30 Ekim 2011

iyilikle güzellikle...

Benim ailemde şöyle söylerler; "Kendin yemeyeceğin yemeği bir başkasına, kendin giymeyeceğini giysiyi bir başkasına vermek ayıptır." Çok doğru bir laftır. Ve şükürler olsun ki tüm ailem bu lafı üzerinde düşünmeden kabul etmiş ve hayatları boyunca uygulamışlardır.

Ailemin maymun iştahlı bazı üyeleri çok giysi alır. Ve bu giysilerin çoğu da bir kez bile giyilmeden dolapta bekler. Bir gün giysi kalabalığından bunaldıklarında akıllarına o giysileri ihtiyacı olanlara vermek gelir. Hepsi bir kenara ayrılır. O giysilerin içinde elbette giyilmiş, yıpranmış, sökülmüş, rengi solmuş olanlar da bulunur. Bu kez bunlar ayrılır. İçlerinde giyilebilir olanlar onarılır. Sonra hepsi toplanır temiz görünseler bile yıkanır, ütülenir ve ihtiyacı olanlara verilir.

Bunu anlatmaktan utanıyorum. Çünkü benim ailemde yapılan yardım ve iyiliklerin bir yerde sözünün edilmesi de ayıptır. Ama konuyu bir yere bağlayacağım. Şimdiye kadar tahmin etmediyseniz hemen söylüyorum, Van'a gönderilen yardım kutularından çıkan giysiler ve diğer şeyler sözünü etmek istediğim.

Mutlaka duymuşsunuzdur, kutuların içinden mini etekler, pullu dantelli payetli kıyafetler, abuk sabuk bir dolu şey çıkmış. Bir köşe yazarı bunun kışlıkları yazlıkları ayıklamaya çalışan ev kadınlarının marifeti olduğunu yazmış. Doğrudur. Böyle kadınlar var ne yazık. Hatta utanmadan sıkılmadan kirli battaniyelerini leş gibi kokakn giysilerini de yollayanlar olmuş. Şöyle bir zihnin ürünü mü bu acaba; "nasılsa hiçbir şeyleri yok herşeye razı olurlar, o kadar soğuk ki kokan bir kazağı giyer, leş gibi bir battaniyeye sarınırlar." Böyle düşünmüş olabilir mi? Bu kadar vicdansız ve aşağılık olabilirler mi sahi? Evet olurlar. Bunu daha önceki depremlerde de yaptılar çünkü. Deprem onların evlerindeki fazlalıklardan kurtulmaları için bir fırsat yarattı yine. Hayat ne acaip birileri başka birilerinin felaketini yine kendi çıkarı için kullanmayı becerebiliyor.

Yardım kolilerinden taş, bayrak ve sopa da çıkmış. Bunun üzerine yazmıyorum bile. Zira yüreklerindeki merhamet duygusunu kine ve nefrete teslim etmiş insanlar da var bu ülkede. Öyle çok genç çocuk öldü ki, o insanların acıdan akılları karıştı. Genellediler ve katillerle masumlar artık ayrılamaz hale geldi gözlerinde. Bu ülkenin doğusunda yaşayan herkesi potansiyel katil olarak görmeye başladılar. İnsanoğlunun çoğunun zihni genellemelerle çalıştığına göre bunda garipsenecek bir yan olmamalı. Bu yüzden kızsam kızamıyorum zira benim de içim yanıyor mayına basıp ölen hayatlarının baharındaki çocuklara, çocuklarını, hamile eşlerini geride bırakıp giden genç adamlara. Kimin içi yanmaz paramparça olmuş ailelere, yüreğinde ateşle dolaşan anne babalara...

Ama insan böyle durumlarda elini yüreğine koyup düşünmeli. İçindeki acıya ve kine teslim etmemeli vicdanını merhametini. Çünkü sonra sonra kendinize bile veremezsiniz bunun hesabını. Eğer bir tarafta olmaya ihtiyacınız varsa iyiliğin tarafında olun mesela. Ve şu fotoğraflara bakarak düşünün. Ve yine bu fotoğraflara bakarak inanın; iyiliğin olduğu yerde insanlar düşünür ve bu iyiliğe nankörlük edemezler. İnsan bilir ve hatırlar. Kendisine uzatılan battaniyeyi, verilen ekmeği, koluna girip onu rahat bir yatağa yatıran insanı anımsar. Bir felaket anında koca bir ülkenin kendisi ile birlikte ağladığını anımsar. Ve o an anlar ki yalnız değil. Bu ülkenin bir parçası. Herkes onun ailesi. İnanın bana nefret bitirmez kötülüğü. Kötülüğün üstesinden ancak iyilik gelir.

