05 Ağustos 2011

Bayım lütfen, kendiniz olun...

Neden kurban rolü oynarsınız herşeyin sebebi siz olduğunuz halde, anlayamıyorum. Siz hiçbir hata yapmamışsınızdır öyle değil mi? Herkes kötüdür, herkes zalim. Oysa siz kendinizi diğerlerinin yoluna adamışsınızdır da kadriniz kıymetiniz asla ve asla bilinmemiştir. Kaderdir işte. Ne yapacaksınızdır? Siz kendi doğrularınızla devam edeceksinizdir. Ezilseniz de yenilseniz de önemli olan zaten sizin mutluluğunuz değildir. Aaaa ne ayıptır insanın mutlu olmak istemesi. Ve sizin defterinizde asla ayıplara yer yoktur. Siz kendinizi mutlu etmek yerine kurban etmeyi tercih etmişsinizdir ve öyle de devam edeceksinizdir. Kendiğinize biçtiğiniz rol budur. Daha doğrusu hepimize oynadığınız rol...

Ah sevgili dostum siz gerçekten berbat bir oyuncusunuzdur oysa. Kurban değilsinizdir aptalsınızdır hatta. Evet kötü şans vardır. Bazılarının başına çok ama çok kötü şeyler gelir. Ve o başlarına çok ama çok kötü şeyler gelen insanların çoğu kendilerini kurban olarak görmezler işin tuhafı. Meydan okurlar hayata. Kolları ya da bacakları olmayanlar madalyalarla dönerler evlerine mesela. Gözleri görmeyenler, görenlerin gözlerine inanamadığı resimler yaparlar. Siz evinizin bir köşesinde hayata küsmüşken onlar kurban olarak görülmekten hiç hoşlanmaz ve bunun için de var güçleri ile meydan okurlar. Oysa sizin herşeyiniz vardır. Sağlığınız yerindedir, eviniz vardır asla yağmurlarda ıslanmazsınız, tenceredeki yemeklere burun kıvırır aç kaldım diye basarsınız feryadı. Ekmekleri çöplere atarsınız televizyonda, karnı sırtlarına yapışmış çocuklar kara kara bakarken. Çünkü siz asla yetinmeyi bilmez birisinizdir. Siz mutsuz olmak için yaratılmışsınızdır ve bu yüzden de kalbiniz katılaşmış, taşa dönmüştür. Kötü şeyler sızıp durmuştur içinize içinize ve siz buna engel olmak için kılınızı bile kıpırdatmamışsınızdır.

Bütün bunları bilmezden gelir ve mutsuzluğunuzu kurban rolü altına gizlersiniz. Şöyle birşey çizersiniz etrafınıza:  Lanet olası kaderiniz sizi yerden yere çarpmaktadır. Sizi kimse sevmemektedir mesela. Bütün zamanlarınızı buna kafa yorarak harcarsınız. Ve işin garibi hiç düşünmezsiniz neden sizden uzak durduklarını. Onlara sevgi gösteriyorum sanırken, aslında gırtlaklarını sıkarsınız. Sizin iyilik anlayışınız ancak alkışlanmak üzerinedir. Ve insanları salak sanırsınız. Oysa hepimizde otomatik olarak "samimiyetsizliği anlama" düğmesi vardır. Sizi bizi öyle salak ve kendinizi de öyle akıllı sanırsınız ki tüm gece planlayıp programladığınız "iyiliklere" neden bir türlü karşılık alamadığınızı anlayamazsınız.

Bu yüzden size bir tavsiyem var bayım. Olduğunuz gibi olun. Kötüyseniz kötü olun mesela. Hırslarınız varsa bunları "seni düşünüyorum" lafıyla maskelemeyin. Çünkü biz bunları yemiyoruz. Dürüst olun, doğal olun. Sizi o zaman da sevmeyiz ama en azından saygı duyarız.

24 yorum:

  1. Güzel bir yazı ve çok doğru bir tespit. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  2. kısmen haklısın, insan bir parca yapmacık oluyorsa bile bu karşısındaki insanları incitmemek üzmemek adına olmalı atıyorum bir insanın bencillik ozelliğini değiştirmeye ugrasması gibi.. Onun dışında herkes olduğu gibi olsa insanlar belki nabza gore serbet vermeyi kestiklerinden daha az ama öz arkadaşarı olur..Ama tabi mumkunmu orası şaibeli...

