyor beni: hani bana bal parmaaakkkk! o reklamda türkiyedeki kadın erkek durumunu görüyorum ve çıldırıyorum. kadınlara taa bebeklikten giydirilen kılıfa çıldırııyorum. allah aşkına bir izle bakalım sen ne düşüneceksin. ama avea reklamları ve ordaki oynayan kişiyi mimiklerini beğeniyorum espriler kaliteli. yiğidi öldür hakkını yeme:d

    YanıtlaSil
  5. HOBBY DÜNYASI: O diziler beni de çileden çıkarıyor. Yanılıyorsam düzeltin lütfen bu dizilerde hiç umutlu birşey yok herşey cehennem. O gençlik dizilerini ben de hayretle görüyor ve gençleri biçimlendirmesinden ciddi biçimde endişe ediyorum. İnsan TV'den çok etkilenir. İstediğimiz kadar bilinçle izleyelim etkilenmek kaçınılmazdır. Sorumluluk sahibi birilerinin olmasını umut ediyorum.

    SİS: Zihnimize bir pause düğmesi olsa ne şahane olur değil mi :)

    KARA KALEM: Ay sen mim yazar mıydın :) Mimi en kısa zamanda gelip alacağım :)

    GUGUK KUŞU: Merak ettim o reklamı. Hiç denk gelmedim. Avea reklamındaki o çocuğa ben de bayılıyorum çok sevimli ve yetenekli :) Haklısın hakkını yememek lazım.

    YanıtlaSil