Fotoğraf: Vatan Gazetesi

13 yorum:

  1. Ben anlamıyorum insanları, olması gerekn senin ailendeki gibidir ve bu yardımlaşmanın gereğidir, gerisi şımarıklık, küstahlık ve hatta görgüzüszlüktür diyorum ve diğer yandan utanıyorum ...

    YanıtlaSil
  2. şu yazıyı okuduktan sonra hala "oh olsun" diyebilenler varsa sözüm onlara olsun: van medeniyetten uzak, sadece terör mensubu ya da yandaşı insanların(!) yaşadığı bir şehir değil. van bir haftalık tatil için bile gelenlerin vazgeçemediği bir şehir.. 3-5 sene orada yaşamış olduktan sonra, bir şekilde evini taşımış olan veya universite hayatı sonlanıp gittikten sonra bile büyük bir özlem duydukları şehir.. van türk'üyle kürt'üyle yaşarken yormayan, üzmeyen şehir.. küt beyinlerinizle , uzaktan yorum yapmadan önce bir gün bu yaşananların sizin de başınıza gelebileceğini hesap edin! orada ölenler, yaralananlar , korkanlar İNSAN! belki de sizin aksinize.. üstelik batıdan gelen doktoru , öğretmeni herkesin yaşadığı yer.. ayıplarınızdan utanın ve yaptıklarınız üzerine mantıklı sonuçlara ulaşın derim. kimse yaptığınız yorumları, gönderdiğiniz imaları haketmiyor! ve AYDAN ATLAYAN KEDİ; yazdıkların, hissettiklerin, temizyürekliliğin için ÇOK ÇOK TEŞEKKÜRLER... ellerine, ağzına sağlık..

    YanıtlaSil
  3. İnsanlar felaketlerde birbirlerine destek olmalı,senin vatanında yaşıyor senin soluduğun havayı soluyorsa birde... Ama bu sopa taş,mini etek yollayan akıl yoksunları yüzünden o bölücü terör örgütünün yüzünü güldürdük belki de... Belki de o taş,sopa kalbi bölünmemiş,vatanı tek millet olarak gören birine gitti. Bilemezsin. Haklıyken, haksız duruma düşmek,iyiyken kendini kötü göstermek gibi bişi bu...

    Üzücü...
    Gerçekten üzücü.

    YanıtlaSil
  4. "nasıl bu hale geldik..." demekten başka bir söz gelmiyor aklıma ve içinde "nasıl"lı birçok sorudan başka...

    YanıtlaSil
  5. HAYAT İZLERİM: Şımarıklık, küstahlık ve görgüsüzlük... Çok doğru... Denecek çok şey var da bakma sen...

    DEZ: Bu ülkede artık herşey birbirine karıştı ve çok insan çok basit şeyleri bile ayırdedemiyor artık. Bizi mahveden şey genellemeler değilse nedir? Ben teşekkür ederim Sevgili Dez.

    MİSSBONE: Bu taş, sopa ve diğer saçma sapan şeyleri yollayanlar var ama şükürler olsun ki gerçekten o insanların acısını hisseden ve onların ihtiyacı olan eşyaları da gönderenlerin sayısı daha çok... Bu da aslında çok önemli birşeyin göstergesi bu topraklar üzerinde yaşayanlar birbirlerini kardeş olarak görüyor...

    AYNUR: Öyle çok şey oluyor ve herşey birbirine öyle karışıyor ki sanıyorum pek çok insan nasıl ne hale geldiğimizi göremiyor. Ben inanıyorum ki insanlar akıllarını başlarına alacaklar. Daha merhametli daha insancıl düşünmeye başlayacaklar. Bir kalpleri olduğunu anımsayacaklar. Umuyor ve diliyorum...

