28 Ocak 2009

KIRIK

Bir arabada yol alan dört kişiydik. Arkada oturuyordum. O ise şoförün hemen yanındaki koltukta. Birden karşıdan gelen bir arabanın sürücüsünü işaret ederek; "şu adamı görüyor musunuz?" dedi. Yüzünü tam olarak göremediğim bir adam yeşil bir arabanın içinde yanımızdan geçip gitti. "O adam benim öğretmenimdi." diye devam etti içini çekerek. "Daha ilkokuldaydım. Bir gün sordu; 'Dersine çalışmamış olan var mı?' Ben elimi kaldırdım. Çalışmamıştım çünkü. Yalan söyleyecek halim yoktu ya. Çalışmamıştım işte. Sınıf başkanını çağırdı. Sınıf başkanına biber kavanozunu getirmesini söyledi. Çocuk getirdi. 'Avucu aç' dedi bana. Açtım. Biberi avucuma doldurdu. 'Şimdi bunu ağzına at' dedi. O gün okuldan soğudum. İlkokulu da zar zor bitirdim." Arabanın içini sessizlik doldurdu. Ya da ben küçük bir çocuğun incinmiş ruhunu sessizlik sandım.

Teyzemin de buna benzer bir öyküsü vardı. Öğretmeni onu öyle çok dövmüştü ki ilkokulu bitirdikten sonra okula gitmeyi kesinlikle reddetmiş anneannemin tüm yalvarmalarına rağmen okula bir daha asla dönmemişti. Ben ise böyle bir şanssızlıkla karşılaşmamıştım. Taparcasına sevdiğim bir öğretmenin şefkatiyle öğrenmiştim okuma yazmayı. Belki de bu yüzden bu kadar düşkündüm harflere, kelimelere, cümlelere.

Bu şans mıydı? Bir çocuğun hayatı şansın eline bırakılabilir miydi? Bir öğretmenin bir çocuğun geleceğini ziyan edip etmemesine kim karar veriyordu? Ve çocukları ziyan eden öğretmenlere ne oluyordu?

Sessizlik uzayıp gitti. Zaten herşey sessizlikten doğmuyor muydu?

28 yorum:

  1. o kadar cok hasta ruhlu insan var ki...masumiyetlerimizi mahvediyorlar. Hatta Birey olabildik mi diye bir yazi yazmistim...belki biraz paralel(http://hayattanmasallardanbiraz.blogspot.com/2008/09/birey-olabildik-mi.html)
    bu arada ben ozellikle cektigim zorluklarin hic birini ogrencilerime yansitmiyorum...aksine zamaninda karsilastigim hasta ruhlu tavirlara sahip ogretmenlerin, asistanlarin, hocalarin...yaptiklari tuhafliklarin "hic birini" yapmamaya ozen gosteriyorum.

    Ha bir de sessizlik demissin ya
    O sessizlik masumiyetin incinmesinin sessizligidir.

    Yarim kalmisliklarin sessizligi hatta.

    YanıtlaSil
  2. yıllarca empoze edilen öğretmenim canım benim laflarına karşı özde öğretmen diye insanlara sunulanların çoğu akıl sağlığı yerinde olmayan kişiler , insanlar böylece öğrenmekten küçük yaşlarda nefret ediyorlar

    YanıtlaSil
  3. Insanin canini acitiyor boyle hikayeleri duymak... Okul hayatim boyunca ben boyle bir seyle karsilasmadim hic ama ilk okul ogretmenim (kosulsuz sevgi ve saygi gostermemiz tembihlelen ogretmenim-ayrica bu bir bayandi) sinifin onunde bir cocugu sirf odevini yapmadi diye tekme tokat dovmustu :(( O gun bu gundur ben de "ogretmenim canim benim" olayini hep sorgularim...

