10 Ekim 2011

seçim ya da cehennem...

Diyelim küçük ama mutlu bir hayat sürüyorsunuz. Sevdiğiniz bir eşiniz ve biri kız biri erkek ikiz çocuğunuz var. Sıcak bir yaz günü eşiniz ve siz dışarda iken deprem oluyor. Gözlerinizin önünde evinizin bulunduğu bina yerle bir oluyor. Çılgın gibi koşuyorsunuz içerde uyuyan çocuklarınızı kurtarmak için. O an eşiniz sizi itiyor ve içeriye kendisi dalıyor. Tüm o yıkıntılar içinde bir başınıza kalakalıyorsunuz. Yaşıyorsunuz adına yaşamak denirse. Evinizin yıkıntıları arasında çocuklarınızı arıyorsunuz. Taşları atmaya başlıyorsunuz. Çocuklarınızdan biri "anne" diye çığlıklar atıyor, diğerinin ise konuşmaya mecali yok, bulduğu taş parçası ile bir kayaya vuruyor hayatta olduğunu göstermek için. Kocaman bir beton blogun bir ucunda kızınızın diğer ucunda oğlunuzun olduğu söyleniyor size. "Eğer o beton blogu kaldırırlarsa çocuklarınızdan biri ölecek." diyorlar sonra. "Seç birini." İnsan ne yapar bu durumda? Hani "hayat seçimlerden ibarettir" derler ya, bunun adına seçim değil cehennem denir olsa olsa. Şimdi kendinizi o kadının yerine koyun. Neye göre seçerdiniz hangi çocuğu kurtaracağınızı? Ben dünden beri düşünüyorum hala bir cevap bulamadım. Benim bir çocuğum yok. O nedenle insan çocuklarından birini diğerinden daha çok sever mi bilemiyorum. Ama aklımda almıyor birini diğerinden daha çok sevmeyi. 

Geçen gün haberlerde sokak röportajı yapıyorlardı insanlarla. Soru "çocuklarınızın hangisini daha çok seviyorsunuz?" Kendi kendime sorunun ne saçma olduğunu düşündüm. Bu soruya tüm insanlar "hepsini" diye yanıt verirler sanıyordum. Yani böyle hissetmeseler bile en azından doğru olan bu olduğu için öyle demek zorunda hissederler. Ama cevaplar beni çok şaşırttı. Hemen hemen kimse benim beklediğim cevabı vermedi. Kimi küçük kızını daha çok seviyordu kimi de ilk göz ağrısını. Kimi oğlum diyordu kimi kızım. Şaşkınlıkla izledim. Neye göre belirleniyor bu sevgi diye düşünürken adamın biri "en küçük çocuğum daha çok seviyorum çünkü o bana daha çok benziyor" dedi. Biri şöyle demişti; "İnsan çocuk yapar çünkü o çocuk kendisine verilmiş bir ikinci şanstır. O çocukta kendi hataları olmasın ister, o çocuk kendisinin hayal ettiği yaşama sahip olsun ister. Ve o çocukta mahrum bırakıldığı hayatı görmek, yaşamak ister."demişti. "Acaba" diye düşündüm "insanlar bu yüzden mi kendilerine benzeyen çocuklarını daha çok seviyorlar?"

Bir çocuğum olursa, hayır bir değil iki çocuğum olursa ben de içlerinden birini daha çok sever miyim? Ben de filmdeki o kadın gibi çocuklarım domates istediğinde bir tek domatesi erkek çocuğuma mı veririm yoksa o domatesi ikiye kesip ikisine paylaştırır mıyım? Elbette paylaştırırım. Tıpkı annemin bize yaptığı gibi ne olursa olsun paylaştırırım. Aksi aklıma bile gelmez. Aksi nasıl akla gelebilir ki? Mesela çocuklardan biri kendi çocuğunuz olsa diğeri de yabancı bir çocuk olsa, ikisi de elma istese ve tek bir elma olsa, o elmayı sadece kendi çocuğunuza mı verirsiniz? Bu korkunç birşey olmaz mı? Biri sizin evladınızsa diğeri de el kadar bir çocuk. Çocuklara nasıl kıyılır ki?

9 yorum:

  1. ağır konu, ağır soru, ağır geldi birden.

    ben yetiştirilirken insan ayırmamayı öğrettiler bize. annemiz ne beni ve kardeşimi ayırdı ne de başka çocukları bizden. iyi de etti, şimdi eziyet çekiyoruz sürekli birilerinin kayırıldığı bu toplumda :)

    herkesin çocuğu kendine kıymetli elbette ama unutmamak lazım ki (senin de dediğin gibi) herkes birinin evladı, tüm çocuklar küçük.

    YanıtlaSil
  2. William Styron'un romanı Sophie'nin Seçimi'nde (sonra filmi de çekildi) de ana konu böyle bir seçimdir işte.
    Nasıl zor seçim!
    Cehennem demekte haklısın.