    YanıtlaSil
  6. Şimdi ben birşey itiraf edeceğim.. Eşim yurt dışındaydı bu kara günlerde. Çocuklar hasta. Biryere ulaşamıyorum. Bir Tweet ilişti gözüme, acilen 0-3 aylık bebek giysisine ihtiyaç var diye. Ben de en giyilebilir olanları, hani olur da 3.bebek olur (pek niyetli değilim ama en kıyamadıklarımı tutmuşum öyle) diye saklamışım yıkanmış, tertemiz vakumlu poşette. Oğlum ayaklarıma dolanıyor, kesinlikle ayıklayamıyorum. Ve zar zor birilerini gelip evden almaya ikna ediyorum. 1 saat içinde gelecekler. hiç ayırt etmeden ne var ne yok gönderdim. Bir de baktım yazlık br sandaletin teki kalmış, muhtemelen diğeri de gitmiş o poşetle. Yani yapan belki de kötü niyetli değildir demeye çalışıyorum. Aynı gün bir de bot vs gönderirken kaldırdığım kutuda terlik arasını tekrar kontrol etmezsem gidecekti.. yani nerdeyse parmak arası gönderen bir de ben olacaktım:(

    YanıtlaSil
  7. Canım Deli Anne olabilir elbet. Dilerim de bu yüzden gönderilmiş olsun. Kötü bir niyet olmasın o gönderilenlerde.

    YanıtlaSil
  8. Cahillik sadece okul okumamakla olmuyor.Maalesef ülke öyle bir hâle getiriliyor ki, artık mantıklı konuşanı, düşüneni linç edecekler.Bazı durumlarda kelimeler kifayetsiz kalır ya, Türkiye'nin şu an yaşadığı durum bu.

    YanıtlaSil
  9. Şehit ölümüne sevinmekle, Van'da yaşananlara sevinmek aynı zihniyetin ürünü. Hiç bir farkı yok ve ben bundan tiskiniyorum.

    YanıtlaSil
  10. Deli Annenin kazara yaptigi gibi, iyi niyetle konulmus nisan elbisesi, mayolar, mini etekler, neyse de, tas ve tahta koyulup yollandiysa, o tas kalplerinin yumusamasi icin nasil bir dua etmek lazim, bilmiyorum artik!

    Kötülügümüzün limiti yok demek ki..

    Melekler, Allah'a bosuna dememisler:

    "Orada fesat çıkartacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin?"

    YanıtlaSil
  11. BESTAMİ BEY: Aynen katılıyorum.

    K.C.S: Hiç farkı yok hem de. İnan bana son günlerde öyle çok şey duydum ve öyle tiksindim ki duyduklarımdan... İşin acısı çok yakınındaki bazı insanlardan bunları duymak...

    YÜKSEK ÖKÇE: Kazara olabilir mi diye iyiniyetli düşünmek istiyorum ama olmuyor. Bazıları belki ama hepsi birden olabilir mi? İnan bana günlerdir nasıl bu kadar kötü olunur düşünüp duruyorum. Arkadaşlarına anlatıp kahkahalara boğuluyorlar mıdır mesela? Dalga mı geçiyorlardır o insanlarla? Akıl işi değil...

    YanıtlaSil
  12. Benim anlamadığım kötü niyetli olan bir kişi neden zahmete girip yardım göndersin. Madem iyi bir şey yapmak istemiyorsun hiç bulaşma demi. Gölge etme yani. Ama kanımca bu insanlar bilmiyorlar. Doğruyu yanlışı, iyiyi güzeli bilmiyorlar. Taş-sopa gönderen faşistlere hiç gelmiyorum zaten. Her şeye rağmen kardeşlik sınavını geçtiğimizi düşünüyorum. Vaadedilen yardımlar yapılırsa tabi..

    YanıtlaSil
  13. Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Ama demek ki gölge etmemek yetmiyor daha fenasını yapmak istiyorlar. O kadar nefret dolu içleri demek ki...Tv'den gördüğüm kadarıyla kardeşlik sınavını geçmiş gibi görünüyoruz. Bunca üzüntünün içinde insanı sevindiren tek şey bu...

    YanıtlaSil