01 Ağustos 2011

dön bakalım dön dünya...

Bütün bu okuduklarımla ne yapıyormuşum. "Kendime saklıyorum" dedim. Çünkü etrafımdakilere ne zaman bunlardan söz etmeye kalksam yüzleri başka tarafa dönüyor ve gündelik yaşamdan konuşmaya geri dönmek istediklerini söylüyorlar. Nedense kimse ciddi şeylerden hoşlanmıyor. Ben de bu yüzden okuduklarımı kendime saklıyorum.

Bir uyum sorunu yaşamıyor musun? diye soruyor sonra. Hayır diyorum. Eğer kalabalık bir ortamdaysam hepimiz aynı anda geyiğe dönüşüyoruz ve kimse kimsenin kendisinden farklı olduğunu düşünmüyor. Dolayısıyla uyum sorunu diye birşey söz konusu değil.

Sıkılmıyor musun? Eh sıkılıyorum zaman zaman elbette. Dünyanın kaygısız ve umursamaz aptal kurbağalarından biri olurum diye korkuyorum hatta. Ama olmuyorum. Keşke olsam diyorum bazen kaygısız, umursamaz ve mutlu bir kurbağa olarak ne kadar zamanım varsa o kadar yaşarım diyorum ama yok ben hiç kurbağaya dönüşmüyorum. Geçici süreli geyikliğimi (hani o da bütün bütün kopmayayım diye insanlardan) bırakıp yine "ne olacak ulan bu insanlığın hali" ruhumu koruyorum.

Akşamları gazete okuyorum. Bir insanın yapıp yapabileceği en kötü şeyi yapıyorum yani. Öldürülen kadınlar, manyak kocalar, permeperişan ortada kalmış çocuklar, gitgide mantığını kaybeden insanlar, sözlükten çıkmak üzere olan hoşgörü, içi boşaltılmış bir dolu şey, açlık, adaletsizlik, dengesizlik... Bütün bunlara kafa patlatıp duruyorum. Her hayatın bir amacı vardır diyorum. Ve bu amaç mutlaka kutsal bir amaç olmalı. İnsan kendini adamalı birşeylere. Ve o şeyler kendi mutluluğun çok ama çok öte birşeyler olmalı. Bir kişi mi, iki kişi mi, bir ağaç mı, bir balık mı... Küçük ya da büyük bir önemi var mı?

Merak ediyorum, kendi mutluluğundan öte birşeyi düşünmeyen biri hayatının bir yerinde bir kaç dakikalığına da olsa utanç duymaz mı hayatından? Kimse için birşey yapmamışsan ve merkezin hep kendin olmuşsa o zaman yaşadığın hayata hayat diyebilir misin? Bütün bu "ben ben ben" diye bangırdayan kitapları okuyan ve tv programlarını izleyen insanlar "çağ değişti artık birey önemli" dediklerinde onlara uzun uzun cümleler kursan da işe yarar mı söylediklerin? Seni fazla idealist olmakla suçlamazlar mı dahası dalga geçmezler mi? Geçerler elbet.

İşte ben bütün bunlardan bıkıp usandığım için okuduklarımı kendime saklıyorum. Okunup okunmadığını bilmediğim yerlere yazıp duruyorum. Ve burada böylece durmuş eğri büğrü bir dünyanın hangi kıyısından tutsam da düzeltsem diye düşünüyorum. Ardımdan kahkahalar yükseliyor ama inan bana hiç mi hiç aldırmıyorum. Çünkü ben ancak benden geçersem mutlu olurum, biliyorum.

Fotoğraf: New York Times

6 yorum:

  1. Gazeteleri okurken ya da haberleri izlerken insanların nasıl olup da bu kadar kötü hatta canavar olabildiğine şaşırıyorum. Kırk yıl düşünsem aklımın ucundan bile geçmeyecek bin bir entrikayı nasıl üretiyor bu beyinler? Bu kadar çoklarken onlar, nasıl olacak bu iş Fullam?

    YanıtlaSil
  2. Bilmiyorum Yeşo'm inan bana bilmiyorum.

    YanıtlaSil
  3. Yine ne güzel yazmışsınız, her zamanki gibi bana da tercüman olmuşsunuz:) Lao-Tsu'nun öğretilerini okuyorum, o ve diğer bilgiler hep egodan vazgeçmeyi veriyorlar huzurun ve aydınlığın formülü olarak, oysa dediğiniz gibi günümüz mantığının tamamen tersi bu.. yine de uygulayabilsek keşke..:)

    YanıtlaSil
  4. Denemek lazım. Ama bütün bu koca güruh içinde bunu başarabilmek kolay mı? değil elbet. Ama yine de denemek lazım.

    YanıtlaSil
  5. "kendi mutluluğundan öte birşeyi düşünmeyen biri "... o kadar çoklarki
    eleye eleye yalnız kaldım. Ne yazıkki utanç da duymazlar.

    Paylaşımın için teşekkürler duygularıma tercüman oldun.
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Yalnız kalma pahasına yine de ödün vermemeli diye düşünüyorum. Aksi halde dünyayı benciller ele geçirecek.

    YanıtlaSil