    YanıtlaSil
  3. merhaba uzun zaman oldu okuyamayalı yazmayalı içim gitti okurken seçim konusunda anne olmasam bile henüz.
    ama şu bir gerçek ki seçimler hep var hayatımızda ama bir gerçek daha var ayrım yapılabiliyor zaman zaman ailende olmasa bile etrafında babamın ailesinde annemin ailesinde ya da bir başkasında...sanırım dünyaya getirilirken yaşanılan sıkıntılar birinin daha kolay olması ne bileyim daha bir sürü sebepler vardır ayrım yapılırken değişen...ama doğrusu kendi canından olsa da olmasa da elmayı paylaşabilmektir ya da paylaşmasını öğretebilmek :) sevgiler canım kızkardeşim...

    YanıtlaSil
  4. Elmayı ikiye bölerdim,
    ya da kendim yerdim :)
    ikiside yemesin ne olacak :P

    YanıtlaSil
  5. Çocuklar arasında ayrım yapılmasını çok zalimce buluyorum. İçten içe böyl ebi rayrımı olan bi rkişinin bunu belli etmesi bile insanlığa sığmayan bir ayıp benim için. Birini daha fazla sevdiğini söylemek diğerlerini daha az sevmek demek. O çalınan sevgi o diğerinin içinde ne onarılmaz yaralar aöçar düşünen yok demek. Vurdumduymazlıkta helinen son nokta buysa sonunu hiç düşünmeyelim.

    YanıtlaSil
  6. WR: Filmi izlerken kendimi o annenin yerine koydum. İşte insanın delirmesi için en uygun an dedim kendi kendime. Ne karar verirsen ver o andan itibaren ölüsün, acıdan her gün öleceksin. Kendi ellerinle çocuğunu öldürmüş gibi hissedeceksin. Tam bir kabus... İnsan değil iki çocuğu arasında seçim yapmak bir başkasının iki çocuğu arasında bile seçim yaparken aynı şeyi hissedebilir.

    EKMEKÇİKIZ: Filmi çok eskiden izledim sanırım yarım yamalak. Ama anımsayamıyorum. Yeniden izlemeli...

    BURCU: Belki bir gün çocuklarımız olursa eğer bunu anlayabiliriz. Belki biz de birini diğerinden fazla severiz. Pek sanmıyorum ya :) Sevgiler benden de kızkardeşime...

    MEVSİMLİK ASOSYAL: Bari gizli gizli ye de çocukların canı çekmesin :D

    VLADİMİR: Ben de bir çocuğun diğerinden fazla sevilmesinin ve bunun alenen gösterilmesinin o çocuğu çok ama çok yaralayacağını düşünürüm hep. Hatta bunun örneklerini görmüşümdür de çevremde. Anne baba bunu göremiyor mudur bilmem ki...

    YanıtlaSil
  7. Cocuklarin karakterleri ve cinsiyetleri farkli, onlarin anne ve babaya karsi tavirlari konusmalari farkli,arzu ve istekleri farkli, bazi cocuklar cok ilgi ister bekler etrafindan ayrilmaz seni oper kucaklar yoklugunda aglar. Diger cocugun belki bunlarin hic birisini yapmaz uzak durur aglamaz,ilgi istemez kendisi de gostermez.Kimisi okumayi ,arkadasligi kimisi yanlizligi tercih eder.... Haliyle en dikkatli aileler bile her cocuga biraz da olsa ayri bir davranis ve duygu icinde olur.

    Cocuklar arasinda esitlik degil adalet saglanmalidir.Anne baba cocugun ihtiyacina gore ayri bir terbiye methodu belirlemek zorundadir. Oyle de olmasi gerekir.
    Anne baba her cocugunu sever dusunur kollar kayirir ihtiyaclarini giderir hepsine ihtiyaci neyse onu verir. Cocuklarin ihtiyaclarini hepsinin arzu ve istegine gore yapar. Anne baba cocugunun kisiligini bilip ona gore davranmalidir.o zaman herkes memnun olur, cocuklar arasinda kiskanclik onlenir. Anne baba cocuklarina karsi besladigi sevgi de farkli olabilir ama bunu davranislarinda belli etmemek zorundadir.

    Evet, Anne babalik cok zor birsey.Ama cok da zevkli.Benim de cocuklarim var,Hepsini cok seviyorum,onlari ask derecesinde ama farkli seviyorum onlarda bunu biliyor.Ama bu sevgimi az yada cok diye farklilandiramam. Birini digerine tercih etmem.Edemem.
    "Sofi nin tercihi" gib filimler cok uzucu bende seyrettikten sonra bir anne olarak uzun zaman etkisinde kalmistim. O filimde Sofi bir tercih yapiyor yapmak zorunda birakiliyor teklif ani geliyor, kisa bir zaman da karar vermesi isteniyor bir savas zamaninda, o da tercihini kendine gore hakli sebeplerle yapiyor. Kizi buyuk oglu kucuk o yuzden oglunu yanina aliyor. ama bu tercih secim sadece bir oyun, o kimi tercih ederse etsin sonunda her iki cocukta oluyor, olduruluyor.

    YanıtlaSil
  8. Anneler taş yesin, yarımşardan beş yesin.

    YanıtlaSil
  9. manyak lan bunlar!


    sağ gözünü mü kör edeyim sol gözünümü?

    hangisini seçerdin?

    seçebilir misin?

    YanıtlaSil