    Guzel bir gun diliyorum, sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. BİRAZ:"o kadar cok hasta ruhlu insan var ki...masumiyetlerimizi mahvediyorlar." işte buna tahammül edemiyorum. Tüm öğretmenleri elbette aynı kategoriye sokmak doğru değil ama yanlış giden birşeyler var. Bir denetim eksikliği mi demeli ne demeli buna bilmiyorum.
    Benim annem de babam da öğretmen. Ve onların öğrencileri(ki bu öğrenciler büyümüş ve çol çocuk sahibi olmuş adamlar ve kadınlar artık) hala ziyaret ederler onları. Ve her zaman teşekkür ederler. Bu olayı anneme anlattığımda çok sinirlendi. Ve şunu söyledi: "Bu tip insanlar mesleğimizin yüz karası."
    Senin harika bir öğretmen olduğundan çok emindim ama yazını okuyunca daha da emin oldum.

    SRQLUCİDDREAMİNG: İnan bana öyle çok duyuyorum ki yukarıda anlattığıma benzer olayları artık gelecek nesillerin nasıl insanlar olacağını hayal bile edemiyorum. "Öğretmenim canım benim" lafı kaç çocuğun dudağının kıyısında alaycı gülümsemeler oluşturuyor merak ediyorum.

    MOONSUN:Evet bu hikayeler gerçekten canını acıtıyor insanın. Hele de buna maruz kalmış birinin dilinden duymak daha fena. İnsanın dayakla ya da onur kırıcı cezalarla eğitileceğini düşünen bir kafaya sahip olan birinin öğretmen olması akıllara ziyan değilse nedir?

    Ben de sana güzel bir gün diliyorum Sevgili Moonsun...

    YanıtlaSil
  5. dogrusu benim ki tam ogretmenlik sayilmaz biliyorsun meslegim ogretmenlik degil...ama yine derslere giriyor ve yine bir seyler ogretiyorum...belki ogretici mi demeli:) neyse:)
    en azindan yasadigimiz travmalarin hic birini yasatmadim ogrencilere:))
    aslinda
    mesela sadece ogretmenlik degil basimizda ki patronlarda ayni sekilde...:)

    YanıtlaSil
  6. öğretmenlik bambaşka bir ilim...

    bende demin ilk okuldaki kırmızı kurdale alma anımı yazdım :)
    ...ve kendi kaderimi yazmakdan bahsettim ve elbette bu kaderi öğretmenimle beraber yazdık...
    ben çok şanslı olduğumu biliyorum ama malesef bir çok çocuk hayata yanlış ellerde başlıyor.. çok çok kötü bir durum bu ... kimse alınmasın ama öğretmenliği devlet memurluğunun en iyi versiyonu sabit ve kesin gelir kaynağı gibi görenler yeni nesillere zarar vermeye devam ediyor...

    YanıtlaSil
  7. BİRAZ: Tam şu an ne düşünüyordum biliyor musun; "acaba "öğretmen" demekle doğru yaptım?" :) Ve sen aklımı okuyup cevabı yolladın :)
    Ben öğretmen sözünü "öğreten" anlamında kullanmıştım aslında. Ama istersen öğretici de diyebilirim. Hem ne dersek diyelim yine de senin harika bir öğretmen/öğretici olduğunu düşünüyorum. O güzel yazıları yazan insan başka türlü olabilir mi?

    IVIR ZIVIR: İşte bu şansa bırakılmamalı. Çünkü öğretmenlerin çocukların gideceği yolu belirlediğini bile söyleyebiliriz. Bu tip öğretmenler yüzünden eğitimini bırakan çocuklar düşünülünce aksini söylemek mümkün mü? Ve ne yazık ki son cümlende haklısın.

    YanıtlaSil
  8. Öyle etkilere öyle tepkiler veriyoruz ki, hayatımızı değiştiriyor. Çok üzücü..

    Şefkate dair sulu zırtlak bir yazı yazdım ben de, yazdığıma pişman oldum seni yazındaki şefkat kelimesini görünce.

