11 Ağustos 2009

SEVGİLİ BAYIM

Sana son zamanlarda ne kadar bunaldığımdan söz edip durdum. Kaçıp gitmek istediğim ve bu hayatın artık omuzlarımda bir yükten başka birşey olmadığı gibi kocaman cümleler kurdum. Tüm bu laf kalabalığı arasında, insanın dengesiz bir mahluk olduğunu, bu sabah ağlıyorsa yarın kahkahalarıyla geceyi çınlatabileceğini, içinden çıkamam dediği tüm o acıların geçmişte küçük bir nokta olarak kalacağını, acı dediğimizin aslında aklın içinde şişirip durduğumuz önemsiz, geçici şeyler olduğunu unutuverdim.

Hayatın tüm bu aldatıcılığı karşısında herşey sonsuza dek sürer sandım Sevgili Bayım. Fakat her zaman yaptığım gibi bu "sonsuzluk" lafının, insan hayatı söz konusu olduğunda, ne kadar anlamsız olduğunu unutuverdim. Karanlık bir gecenin içinden geçirip söylediğim cümlelerin sabahın aydınlığında bu kadar da önemsiz görüneceğini düşünemedim. Oysa bu kaç kez oldu, değil mi? Kaç gece içinden çıkamadık düğümlerin ve o gecelerin sabahlarında kaç kez aslında ortada düğüm diye birşey olmadığını farkettik. İnsanın mayasında var unutkanlık Sevgili Bayım, ne yaparsın?

"Hak ediyor" olmak gibi bir derdimiz var bizim farkında mısın? Hep iyi şeyleri hak ediyor olduğumuzu sandığımız için tüm bu düğümler. Oysa dünya oyunu buna göre oynamıyor. O ödül ve cezaları ne kadar uslu durduğumuzu hesap ederek vermiyor. Sadece veriyor. Biz ise bunca uslu duruyorken kendimize göre ceza sandığımız şeylerin neden başımıza geldiğine bir türlü anlam veremiyoruz. Diğer yaramaz çocukların ise neden ödüllendirildiğine... Bir bak etrafına. Aslında kimse hak ettiğini almıyor. Aslında belki kimse birşeyi hak etmiyor. Ya da hak etmek diye birşey dünyanın kitabında yazmıyor. Birşeyler var, birşeyler oluyor ve o birşeyler nasıl olduğunu bilemediğim bir düzen içinde birilerinin başına geliyor. İyisi de kötüsü de. Bu yüzden Sevgili Bayım iyi şeyleri hak ediyor olduğumuz burnu büyüklüğünden vazgeçelim derim ben. Ve kötü şeylerin bunca iyiliğimize rağmen başımıza geliyor olmasından kaynaklanan küskünlüğümüzden de. Yaşayıp gidelim, ne dersin? İyi gelirse "başım üstüne" diyelim ve kötüsü gelirse de sıkalım dişimizi "geçip gider elbet" diyelim. Herşey hepimiz için Sevgili Bayım. Bunu unutmadan yaşayıp gidelim.
Fotoğraf: Life




7 yorum:

  1. Kedicim, iyi bir sey gelirse kendimizden, kötü bir sey gelirse baskalarindan, kaderden biliyoruz. SIKALIM DISIMIZI, gecer gider nasil olsa, tabii SIKACAK dis kaldiysa agzimizda:))

    Yine cok güzel bir gözlem ve cok güzel bir anlatimdi, yüregine saglik kedicim:))

    Sevgilerimle

    YanıtlaSil
  2. Mutluluğun formülünü kaleme almış gibisin sevgili Kedi.

    YanıtlaSil
  3. Bence de yaşayıp gidelim kedicim, olması gereken de bu zaten.

    YanıtlaSil
  4. Sevgili kedi, son derece doğru gözlemleyip, kaleme aldığın bu düşüncelerine bende katılıyorum.

    Biz insanlar ne garip varlıklarız gerçektende! Başımıza hiç olumsuz şeyler gelmemeli! biz buna layık değiliz! Hak etmedik!vs der dururuz..Kendimizi ne ise o hep başkalarından farklı görürüz...Her şeyi ile tam olmak, her şeye sahip olabilmek! böyle bir durum söz konusu olabilir mi!Kiminin o'su kiminin bu'su var...o'ndaki bende yok, ben'deki o'nda yok!Yani karmaşık düzen içinde, kime ne ne zaman gelir, iyi yada kötü bunun hiç bir zaman vakti saati de yok! Öyleyse bu içsel kavgamız niyedir!

    "Ne varlığa sevinirim, Ne yokluğa yerinirim" ne de güzel söylemiş Yunus Emre!

    Başımıza gelen yada gelecek olan iyi/kötü her ne ise kabullenip ve de mevcut varlıklarımız adına da "şükredip" yaşayıp gitmeli insan...

    Yine büyük bir keyifle ve beğenerek okuduğum yazılarınız için;

    Türkçeyi böylesine güzel kullanmanız, duygu ve düşüncelerinizi çok yalın bir anlatımla kaleme almanız, biz okurlarada çok şeyler katıyor buna inanın...

    Kaleminize ve emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  5. Böyle okuyunca ''evet ya olay bu'' diyorsun, ama senin de farkında olduğun gibi uygulamada sorunumuz. Onun da bi formülünü bulduk mu
    bu hayatta bizden alası olmaz herhalde..

    YanıtlaSil
  6. bir önceki yazıda tekne demiştin ya, bırakmışsın kendini denize yelkenindeki tatlı rüzgara razı gibisin şimdi :)

    YanıtlaSil
  7. BELGİN: Her zaman sıkıcak diş vardır diyelim mi? Bazen bazı durumlarda sabır en büyük erdem. Sanırım çoğu zaman "herşeyin bir zamanı ve sebebi vardır" lafını unutuyoruz.

    HEP: Ah bir de uygulamaya geçirebilsek...

    ÖZLEM: O bilince erişebilsek. Bazen bunu biliyor olmak yetmiyor, içine sindirip o şekilde yaşamayı becerebilmek ise çok zaman alıyor.

    ESMİR: Çok çok teşekkür ederim Sevgili Esmir.

    GEREKSİZ ADAM: Sanırım bunun için bu düşünceyle harmanlanmaya ihtiyacımız var. Ve bu çok zaman alıyor ne yazık ki...

    PUSARIK: Razı oluş aslında yaşamı güzelleştiren birşey zaman zaman. Çünkü bizler herşey kontrolümüzde olsun diye kendimizi paralayıp sonuçta hiç birşey elde edemeyen bir türüz. Elbet hiç birşey yapmadan teslim olmalı demiyorum ama bu kadar kontrol delisi tedbir delisi olmak hayatı cehenneme çeviriyor sanki.

    YanıtlaSil