27 Ağustos 2009

AYNI AY, AYNI GÜNEŞ

Hani öğle vakti aynı masada birlikte oturduğum o adam "dinimizce..." diye başlayan cümleler kurarken, ben ona tam arkasında çimleri biçen adamı göstersem ve onun alnındaki terden yansıyan gün ışığını, sonra uçuşan çimleri, havaya yayılan o güzel kokuyu duyup duymadığını sorsam, sözünü böldüğüm için kızar mıydı acaba bana? Belki de yüzünü buruştururdu sadece. Sonra ben ona deseydim ki; "ama Tanrı bütün bunların hepsinde değil mi zaten?" Bu kez daha çok kızardı belki bana. Sonra toparlanır, yine "dinimizce..." diye başlayan cümleler kurar, kaldığı yerden devam ederdi belki sözüne.Ben üzülürdüm. Beni anlamadığı için, yeterince anlatamadığım için üzülürdüm. O adam benim üzgün suratıma bakar sonra utandım sanırdı bu kez daha da çok üzülürdüm. Onun için hiç birşey söylemedim.

O kadın ya da? Koyu bir gecenin içinde yıldızların altında oturmuş sohbet ederken, ben mandalina ağacının yaprakları arasından sızan ay ışığından gözlerimi alamıyorken ve o dünyanın gamından, kederinden, hayatın kocaman bir dert yumağı olduğundan söz ederken ona tek söz etmeden usul usul yükselen ay ışığını göstersem beni bir aptal sanar mıydı? Dünyanın iliklerine işleyen acıdan haberi olmayan dahası bu acı kendi acısı olmadığı için hiç ama hiç umursamayan bir sersem olduğumu düşünür, hayal kırıklığına uğrar mıydı? Bunu söylemese bile gözlerinin içinden taşar mıydı hayal kırıklığı? Muhtemelen. O yüzden ona ne ay ışığını, ne mandalina yapraklarını göstermedim.

Hem gün ışığını hem ay ışığını, çimleri ve mandalina yapraklarını kendime sakladım. O adam da, kadın da sandılar ki oradayım. Oysa değildim. Gördüklerimle duyduklarımın arasındaki çizgideydim. Sonra o adam da kadın da çizginin diğer tarafında kaldılar ve ben yine bu zamanlara hepten uygunsuz olduğuma karar verdim. Ve dünyanın bir yanında benim gibi uygunsuz olanlar olduğunu, onların hiç bilmediğim kentlerde nefes aldıklarını, uyuduklarını, gülümsediklerini, şarkı söylediklerini ve benimle aynı aya aynı güneşe baktıklarını düşünüp sevindim.
Fotoğraf: Life

11 yorum:

  1. Kedim senin gibi "uygunsuz" olanların ayı, güneşi, mandalina ağacı ve çimleri biçen adamın terinden yansıyan gün ışığı o adamla kadınınkinden başkadır belki de.Onlar senin gözlerinin gördüğünü görmüyorlar belli ki. Sen de onlara göstermeliydin ruhunla gördüklerini .Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  2. Daha önce denemiştim :) Fakat aldığım tepkiler hiç değişmedi. Ben yine ayakları yere basmaz aklı bir karış havada olanlardan olarak tanımlandım :)

    YanıtlaSil
  3. Bazı insanlar gündelik hayatın telaşesine öğle kaptırıyorlar ki kendilerini asıl görmeleri gereken gerçekleri göremiyorlar bu yüzden.Yine bu yüzden de asıl gerçekleri görebilenleri rahatlıkla istedikleri gibi tanımlayabiliyorlar ama olsun bizim gerçekleri görebilmemize yardımcı sağ duyumuz insanları rencide etmekten men eder bizi işte bizim asıl gerçeğimizde bu zaten!..

    YanıtlaSil
  4. Dünyada pek çok şey var ve herkes o şeyleri kendine göre bir önem sırasına diziyor. Tüm bu önemli şeyler içinde önemsiz buldukları unutulup gidiyor. Bu yüzden de pek çoğu için bizi asıl mutlu edecek şeyler hep geride kalıyor.

    YanıtlaSil
  5. Sen, ben biz yani sanırımm uygunsuzlar takımıyıs kedicim, çizginin öbüt yanında kalıyoruz ama bunu biz istiyoruz. Neler olup bittiğini de farkındayız.
    Çok güzeldi yine sevgimle...

    YanıtlaSil
  6. __sanırım kızardı (sözünü böldüğün için değil de ondan rol çaldığın için ..... sanırım en sevmedikleri durum bu :)__

    YanıtlaSil
  7. İşin tuhafı rol çalmak gibi bir gayretim yok. Pek çok kötü oyuncuyu hiç sesimi çıkarmadan, küçük bir gülümsemeyle dinlediğim çok olmuştur :) Lakin bir daha görülmesi imkansız olan şeyleri onlar da görsünler diye işaret etmek isterim. Kendime saklamak istemem ama bilirsin insanların çoğu bu tür küçük armağanları kabul etmeyi bilmezler. Bunu keşfettiğimden beri kendime saklar oldum ben de.

    YanıtlaSil
  8. Güzel bir yazı olmuş saolun

    YanıtlaSil
  9. Seninle ayni günese, ayni aya bakanlardan oldugum icin mutluyum Kedicim, ayri memleketlerde, ayri kentlerde olmusuz ne fark eder, baktigimiz, gördügümüz ayni olduktan sonra:))

    YanıtlaSil
  10. LİGTVİZLE: Çok teşekkür ederim, sağolun.

    BELGİN: Sanıyorum bu aynı yerde olmaktan çok daha fazla bir yakınlık. Sevgilerimle Belginciğim.

    YanıtlaSil