    YanıtlaSil
  9. Okulları sevmiyorum, çocukları tek tip giydirip kuru sıralarda saatlerce tahtaya bakmaya zorlayan sistemi de öyle.. Ardanın teorik olarak bu yıl okula başlaması lazım ama ben bir yıl bekletip oyun çağını doyasıya yaşamasını istiyorum..Nasıl olsa uzun yıllar okuyacak..

    YanıtlaSil
  10. Benim annem de öğretmen, koca koca adamlar, kadınlar yolda gördüğünde ellerine yapışıp öperler. İyi bir öğretmene denk gelmek diye birşey olmamalı ama oluyor işte, bu ülkede olan onca şeyden biri de iyi bir öğretmene denk gelmek şansı diye bir şeyin var olması. Yazık...Sessiz kalmıyoruz da sesimizi duyurabilecek kadar çoğalmıyoruz, her nesil sadece bir avuç kalıyoruz. Avuçtan öte geçemeyelim diye sistemin yarattığı bu öğretmenleri öğretmenden sayıyoruz. O öğretmenlerin de neleri öğrettiğini de görüyoruz. Benim Din ve Ahlak Bilgisi dersinde yaşadığımı hatırlattı yazdıklarım. Lise 2'deydim. Ezberim oldum olasu kötüdür. Dua ezberliyoruz, dilim dönmüyor zaten. Teyzem de hafız bu arada. Ona açıp telefonda ağlıyorum. Teyzem boşver ezberleme diyor. İyi de dersten nasıl geçeceğim. Zaten bütünlemeye kalıyorum her yıl düzenli olarak bu dersten. Neyse geldi çattı sınav günü. Tel soru Ayetel Kürsi... Başladım ağlamaya. Yanımdaki arkadaşım aldı sınav kağıdımı başladı ezberden yazmaya. kağığı bana geri verdi. Ben de ağlaya ağlaya sildim yazdıklarını. Öğretmene teslim ettim sinav kağıdını. Sınav sonuçlarını sınıfta okurken 5 üzerinden 4 aldığımı söyledi. El kaldırdım itiraz ettim, boş kağıt verdiğimi söyledim. Bu ders dedi Din ve Ahlak Bilgisi dersi ve sen ahlaklı davrandığın için aldın bu notu. Hala bilmem ezbere herhangi bir şeyi. Ama ahlakın en büyük erdem olduğunu bir kez daha gösterdi öğretmenim bana. Buradan bir kez daha teşekkür etmek istedim kendisine.

    YanıtlaSil
  11. Her meslekte olduğu gibi öğretmenlikte de hasta ruhlu insanlar var. Ancak konu bu cümleyle geçiştirilemeyecek kadar önemli.
    Ne yazık ki olumsuz örneklerle karşılaşınca çoğu kişinin aklına bu sorun geliyor ve ne yazık ki öğretmen olan kişi suçlanarak konu kapatılıyor.

    Oysa sorunun kökenine bakmak gerekiyor bu konuda. Geçiştirilmeyecek kadar önemli çünkü.
    Öğretmen okulları kapatıldı,imam hatip liseleri çığ gibi çoğaltıldı. Köy Enstitüleri kapatıldı. Eğitim Enstitüleri kapatıldı. 45 günde öğretmen yetiştirildi. Ya da veteriner,ziraat müh., maden müh. , jeoloji müh. olarak yetiştirilenler sınıf öğretmeni(ilkokul) olarak atandı.

    Milli Eğitim yönetim kadrosu imam hatip mezunlarından seçildi. Ekonomik sıkıntılar içindeki öğretmenlere sosyal,siyasi,psikolojik baskılar yapıldı.

