18 Ağustos 2009

15 DAKİKA

Bu sabah gecikti. Dert etmedim. Yazın en sıcak günlerinden birinde sabahın serinliğinde durmak hoşuma gitti. Kocaman bir bahçenin ortasında çiçeklere konup duran arılara baktım. Sonra tüm heybetiyle duvarın üzerine abanmış incir ağacına... Gaffar'ın ölümü "bir incirin dala tutunan sapından ayrılması" olarak tanımladığı aklıma geldi. Ve Sırrı'nın ne zaman bir meyve ya da yaprak dalından kopsa "ölüm ölüm" diye bağırdığı... Sabah sabah ölümü düşünmekten hiç de tedirgin olmadığıma şaştım sonra. Nefes'in ölüme bakışımı nasıl da değiştirdiğine bir de...

Korkusuz olabilmenin ne büyük nimet olacağını düşündüm. Ve bunun mümkün olup olamayacağı üzerine kafa patlattım bahçenin ıslak toprağına bakarken. Sevdiklerimizi kaybetme korkusundan, yaralanma ya da ölme korkusundan, birşeylerin bitmesi korkusundan, yaşlanmak ya da ölmek korkusundan sıyrılıp gelmiş bir adam ya da kadın olup olmadığını merak ettim. Sonra böyle birinin olma ihtimalinin pek küçük olduğuna karar verip konuyu kapattım.

Günü merak etmeye başladım sonra. Beni nelerin beklediğini ve benim o günden neler beklediğimi. Pek de birşey beklemediğimi üzüntüyle farkettim. Her ne kadar beklentilerin mutsuzluğumuzda büyük payı olduğunu söyleseler de güne birşeyler bekleyerek, ya da birşeyler umut ederek diyelim, başlamanın coşkuyu tetiklediğini düşündüm. Üzüldüm böylesine beklentisiz oluşuma. Tekrarlardan ibaret bir hayatı yaşadığım yanılgısına düştüğüme ve bütün bu yanılgı yüzünden de yarı kör olduğuma karar verdim. "Değişmeli" diye mırıldandım teller üzerindeki kumrulara bakarken. Uçup gittiler sonra ben de bunları düşünüp saçmalamaktan vazgeçtim.

On dakika geçti ve hala gelmedi. Omuz silktim. Gelirdi eninde sonunda ya. Bahçede yürüdüm. Dün sabah açmış çiçeklerin solduğunu, tomurcuk olanların da açtığını gördüm. İkisinin aynı dal üzerinde duruşuna bakıp kendime bundan pay çıkardım. Bitenim yerine başlayanım olacağını, gidenim yerine gelenim olacağını söyleyen bu dala uzun uzun baktım. Zaman aktı. Geldi sonunda. Şakayla kızdım. İşe geç kalıp kalmamak umurumda değildi oysa. Hoş bu ara pek birşey umurumda değildi ya. Takılıyordum ona sadece. Beni ciddiye alıp açıklamalara girişti. Sözünü kesip "sus" dedim. Gerek yoktu. Artık rahat olacaktım. Söz vermiştim ya kendime. Ne açıklama yapacaktım ne de açıklama bekleyecektim. Susmadı, devam etti açıklamaya. Yoruldum. "Günün ilk ışıklarıyla gelen bunca yorgunluğu gün boyu nasıl taşırım" diye geçti aklımdan. "Önümde açıklamalarla ve açıklama bekleyenlerle dolu bir gün var işte yine" diye mırıldandım. Sözlerimi üzerine alındı, üzüldüm. İçimden konuşmaya devam ettim: "Sen ne kadar değişirsen değiş dünya hep aynı kalacak. Hep açıklamaya muhtaç olunacak ve herşey daha da yorucu bıktırıcı olacak. Bazen kelimeler külfetti ya ben de öyle zamanların içinden geçiyorum işte. Olan biten bu..."

Nefes- NURİYE AKMAN, Doğan Yayıncılık
Fotoğraf: Life

7 yorum:

  1. ne güzel bir kitaptı "nefes". hatırlattığın için sağol, tekrar okumalı bir ara.

    YanıtlaSil
  2. "Bitenim yerine başlayanım olacağını, gidenim yerine gelenim olacağını söyleyen bu dala uzun uzun baktım." Kedicim senin 15 dakikada düsündüklerin bir kitap dolduracak kadar derin ve cok:))

    YanıtlaSil
  3. Bu korkulardan dolayı avuçlar dolusu hap içen birisi olarak bana en büyük hediye cesaret olurdu herhalde.

    YanıtlaSil
  4. “Hayat tek bir nefesten ibarettir”. Doğarken alınan ve ölürken verilen tek bir nefes. Akman’a göre dünya her nefeste yeniden yaratılıyor. Her an ölüyor ve diriliyoruz. Her an mucizelerle dolu, görmeyi istemek şartıyla herkese açık. Ayrıca nefes bir büyücü. Onu iyi kullanarak insan her şeyi yapabilir. Tek şart: saflaşmak...diyor Akman ve nefesi çok farklı bir boyutta ele almış...

    Sevgili kedi, hatırlattığın bu kitabı okuyacağım...Sana stresten uzak, dingin ve verimli bir iş günü dilerim...Bu gün yaşadıkların adeta bir kurgudan ibaret olsun..ve sen o kurgulanmış filmin içinde, kuş kadar hafif ve keyifle izle etrafındakileri....sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
  5. Analltığın kitabı bende not aldım, en yakın zamanda edineceğim bir tane.
    Aylardır yazamıyordum, ilk yazım da malesef ölüm temasi ağır basıyor ...
    Kayıpların yerine gelenler olmasa, bitenlerin yerine başlayanlar olmasa hayat daha bir zor olurdu.

    YanıtlaSil
  6. Yazın çok güzeldi kedicim ve Nefes'i merak ettrid bana.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  7. JOA: Gerçekten harika bir kitap. Her cümlesi üzerine uzun uzun düşünülesi...

    BELGİN: Çok teşekkür ederim Belgin. Sevgilerimle...

    OWL: Bazen hepimiz cesaretimizi kaybediyoruz. Düşünüyorum da bizi öldüren olup bitenler değil "ya olursa" diye başlayan cümlelerimiz.

    ESMİR: Mutlaka okumalısın Nefes'i Esmir. Eminim içinde kaybolacaksın cümlelerin.

    HAYATTA GİDERKEN: Son zamanlarda ben de ölüm üzerine düşündüm. İşin tuhafı kitap ölüme bakışını farklılaştırıyor insanın. Ve şaşırıyorsun nasıl da bu yüzünü görmedim diye.

    ÖZLEM: çok seveceksin o kitabı bundan eminim :)

    YanıtlaSil