22 Ekim 2011

çatık kaşlı mutluluk

Biri bana "mutlu musun?" diye sordu. "Al işte" dedim "mutluluğun ne olduğu ile kafayı bozmuş biri daha." Gülümsedim. O ise basit bir soru sorduğunu "evet" ya da "hayır" dememi beklediğini söyledi. Tekrar gülümsedim. "Eğer basit bir soru olsaydı" dedim "sen bu soruyla bu kadar zamandır boğuşuyor olmazdın değil mi?" Nereden mi biliyordum bu soruyla boğuştuğunu. Biliyordum çünkü pek çok insan mutsuzdu ve mutluluğun ne olduğu üzerine kafa yoruyordu. Çünkü pek çok insan eğer mutluluğun bir tanımını yapabilirse onu nasıl arayacağını bilmeyi umuyordu. Tekrar sordu mutlu musun diye. Bu kez gülümsemedim. Dedim ki, böyle bir dünyada mutluyum deyip de bu mutlu olma halinden utanmayacak biri var mı? Birşey demeden gitti.

Sorusunun cevabı evet değildi. Bunu ona söylemedim. Varsın mutlu hissettiğimi ama bundan utandığım için söylemediğimi sansın. Belki "o mutluymuş ben neden olmayayım ki" diye bir umudu olur. Bunca umutsuzluk içinde yalan da olsa birine umut olmanın bir sakıncası yok, öyle değil mi?

Bu bir çelişki. Mutlu olma çabasındayız hepimiz ama dünya böylesi bir cehennemken bundan utanıyoruz. Ama mutlu olmayı beceremezsek cehennemi cennete çeviremeyeceğimizi de biliyoruz. O yüzden ne yapsak ne etsek bilemeden şaşkın şaşkın dolaşıyoruz. Gencecik adamlar ölürken mesela, anneleri yakalarını bağırlarını yırtarken mutluluktan söz edilebilir mi? Dünyada sanki yeterince kanlı sahne yokmuş gibi kocalar kadınları öldürürken kim ne hakla söz edebilir mutluluktan? Bir adam kendi halkı tarafından paramparça edilirken ve birileri bu videoyu izleyip de "oh oldu ona" derken insana dair inandığın vicdan, merhamet ve acıma gibi duyguların aslında bir laftan ibaret olduğuna şaşırken nasıl söz edebilirsin güzel olan şeylerden? Size de her an herşey dağılıyor yıkılıyor gibi geliyor mu bu ara? Cehennemin ortasında ayaklarınız yanmasın diye parmak uçlarınıza basa basa yürüyor gibi hissediyor musunuz kendinizi? Mutsuzluktan öleceğinizi boğulacağınızı sanıyorken ve kendinizde işleri yoluna koymak için istek bulamaz ama bunu yapmak zorunda olduğunuzu biliyorken utanıyor musunuz kendinizi bencil çok bencil sanarak?

Oysa bu bencillik değil. Bu direnme ve ayakta kalma çabası. Ters giden birşeyleri düzeltebilme ihtimalini kendine umut yapma çabası. Belki bize gereken çatık kaşlı bir mutluluk. İçinde umut barındıran ama kederini de yüzüne tablo gibi asan bir mutluluk. Herşeyin iyi olacağına dair, kimsenin ağlamayacağına, kimsenin aç kalmayacağına, hayatın her bir ucundan bizim gibi insanların tutacağına dair birşey...

Fotoğraf: L'acte Gratuit

4 yorum:

  1. ntvmsnbc'nin 25291023 nolu bugüne ait haberinde, sevgilisini öldüren bir erkeğin girdiği "kıskançlık" krizi "ağır tahrik" sayılarak cezası müebbetten 15 yıla düşürülmüş.

    YanıtlaSil
  2. maria magdalena'ya hayran kaldım.

    YanıtlaSil
  3. Mesajı vermişler işte; "ağır tahrik" olduğu durumlarda öldürebilirsiniz, biz de sizin cezanızı indiririz.

    Delirmemek işten değil...

    YanıtlaSil
  4. Ne mutluluğu?
    Son dönemde yaaşdıklarımızdan kendimi boşlukta sallanıyor gibi hissediyorum ...

    YanıtlaSil