    Şimdilerde taşımalı eğitim adı altında tüm köylerde artık öğretmen yok. İmam var. Oysa en az beş öğretmen bir imam olmalı değil mi? Bir tane bile öğretmen yok. Olsa da artık çok da iyi yetiştirildiğini düşünmüyorum. Okullar belli yörelerde yapılıyor. Öğrenciler taşınıyor. Köyle, köylüyle iletişim sıfırlandı.

    Bir de sürekli değiştirilen eğitim sistemini düşünmek gerekiyor. Eğitimden anlamayan insanlar rüyasında görüp sistemi değiştiriyor...

    Ve işe başlarken alınan sağlık raporları! Nasıl da formalite halinde, yüzeysel alınıyor; doktorlar sizi görmüyor bile...

    Yeter burada bırakıyorum...

    Suçlu kim? Sadece öğretmenler mi?

    YanıtlaSil
  12. VLADİMİR: Bugün o adamın anlattıkları dinledikten sonra ben de bunu düşünüyordum. "Hayat verdiğimiz tepkilerden ibaret. Ve bizi etkileyenler, yolumuza çıkanlar ise şansımızın getirileri." Kendimi düşündüm sonra. Eğer ben de böyle bir öğretmenin kurbanı olsaydım şu an ne durumda olurdum dedim. Ya da o adam benimki gibi bir öğretmene sahip olsaydı şimdi nasıl bir hayatı olurdu. Tuhaf değil mi?

    PİNO: Ben de bu sistemi çok tasvip ettiğimi söyleyemeyeceğim. Sanki o çocukların içlerindeki birşeyleri öldüren bazı şeyler var. İnsan düşününce çok ama çok üzülüyor. O çocukların iyi bir eğitimle neler yapabileceklerini düşününce hele daha da çok.

    EVREN: Bazı aileler gördüm ki çocukları öğretmeninden dayak yediğini söylediğinde çocuğuna "öğretmenindir döver de sever de" diyen. Bunu anlayamıyorum. İnsan kendi yavrusunun dayak yemesini nasıl bu şekilde kabul edebilir. Dayak bir insanın eğitimine gelişimine nasıl bir katkı sağlayabilir? Eğer aileler bu şekilde davranmasalar onlar seslerini yükseltse yeter. Bu konuda şikayette bulunan aileler yok mu seslerini yükseltenler yani? elbette var. Ve çok takdir ediyorum onları. Hem kendi çocuklarını hem de diğer çocukları kurtardıkları için.
    Öğretmenine gerçekten hayran oldum. Öğretmen sıfatının hakkını veren biriymiş çünkü. Çok önemli birşeyi öğretmiş. anlattığın için çok teşekkür ederim Sevgili Evren.

    YanıtlaSil
  13. Çok Değerli Aysema Öğretmenim sizi incittim mi bilmiyorum ama inanın tüm öğretmenleri suçlamak gibi bir gayem yok, olamaz da. Sadece bugün o adamın anlatışı ve yüzündeki ifade beni çok sarstı. buna benzer çok fazla öykü duydum. Hepsi aklıma üşüştü. Dediğim gibi öğretmenlere değil sözüm, adı önünde öğretmen sıfatı olup da aslında o sıfatın yanına bile yaklaşamayacak olanlara.
    Elbette sorun çok daha derinlerde. Siz de çok güzel özetlemişsiniz zaten.
    İnsan üzülüyor. Hayatlarımızda birşeyler değişiyor, yanlış gidiyor, insanların hayatları mahvoluyor. Ve görüyor fakat bütün bu derinlerdeki yaraya bir türlü nüfuz edemiyor, onu iyileştiremiyoruz. Ancak aklımıza takılanları böyle tartışmaya açmaktan başkası gelmiyor elimizden. Bu da birşeydir elbet. Belki konuşa konuşa düşüne taşına buluruz çareler diye umut ediyoruz.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  14. Durun yaa,,, biraz da diğer taraftan bakalım konuya. Durun durun kızmayın öğretmeni savunmayacağım...Belki de okumaya devam etmesi tayzen yada belki çok sevdiği biri için çok kötü olacaktı, ya da okumamış olması bizim farkına varamadığımız bir iyiliğe neden oldu. Tabi bütün bunlar o öğretmenin kabahatini yok etmiyor ama o da onun sorunu. Bazı şeylerin olması yada olmaması için bir takım mantık dahilinde aracılar gerekir. Bu sırada öğretmen bir sınavdan geçmiş olur. Öğrencinin hayat yolu değişir. Ben tanrının çok merhametli olup, bir öğretmenin yanlış davranışı nedeni ile insan hayatını negatif yönde değiştirmeyeceğini düşünüyorum. Bazen kendimizi için iyi olduğunu sandığımız şeyler hiç de öyle olmayabilir.