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Hüseyin Bey,
    Kesinlikle tarafınızdan yanlış anlaşıldığım kanaaindeyim ki bu konuda muhtemelen hata bendedir. Çünkü kendimi yeterince iyi ifade edememişimdir.

    1-İlk olarak kolu bacağı kopmuş başına kötü şeyler gelmiş bir insanı eleştirmiyorum. Tam aksine onların yaşama gücüne hayranım. Geçen gün kolları olmayan Kahramanmaraşlı bir yüzme şampiyonunun hikayesini okudum Hürriyet pazar ekinde. Ve o çocukla hiçbir bağım olmadığı halde gurur duydum. İnsanın gücüne bir kez daha hayran oldum. Sizce o insanları eleştirebilir miyim böyle düşünürken?

    2-Ben insanların isyan etme hakkına bırakın karşı olmayı gönülden taraftarım. Ama neye karşı isyan; adaletsizliğe, haksızlığa, ezilmeye, sömürüye vb. İnsanın kendi özel hayatında isyan hakkı yok mu elbet var. Ben de zaman zaman isyan ediyorum, şikayet ediyorum. Benim burada sözünü ettiğim kişiler, hayatlarında aslında öyle başa çıkılmayacak sorunlar olmamasına ve işin garibi bu sorunları kendileri yaratmasına rağmen yine de "insanların, kaderin kurbanı" rolünü oynayanlar.

    3-Çaresizlikten söz ediyorsunuz. Çaresizliğin ne demek olduğunu ve insanı neye dönüştürdüğünü çok iyi bilirim. Ve bir kez daha söylüyorum burada söz ettiğim kişiler çaresiz dertleri olanlar değil. Bakın bazı insanlar dünyayı öyle kendi merkezlerinden görürler ki dünyada onların ufak tefek mutsuzluklarından başka sorun yoktur. Benim tepkim asıl bunadır.

    4-KAder mevzuuna gelince. Zaman zaman insanın teslim olması gerekir. Her ne kadar seçme hakkımız varsa da bazen kader değiştiremeyeceğimiz şeyleri koyar önümüze. Ve bu noktada teslim olmak, o teslimiyet içinde insan onuruyla yaşamak en doğru olanıdır.

    5-Fedakarlık nedir Hocam? Fedakarlık çok büyük bir kelimedir. Ve öyle her yapılanda kolay kolay ağıza alınmaz. Örneğin ben size, sizin çok ihtiyacınız olan ama benim zaten harcamayacağım bir parayı 5 günlüğüne verirsem bunun adına fedakarlık diyebilir miyim? yoksa sizin çok ihtiyacınız varken ve benim önümüzdeki ay karnımı doyuracak elimdekinden başka param yokken bu parayı size verirsem mi bunun adına fedakarlık diyebilirim? Benim söz ettiğim insanlar yaptıkları her iyiliği kendinden feda etme olarak görenlerdir. Neden biliyor musunu Sevgili Hocam çünkü bu insanlar vermenin hele ki karşılıksız vermenin mümkünlüğüne inanmazlar. Örnekleri para üzerinden değerlendirmeyin güzel sözler var mesela, iyilikler var. Dilerim anlatabiliyorumdur.

    6-"Yazdıklarınızı severek okumaktayım ama bu yazınızda özel olabilecek konularda muhakkak haklı olsanız da, genellediğiniz için acı çekmenin bir başka "görüntü"sünü ezip geçtiğiniz kanaatindeyim" diyorsunuz. Ben genelleme yapmıyorum ki. Ben özel bir kişiye mektup gibi düşünerek yazdım bunu. Ve merak ettim bu tür insanlardan başkalarının etraflarında da var mı diye. Allahtan sayıları çok değil.

    7- Yalnız bırakılmak elbette korkunç bir cehennemdir ama ben şuna inanırım insan oturup düşünmeli ben neden yalnılığa terkedildim diye. Evet bazen sizin zerre günahınız olmaz. İşte o zamanda sizi suçsuz olduğunu halde terkedip gidenlerin önemi olmaz. Etrafınızda adil olmayan, sizi dinlemeyen, size emek vermeyen insanların sizin için değeri var mı? Bırakın gitsinler.

