10 Aralık 2011

son günlerde...

2 gün önce...
Onu uzun zamandır tanırım. Severim de. Çok derdini dinlemişimdir çok derdini anlatmıştır. Tırnakları ne uzunlukta bilirim mesela. Saçlarını hangi zamanlarda kestirir, cuma günleri neden bezgin olur, onu ne neşelendirir, ne kızdırır bilirim. Ama o gün çok tuhaf birşey oldu. Onun o çok iyi tanıdığım kahverengi gözlerinin içine bakarken "kim bu?" diye düşündüm. Çok çok uzak biri. Tanımadığım ya da daha az önce tanışıp da hakkında hiçbir şey bilmediğim biri. Bu saçlarının içinden geçen parmaklar, sıkıntıyla kasılmış göğüs kimin? Sesi soğuk ve yabancı. Çoktan çekilip gitmiş bir deniz. Boş kıyıda öylece baktım durdum. Geçer mi bu yabancılama hissi. O hala aynı insana bakıyorken ben neden onda tanımadığım birini görüyordum bilemedim. İnsan zaman zaman tanıdığını sandığı insanları bir an için de olsa aslında tanımadığını farkeder mi? Ya da bu uzaklaşmak mıdır ondan? Onu bir yabancı yerine koymak ve orada bırakıp gitmek midir? Bilemedim. Eğer tanıdıklarımız bile bir gün böylesine yabancı geliyorsa bize, sandığımızdan çok daha yalnızız galiba...

dün...
Bu adamı daha önce kaç kez gördüm kimbilir. Kaç kez merhaba dedim yarım yamalak gülümsedim. O da tıpkı bir ayna gibi aynını yaptı. Geçip gittik birbirimizin yanından. Ama dün çok tuhaf bir şekilde sanki birbirimizin en yakın arkadaşı gibi birbirimizi yıllardır tanıyor gibiydik. Çok ama çok sıkıcı bir toplantıda yanımda oturuyordu. Dışarıda şımarık hırçın bir yağmur vardı. Öyle soğuktu ki hava üzerimizden mantolarımızı, paltolarımızı çıkarmaya korkuyorduk. Islanmıştık, sıkılıyorduk ve bir an önce evlerimize gidip pijamalarımızı giymek ve günü unutmak istiyorduk. Herkesin başının üzerinde hayal baloncukları vardı sanki. O baloncukların içinde bir soba, bir bardak çay, ısınmış bir gövde ve sessizlikten mürekkep bir kare donup kalmış gibiydi. Belki de bu yüzden o adamla böyle yakın olduk. Bazı insanlar insana evdeymiş hissi verir ya hani belki birbirimizde o evdesin hissini bulduk kimbilir. Birbirine belli belirsiz değen siyah paltolu omuzlardan ibarettik ya da. Korkma ve sıkılma yanındayım diyen bir omuz. Bir zaman bir yabancıda kısacık bir an bile olsa bu hissi bulmak olası ise eğer insan o kadar da yalnız olmamalı değil mi?

8 yorum:

  1. heyy herkesin başının üstünde hayal boncukları vardı demek. hani sanki karikatürlerdeki konuşma balonları gibi dimi? çok hoşuma gitti bu başların üstündeki uçuşan hayal boncukları

    YanıtlaSil
  2. Hayal baloncuklarını çok sevdim ben de :)
    İnsan aslında yalnızlığını kendi yaratıyor belki de kedicim :))

    YanıtlaSil
  3. Güzel bir post olmuş :)

    YanıtlaSil
  4. GUGUK KUŞU: Evet :)

    FARKLI DÜŞÜNCE: çivit mavisi :)

    HAYAT İZLERİM: Zaman zaman biz yaratıyoruz yalnızlığı.Belki de buna ihtiyacımız olduğu için...

    BOLAT: Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  5. Herkese bir haller oluyor Sahip !..

    Diyesim geliyor hep ..

    YanıtlaSil
  6. o pencerede saatlerce oturabilirm:)))

    YanıtlaSil
  7. KLARK: Herkese her daim bir haller oluyor :)

    YELDA: Ben de öyle :)

    YanıtlaSil