    YanıtlaSil
  15. __çok ayıp küçücük çocuklara böle şeyler yapmak...hele ki eğitimcilerin kötü davranışlarına akıl erdirmek imkansız....gidip o insanlarla konuşup ve bunları yüzlerine vurup, utandırmak gerekir...vicdanları varsa tabii __

    YanıtlaSil
  16. Hayır beni hiç incitmedin Sevgili Aydan Atlayan Kedi...

    Konu çok önemli. Herkesin üzerinde düşünmesini istedim senin gibi...
    Özellikle ilköğretim, çocuğun tüm kişiliğini etkileyen bir dönem. Öğretmenlerin özenle yetiştirilmesi, ruh ve beden sağlığı yerinde olanların öğretmen olarak atanması gerektiğine inanıyorum.

    Ve sadece öğretmenlerin çözebileceği bir sorun değil bu. Ben de olumsuz pek çok örnek tanıdım ne yazık ki...

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  17. Aslinda baska bir yorum yazacaktim, fakat diger yorumlari okurken benim de cok hos olmayan bir anim geldi aklima.

    Ortaokuldaydim; aslinda ogretmenligini cok sevdigim ama sinirlendiginde kendine hic hakim olamayan bir matematik ogretmenimiz vardi. Sinav oldugumuz bir gun kagidimi bir iki dakika geciktirdim diye suratima tokat atmisti. Once sok, sonra bu sokla aglama, hayatimda annemden babamdan yemedigim bir tokati luzumsuz yere bir ogretmenden yemis olmanin getirdigi bir kirginlik ve icine sindirememe. Gidip anneme anlatmistim durumu, O da gelip ogretmenimle konusmustu. Hic unutmam butun bir donem konusmadi benimle ogretmenim; bir cocuk gibi kustu bana sikayet ettigim icin. Alisik degildi belki de, bilemiyorum. Ama ne O'ndan ne de okuldan sogudum ben. Ne kadar yaptiginin herhangi bir ozuru yoksa da bizim ulkemizde ogretmen olmanin zorluklari hele de devlet okullarinda calismanin getirdigi stresi ancak tahmin edebiliyorum.

    Her meslekte oldugu gibi cok iyileri de var, arada nazar boncugu gorevi yapanlari da.