    8-Ben susmayı savunan biri olmadım olmayacağım da. Sadece insanın biraz daha az bencil olmasını, hayatındaki küçücük sorunları cehennemdeymiş gibi göstermesini saçma buluyorum. İnsan olmak zor, yaşamak zor ve bazı insanların hayatları gerçekten çok ama çok zor. Ve bütün bunların içinde asıl şikayet edenlerin zorlukları yaşayanlar değil de can sıkıntısından hayatını berbat bulanlar olması sizce de garip değil mi?

    YanıtlaSil
  4. YÜREĞİMDEKİ YAĞMURLAR: Çok teşekkür ederim.

    NAMELESS: İnsan başkalarını incitmemek için evet elbette her düşündüğünü söylememeli kendim olacağım diye. Toplum içinde yaşamanın kuralı bu. Ama dünyanın merkezini de kendisi sanmamalı. İşte asıl sorun buradan patlıyor. Biz koca dünya içinde minik bir noktayız ve dünya sorunlarla dolu. Mutlu olmak için başka çare var mı güçlü durmaktan başka. Elbet hepimiz çaresisiz bazı durumlar karşısında. Ama kurban değiliz. Böyle olmasına rağmen kurban rolüne bayılanlar var. Sanki bu rolü oynarlarsa kaderin onlara merhamet göstereceğini sananlar var. İnsan kurbansa çoğu kez kendi hatalarının kurbanıdır. Bunun farkına vardığında da kurban olmaktan çıkar çözüm odaklı düşünür. Ben insanın gücünün farkına varmasını istiyorum. Çünkü ancak böyle mutlu olacaklar. Sorunları tek tek çözecek ve hakettikleri iyi hayata kavuşacaklar.

    YanıtlaSil
  5. Aydan Atlayan Kedi,

    Aydan atlamak marifet değil...

    Hüseyin Salim Saraçer gibilere meram anlatmak daha büyük marifet...

    İnsan böyle bir yazıdan nasıl böyle bir sonuç (bakınız; Hüseyin Saraçer..) çıkarabilir diye düşündüm durdum düşündüm durdum en sonunda iki satır yazmazsam tansiyonumun normale dönmeyeceğine inandım...

    Ayrıca, Aydan atlayan kedi, böyle yorumlara sakin sakin cevaplar yazmak için uzakdoğu zihin sporlarından(!) hangisini yapıyorsunuz diye sorsam...?

    Bir de, siz bari, şu dahi anlamındaki -de -da'lara ve biz okurlara eziyet etmeyin artık yahu...

    Selamlar...

    Umar Törem...

    YanıtlaSil
  6. HÜSEYİN SALİM SARAÇER: Hüseyin Bey, şikayet etmenin ve sürekli mızmızlanmanın kendini kurban olarak görmenin ve göstermenin insana bir katkısı var mıdır? İnsan kendine ne söylerse bir süre sonra ona dönüşmez mi? Hepimizin hayatında sorunlar var. Tek farkımız kimimiz bu sorunları aşmak için elinden geleni yapıyor kimi de bu sorunlar karşısında ahlanıp vahlanıyor. Ben insanın sandığından çok daha güçlü olduğuna inanırım. Bu yüzden de kurban rolüne bürünmesine çok kızıyorum. Bakın dediğim gibi hayatta altından kalkamadığımız şeylerin başımıza geldiği oluyor elbet ama lütfen etrafınıza bir bakın ne zorluklar içinde yaşayan insanlar bunların nasıl da altından kalkıyorlar. Hayat insana sadece dert vermez mutlaka bir noktada güzel şeyler de verir. İş ki bunu görüp değerlendirebilmede. Bir kez daha soruyorum ahlanıp vahlanmak, şikayet etmek size ve diğer insanlara nasıl bir fayda sağlar?

    UMAR TÖREM: Ben her zamana eğer karşımdaki yanlış anlıyorsa hata bendedir diye düşündüm. Çünkü asıl marifet meramınızı herkesin anlayabileceği şekilde dile getirmektedir ki ben henüz bu yetkinlikte değilim ne yazık.

