22 Ağustos 2009

YOLDA

Hep konuşuyorlardı ya ben pek dinlemedim onları son zamanlarda. Kendi kendime fazla konuşuyordum ve sesten yoruluyordum. Bu yüzden kopuyordum herşeyden ya. İnsanlardan, sözlerden, olup bitenden. Hata mıydı? Elbette hataydı. Çünkü ne kadar çok kendimi dinlersem o kadar kendimde boğuluyordum.

Sanki biri bildiğim herşeyin yalan olduğunu söylemiş gibiydi. Bu zamana kadar düşündüklerim, birktirdiğim herşey yalandı. Ne varsa yanlış anlamış ne duyduysam yanlış duymuş ne gördüysem yanlış duymuştum. Seziyordum hepsini ama bana haklı olduğumu söyleyecek kimsem yoktu. İşte sırf bu yüzden kara bir gece ortasında yapayalnız kalmış bir çocuk gibi hissediyordum.

"İnsanın anlam arama çabası sadece bir çabadan ibaret" diye son noktayı koydum. Ve anlam peşinde koşmayı bıraktım o andan sonra. Eğer bir anlam varsa bu arayış içinde değil biz yaşayıp giderken karşımıza çıkardı herhalde. Ararken gözünü dünyaya kapatana anlam aşikar olur muydu? Ben de tüm bunlardan sonra yeniden dönmeye karar verdim.

Önce bir çizgi gibi ayrılmış gündüze geçtim geceden. Işık altında baktım yeniden insanlara ve olup bitene. Ne zaman kendi yüzüm gelse karşıma gözlerimi çevirdim, başkalarına baktım. Kendi yüzümün başkasının yüzünün aynasında daha net göründüğünü farkettim. Ve söz verdim kendime. Artık kopmak yok dedim. İnsanlardan, onların sözlerinden, yaptıklarından kopmak yok.

Şimdi yeniden döndüm. Kendi nehrimde boğulmaktan güç bela kurtuldum. "Biraz soluklanayım yine karşırım koca kalabalığa" dedim. Sonra dedim ki "soluklanma, soluklanırsan eğer yine nehre atlayacak gücü bulursun ve unutursun yine nehrin içinde olduğunda değil dışındayken daha anlaşılır olduğunu."

Ve yürüdüm. Kalabalığa, hayata, yeniden kendim olmaya, kaybettiklerimi bulmaya, aramıyorken arıyor olmaya...
Fotoğraf: Life

8 yorum:

  1. Zor zamanlar bunlar; gelen her yeni bilgi insanın bilgisiz olduğuna bir kanıt olarak geliyor sanki... ve evet, anlamak yetmiyor, anlıyorsun (:

    Nesi zor ki şu hayatın, insanın insanı bulmasından başka... İşte hayay-tın diğr aralarına sızınca bu arayış, pek çok şey de beraberinde zorlaşıyor... ama ne güzel, yeni başlangıç kararları almak, pes etmemek, nehrin dışında kalmaya çaba göstermek... (:
    iyilikler,

    YanıtlaSil
  2. "Ne aradigini bilmeyen, buldugunu anlayamaz" dusturuna inanmam, inanma..bulduklarimiz her zaman aradiklarimiz olmuyorki, aramaga ara vermemek gerekli..arayis bitince tukenisler baslar diyorum ve aramaga devam ediyorum, ne aradigimi bilip bilmemek degil esas olan arama yolculuguna cikmayi yureklendirmek kendime, kendine.. kedikardes..

    YanıtlaSil
  3. ÖMERO: Üzerimize yağıyor bilgi sanki gökten ve herşey birbirine karışıyor. Eski olan yalan oluyor yeni olan ise bilinmez. Sen de böyle hisseder misin zaman zaman? Sanki bir bilinmezlik ortasında kalmış da ne yöne gideceğini bilmez gibi.

    VOLKAN: Aramak zaten bir nevi hayat amacımız değil mi? Aramaktan vazgeçmek değil benimki belki bu kadar panikle telaşla aramaya bulamadığım zaman hayal kırıklığına uğramaya ve aradığım şeye odaklanmışken diğer şeyleri gözden kaçırmaya son vermek. Bu daha sağlıklı değil mi sence de Volkan?