    YanıtlaSil
  18. Bazı insanlar var ki ellerine ufacık bir güç geçtiğinde bile güç sarhoşu oluyorlar. Bu azıcık geç kaldığınız doktor randevunuza sizi almayan bir sekreter de olabiliyor, öğretmen de. Bazı öğretmenlerin "takma" olayı vardır ya, bir öğrenciyi düşman, mutsuz olduğu hayatının sorumlusu beller ve elindeki gücü o çocuğu bezdirmek için sınırsızca kullanır.
    Bir de ben okurken (saygın bir anadolu lisesinde!) öğretmenlerimiz gerçekten tuhaf bir mantığa sahip, benim her gün "yurdumdan insan manzaraları" havasında gözlemlediğim insanlardı. Üzülerek söylüyorum ki 1-2 öğretmenim hariç çoğu saygı görmeyi haketmeyecek kadar cahil, kendini geliştirmeyi reddeden kimselerdi, bazı temel bilgiler hariç okulun gelişimime hiç katkısı olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
    5. sınıfı Amerika'da okudum ve oradaki öğretmenlerimin hepsini hala çok seviyorum. Öğretmen girince ayağa kalkmamak, sesimi kibarlaştırmadan konuşmak, kendimi özgürce ifade edebilmek çok tuhaf gelmişti başta. Hayatta fen-matematik-coğrafya-tarih dışında da öğrenilecek şeyler olduğunu da orada gördüm. Buraya yorum yazan, eşi zor bulunur iyi öğretmenlerimiz kesinlikle üstüne alınmasın ama genel olarak derslerimiz yüzeysel ve yalnızca tek bir alanda kişiyi geliştirmeye yönelik, öğretmenlerimiz kompleksli, cahil, toleranssız. Bu ağırlıklı olarak sistemin suçu ama kendini geliştiren, araştıran, işini seven öğretmenlerin nasıl fark yaratabileceğini de biliyoruz.

    YanıtlaSil
  19. Biraz şans ama eğitim şansa bırakılmamalı Kedi'ciğim.
    İnsanın hayatına mal olabiliyor çünkü.

    YanıtlaSil
  20. Yazı, konunun özüne çok güzel vurgu yapıyor gerçekten...

    Benzer o kadar çok olay duyuyoruz ki... Hatta bu kadar travmatik olmadan bile alttan alta, düşünmelerini, eyleme geçmelerini, tartışmalarını, yaratıcılıklarını engellemek için bilinçli ya da bilinçsiz öğrencileri ezen o kadar çok davranış şekli gözlemliyorum ki...

    Bahsettiğin ilk örnek ne öğretir öğrenciye; "sakın doğruyu söyleme, karşındakinin duymak istediğini ya da zarar görmeyeceğin şeyi söyle"... Şimdi böyle bir öğreti ile özgür düşünceyi, onu ifade etmeyi, demokrasiyi kavrayan bireyler ortaya nasıl çıkabilir ki... Zaten sıkıntıda burada, toplumsal olarak böyle bir özelliğe sahip değiliz... Birbirini negatif anlamda besleyen bir döngü... Toplum böyle-öğretmen toplumu pozitif yönde etkileme noktasında ama bu sorumluluğunu yeteri kadar üstlenmiyor, çünkü aynı zamanda o toplumun özelliklerine kaptırıyor kendini-toplum böyle kalmaya devam ediyor ve bu haliyle cismi yeni davranışı benzer öğretmenlerle sistemi beslemeyi sürdürüyor...

    Siyaset edenlere bak, hizmet etmek için var oldukları vatandaşın düşüncelerini ifade etmesine tahammül edemiyorlar... Hadi onları geçelim anne babalara bak!! Evet öğretmenin rol model olma sorumluluğu çok önemli ama ziyan eden sadece öğretmenler mi diye sormamak elde değil doğrusu...

    Bir de öğretmen öğretmen diyoruz ama sanırım bu yazıya ilişkin -en azından benim- kastımız öğretmenin içinde bulunduğu eğitim sistemi olmalı...

    Ellerine sağlık...

    YanıtlaSil
  21. Benim öğretmenim de çok sorunlu bir kadındı, kolejde okuyor olmama rağmen. Kadının ekonomik durumu da iyiydi, tecrübesi de yerindeydi ama sorunlu biriydi işte. Okuldan soğumam işten bile değildi ama kendisi de bir öğretmen olan annem sayesinde üzüntümü ve tepkimi okula yöneltmek yerine o öğretmenin suçlu olduğunu kabul ettim. Maalesef öğretmenlerin insafına kalmış durumda çocuklar ama bilinçli ebeveynler sayesinde "kötü" öğretmenlerin de etkisi azaltılabilir.