    Not: De ve da'lara çok dikkat ederim ama bazen gözümden kaçıyor. Nerede yapmışım bu hatayı hemen yazdıklarıma bakacağım. Eğer yorum cevaplarında ise hızlı yazdığımdandır. Çünkü aklımdaki uçup gitmesin diye dil kurallarını hiçe saymışlığım vardır :) Selamlar benden de...

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Hüseyin Bey,
    İtiraz hakkınızı korumama ihtiyacınız olduğunu düşünmüyorum. Zira bu sayfa herkesin fikirlerini ifade etmesine, eleştirisine ve kendisini eleştirenleri eleştirmesine açık bir sayfa. Sizin için söylenmiş sözlere yanıtı benim değil sizin vermeniz gerekir. Siz de yazdığınız yorumla şu an tam olarak bunu yapıyorsunuz.

    Hüseyin Bey konuşmaktan zarar gelmez. Tam aksine konuşmamaktan zarar gelir. Size şunu açıkça söyleyeyim, ben buraya yazdığım konuların alkışlanmasından ziyade karşıt fikirlerle yorumlanmasını daha çok seviyorum. Çünkü olaya faklı açılardan bakmamı, daha önce düşünmediklerimi düşünmemi sağlıyor bunlar. Eğer bu fikirde olmasaydım size cevap vermez hatta sizin yorumlarınızı yayınlamazdım bile. Ama bu konuda düşünmek, anlamaya çalışmak çok daha katkı sağlıyor bana ve hepimize.Düşüncem budur.

    Söz hakkının savunulmamasından nasıl söz edersiniz. Eğer söz hakkınız savunulmuyorsa neden yorumlarınız burada yer alıyor sizce? Bu yorumların silinmesini asla istemem. Çünkü konuşa konuşa gerekirse tartışarak ama birbirimize saygımızı yitirmeden çok güzel bir noktaya geleceğimize inanıyorum. İçinde yaşadığımız toplumun başına ne geliyorsa konuşamamaktan geldiğini düşünüyorum çünkü.

    Bir soru: Sizi nasıl savunmamı bekliyordunuz? Artı sırf bu sayfayı hazırlıyorum diye birbirine karşı çıkan insanları birbirlerine karşı koruma yükümlülüğünü mü almış olmalıyım üzerime. Ben her yoruma saygı duyuyor ve yayınlıyorum. Elimden geldiğince özen ve incelikle cevaplar veriyorum. Rica ederim beni bu şekilde yargılamayın. Vermek istediğiniz cevapları verin ve burada sesiniz duyulsun. Beni ancak ne zaman itham edebilirsiniz biliyor musunuz sizi savunmamakla; eğer size söylenmiş bir sözün karşısında vermiş olduğunu cevabı yayınlamazsam. Böyle birşey yaptım mı?

    YanıtlaSil
  8. Emeğine sağlık, o gözlem gücüne bir kez daha hayran oldum. Benim de var hayatımda böyle biri. Ah bu tip insanlarla yaşamak ne zordur bilir misin, hele çok yakınlarından biriyse. Böyle elini ayağını nereye koyacağını bilemezsin bilir misin? Karmakarışık birşey olur çıkarsın.

    "Benim sayemde.... oldu. Ben olmasaydım ne olurdu" gibi düşünceleri olur pek çok konuda.

    Ah sen şöyle büyüksün, sen nasıl da fedakarsın dediğinde bir kişi ona, bu ne zavallı(!) halinin bir kişi tarafından anlaşıldığını düşünüp mutlu oluyor.

    Eleştiriye hiç gelemiyor. Aman Allah'ım, hele bir eleştirmeye kalk, hemen "nankör" ilan ediliyorsun. Eleştiremediğin için o kendisini değiştirme şansını da kaybetmş oluyor, sen de söyleyemediğin sözcüklerinle öylece kalakalıyorsun.

    Ve hüzün! Hüzünlenecek birşey buldu mu ona sımsıkı yapışıyor. Hepimizin hayatında hüzünlendiğimiz anlar oluyor ama şahsen ben bir an önce altından kalkıp büyütmemeye bakarım. Yatıp kalkıp beni mutsuz eden bu durumu bazılarına anlatıp etraftan ah u vah toplamaya değil.

    Nasıl davranılır böyle bir insana.?Denge nasıl kurulur kendi psikolojimizi bozmadan. Sence nedir bunun en iyi yolu hadi onu da yaz bize/bana sevgili Fulya!