    YanıtlaSil
  4. Yani bütün bunlar hayatın insana ettiği değilmiymiş...suçlu insanın kendisimiymiş???

    YanıtlaSil
  5. Yeni arayışlara yönelirken bazen elimizdekileri de gözden kaçırabiliriz değil mi? Sevdiğimi bulamazsam bulduğuma sevinirim diye de bir şey var.

    Ama böyle duyguları yaşamak da kaçınılmaz sizin gibi duyarlı insanlar için... Küçük molalara evet, fazlasına hayır, Sevgili Aydan Atlayan Kedi'm. Dönmene sevindim.

    YanıtlaSil
  6. Toplumun içerisinde bulunmak güzel birşey. Bireyin olayları yakinen görebilmesi daha sonraki süreç için iyi oluyor. Bu çuvalın dışarısına çıktığınızda ise ne kadar dar bir alana üst üste atılmış domatesler olduğunuzu görüyorsunuz. Eğer olduğu gibi kabullenilen bir yaşamı güdüyorsanız menemene malzeme oluyor, yani ölüp gidiyorsunuz. Yaşattıklarınız ise sadece birilerinin karnını doyuruyor peki siz neresindesiniz bu ilişkinin burası ironik oluyor.

    Bi konuda haklısın fulya abla. İnsanlardan kopmak delilik olarak nitelendirilir, psikolojik bir sorundur. ama bugün baktığınız öyle bir forma bürünmüşüz ki ne küçüğün büyüğe, ne büyüğün küçüğe saygı ve sevgisi kalmış. Olaylar hep bencilce değerlendirilir olmuş. Kimse kendini yenilemek, geliştirmek yerine, diğerini değiştirip ezme güdüsünde. toplumun hınç mekanizması bu. Çünkü gücü elinde tutanların nasıl güçsüz olduğunu öğrenince güçsüzler, birilerinin tahtları sallanacaktır.

    Kısacası, bence olduğun gibi kalmalısın. Düşünemeyen toplumsal sakatlıklarımız oluşmuş enformasyonumuz ile, gazetelerimiz ile popüler kültürümüz ile. Bence olduğun gibi kal. Hoş, nazik, kibar, dingin ve DÜŞÜNEN!

    Güzel yazıların için klavyenin tuşları hiç dinlenmesin.

    Saygılar,
    LiberterKedi.

    YanıtlaSil
  7. Gerçekten anlam arama çabamız sadece çabadan mı ibaret kediciğim?

    YanıtlaSil
  8. GEREKSİZ ADAM: Hayat çoğu zaman suçlu değil bence. Ne yapıyor ediyorsak bedelini ödüyoruz. Farkında olalım ya da olmayalım...

    AYSEMA: Bazen kabuğa çekilmek iyi. Elbette zamanın dengesini kurabildiğin sürece. Hayatın yarısı zaten kendimizi anlamakla yarısı da dünya haline kafa yormakla geçmiyor mu? Belki de denge ancak bu şekilde kuruluyordur.

    LİBERTER KEDİ: Hayat gidişin içinde bir yandan kendin olarak kalıp bir yandan da hep birlikte uyum içinde yaşamaya gayret etmekle geçiyor. Ve bir an oluyor ki artık yoruluyor bıkıyor kendinden ödün verip vermediğin korkusuyla başbaşa kalıyorsun. işte böyle zamanlarda kaçıyorsun herkesten ve herşeyden. Bir nevi yeniden güç toplama çabası diyelim biz buna. Ta ki yorulana kadar yeniden bir olmaya çalışmak birlikte yaşayabilmek için çalışacağımız bir vakte hazırlık diyelim. Belki bazılarımıza çok ama çok gereklidir bu. Belki de tamamen saçmalıktır. kimbilir?

    ÖZLEM: Anlam peşinde koşmaktan asıl olana odaklanamıyoruz gibi geliyor bana. Sanki tek bir parça için binlerce parçayı kaçırıyoruz gibi. Bu yüzden salt bir çabadan ibaret dedim. Belki de anlamı yanlış yerde arıyoruzdur.

    YanıtlaSil