    YanıtlaSil
  22. valla, öğrenmek dünyanın en güzel şeyidir, okul ve arkadaşlar da güzeldir ama kötü bir öğretmenle her şey bir anda cehenneme dönebilir... orta okuldayken kâmil erkul adında bir adam vardı (öğretmen demeye dilim varmıyor) daha 12 yaşındayız, orta bir... beden dersi yeni bitmiş tenefüste giyinememişiz, yeni ders başlamış... öğretmen içeri girince kravatları daha takamamış bir sürü öğrenci var... adam bir girişti kravatsızlara (ben dahil) kulaklarından kaldırıp kaldırıp çocukların kafasını tahtaya vuruyor (ben dahil) adamdan nefret ettim ve hergün asla öyle biri olmayacağım diye kendi kendime söz verdim... bazen kötü örnekler de işe yarayabiliyor...

    (daha sonra (sağ-sol davası bahanesiyle) okulun en büyük öğrencileri, bu yüzden öğretmenler odasını basıp o adamı tekme tokat dövmüşlerdi ve ben çocuk aklımla hayatımda ilk kez şiddeti haklı bulmuştum işte bazı şeyler de ne yazık ki böyle başlıyor ve taze beyinler farklı yollarda gelişmek zorunda kalıyor...)

    neyse...

    eğitim faciası yaşanan ülkemizde daha doğru dürüst insan olamamış adamları kalkıp da insan yetiştirmek için okullara gönderirsen işte şimdi böyle memleketçe sürünürsün... bu ülke böyle yapmakla bugünkü halini yaşamayı hakediyor diye düşünüyorum... öğretmen ve öğretim yerine askerlik ve eğitim mantığıyla okul açarsan sonu bu olur...

    kızları, erkekleri toplayıp okulun etrafında uygun adım yürüterek nasıl bir beden eğitimi dersi yaparsın diye soran olmadığı sürece de bu böyle gider taaa ki her şey bitip de yeni nüfus kağıtlarını eline alıncaya kadar...

    O ilkokul sıraları, o minicik yavrular ve her şeyden vaz geçip kendini öğretmeye adamış öğretmenler ne kadar güzel bir şeydir...
    kendisine ve öğrencilerine saygısını sevgisini kaybetmemiş, mesleği adına hayatını ortaya koyan öğretmenlerimin de ellerinden öpüyorum...

    (bu arada esas gönderideki konu için; öğretmen aslında doğrusunu(!) yapmış, yani çocuğa bu ülkede yalancı ve sahtekâr olmak gerektiğini öğretmiş...) öyle ortaya çıkıp da doğruyu söylersen adamı herkesin içinde yakarlar işte...)

    YanıtlaSil
  23. Bu çok kötü bir şey hemde ilkokulda bunu yaşamak büyük şanssızlık. Zaten okula yeni başlamışsınız, yadırgıyorsunuz, aklınız evde ve annenizde, sonra öğretmen size bunu yapıyor. Böyle birşeyle karşılaşsaydım bir daha asla okula gidemezdim bende. Ama çok şanslıyım, çok iyi bir öğretmenim vardı ve okuduğum okullar boyunca hiç sorun yaşamadım öğretmenlerimden. Bu işin şansa kalması ne kadar acı.

    YanıtlaSil
  24. METANOİA FOREVER: Hayatın o incecik pamuk ipliklerine bir türlü akıl sır erdirememiş biri olarak eğer tüm bu olanlar tam tersi olsaydı neler olabileceğini elbette bilemiyorum. Ama o öğretmenin ömrü boyunca kaç çocuğun öğretmeni olduğunu o çocukların şu an bundan nasıl etkilendiklerini düşünmeden edemiyorum. Hayat gariptir evet. Bazı şeyler kötü görünse de aslında başka iyiliklerin aracıdır buna da evet ama o çocukların tüm bunlar içinde yitip gidişine gönül razı olmuyor.