    YanıtlaSil
  9. HÜSEYİN SALİM SARAÇER: Hüseyin Bey herkesin kendine göre bir dili ve üslubu var. Ben her ne kadar o üslup bize ters olsa da bunu sükunetle karşılamak ve o şekilde cevap vermekten yanayım. Kendinizi savunmama hakkınızı saygıyla karşılıyorum.

    ADSIZ: Bu konu üzerine öyle çok kafa yordum ve nasıl davranacağımı düşündüm ki şaşarsınız. Sonunda sakin olmak ve usul usul uzaklaşmak kararı aldım. Çünkü insanlara yaptıkları hataları göstermek zor bunu değiştirmelerini sağlamak daha da zor. Denge kurmak imkansız görünüyor bana bu nedenle daha fazla dengemizi bozmadan uzaklaşmak en iyisi.

    YanıtlaSil
  10. "Ben hiç kendimi düşünmem, hep karşımdakini düşünürüm." mantığının altında bencillik yatmıyor mu? Bana yatıyor gibi geliyor.

    YanıtlaSil
  11. "Ben hiç kendimi düşünmem, hep karşımdakini düşünürüm." Bu bana dünyanın en aptalca yalanı gibi geliyor :) Zira herkes kendisini düşünür. Oran değişebilir ama hepimiz kendi mutluluğumuz için çabalarız. Kafasının içinde mutlu olmak gibi bir kavram olan bir varlık nasıl hep başkalarını düşünüp kendini bir kenara bırakabilir? Elbette çok daha az bencil olanlar vardır ve bu takdire şayandır ama onlar bile bu cümleyi kuramazlar.

    YanıtlaSil
  12. sevgili kedicim, bugün dedim ki: iyi ki aydan atlamış ve dünyamıza gelmişsin. Herşeyiyle harika bu yazın hayatımda cuk diye yerini buldu. en yakınımda var böylesi biri......ve ona sadece dua edebiliyorum..anlaması için...ne olur hep yaz de leri da ları ayırsan da ayırmasan da.....

    YanıtlaSil
  13. adsızın fikri çok güzel ne olur sana göre böyle insanlara nasıl davranılır onu da yaz....

    YanıtlaSil
  14. Bu lkemizde o kadar yaygın bir insan modeli ki. Yaprlar, arkanızdan işler çevirirler, yaptıkları ortaya çıkmazsa iyi. Ama yakalandılar mı onlar mağdur siz ise arkanızdan işler çeviren o değilmiş gibi kötü adam/kadın olursunuz. Yüzleşemezler yüzleşme anında yüzde yüz yer değiştirip sizin yerinize geçerler. Sİnsi yaratıklar. Allah ssağlam sinirler versin bunlarla bir arada kalmış olanlara. Ne yapın ne edin hayatınızdan uzaklaştırın bu tipleri.

    YanıtlaSil
  15. Yemişin bitirmişin kendi aaaaa yeter ama :)))) gel sana bir kuymak yapayım mısır ekmeğini bandıra bandıra yiriz beraber patilerine kurban olduğum :)

    YanıtlaSil
  16. GUGUK KUŞU: Çok teşekkür ederim :) Böyle insanlara nasıl davranılması hususunda çalışmalarım devam ediyor eğer işe yararsa yazacağım :)

    VLADİMİR: Pek kolay olmuyor onlardan kurtulmak ama deniyorum :)

    KARA KALEM: Oy oy oy Ahmet'ciğim sen her zamanki gibi bir tanesin :)

    YanıtlaSil
  17. Böyle bir annenin çocuğu olmak nasıl olurdu acaba?Nasıl bir psikolojiyle büyürdü ve nasıl bir kişilk geliştirirdi?Kolay olmasa gerek bu kadar fedakar, bu kadar acıların erkeği/kadını birinin çocuğu olmak.

    YanıtlaSil
  18. Çocuklar anne ve babalarını örnek almazlar mı? Anne ve baba mutlaka kendinden birşeyler katıyorsa çocuğa, çocuk da o özellikleri taşır. değil mi?

    YanıtlaSil
  19. Doğru, pek doğru.Aman evlerden ırak!

    YanıtlaSil