    DENİZ: İşin tuhafı bu tip öğretmenler tüm davranışlarını doğal kabul edip bu tip davranışların eğitimin olmazsa olmazı olduğunu savunuyorlar. Haydi onları geçelim bunu doğal kabul eden ana babalar da var.

    AYSEMA: Sizi incitmediğim için mutlu oldum Değerli Aysema Öğretmenim. Bu konu gerçekten çok önemli. Ben de sizin gibi ruh ve beden sağlığı yerinde olanların öğretmen olarak atanması gerektiğine inanıyorum.

    CALANON: Sanırım hepimizin anılarında bu tip hoş olmayan durumlar mevcut. Ama bazıları çocukları okuldan soğutacak derecede ağır. Elbette şahane öğretmenler de var. Benim hayatımda her zaman sevgiyle anımsayacağım bana çok şey katmış çok değerli öğretmenler var mesela.

    ALİS: Bunun daha çok sistemin sonucu olduğunu düşünüyorum. Elbette öğretmenler fark yaratabilirler ama sistem onların içindeki idealleri öyle bir zehirle öldürüyor ki belki de kendileri bile şaşıp kalıyorlar.

    ÖZLEM: İşte bu yüzden ilkokul öğretmenleri özellikle çok önemli.

    SERDAR:Sözünü ettiğim örnekteki öğretmene hayret etme sebeplerimden biri de buydu. Bir öğrencinin dürüstlüğünü cezalandırmış farkında bile değil. Bu çocuk ne öğrenecek şimdi bu biber olayından. "Acı çekmemek için yalan söyle." Bu mudur eğitmek?

    LA SANTA ROJA: Bu çok doğru. Eğer eğitim sistemi kontrolümüz altında değilse ailenin yapabileceği pek çok şey var. En azından çocuğunun öğretmeni ile olan ilişkisini yakından görüp adımları ona göre atabilir.

    ONALTIKIRKALTI: "eğitim faciası yaşanan ülkemizde daha doğru dürüst insan olamamış adamları kalkıp da insan yetiştirmek için okullara gönderirsen işte şimdi böyle memleketçe sürünürsün..."
    İşte tüm sorun bu...

    OWL: Asıl sorumuz galiba bu işi şansa bırakmaktan öte neler yapabiliriz?

    YanıtlaSil
  25. su hastaliktan kurtulur kurtulmaz Deniz' in muzik ogretmeniyle konusmak istiyorum... agza biber doldurmak farkli sekillerde tezahur edebiliyor... tum dersleri seviyor cocuk, muzik haric... ve asker eskisi (bence) ogretmenin bunu yapmaya hakki yok... benim de kendi tecrubelerim var bu konuda... matematik ogretmeni yuzunden ben de okulu terketmeyi dusunmustum... ahhh aci hatiralar bunlar... bana olan ogluma da olsun istemem...

    YanıtlaSil
  26. Eğer bir sorun varsa ve bunun öğretmenden kaynaklandığını düşünüyorsan mutlaka konuşmalısın bence de. Çünkü, o adamın yüzünde bunun nasıl derin izler bıraktığını gördüm. Bunun hiç bir çocuğun başına gelmesini istemem.

    YanıtlaSil
  27. konu hayli hassas herkesin yazacağı bir iki satırı yada düşüncesi mutlaka vardır..yıllar oldu ilk eğitimi bitireli..her olumsuzluk gibi kötü detayları sildi beynim..ama bir evlat yetiştiriyorum..çok da özel bir durumu var onla yaşıyorum ki öğretmeni sevdiyse/seviyorsa ilgisini çeken ders olmasa bile mutlaka o dersi iyi yapmak için ciddi çaba içine giriyor ve neymiş..”sevgi” emek istiyormuş..

    YanıtlaSil
  28. Kesinlikşe sevgi emek istiyor...

    YanıtlaSil