24 Ocak 2009

ELMA MI?

Kızı tanımıyordum. Aynı masada ortak arkadaşlar nedeniyle bulunuyorduk. Öfkeli bir yüzü vardı. Ve ben nedenini merak ediyordum. Adı dışında ona dair bildiğim tek şey de buydu zaten. Sohbeti nasıl açacağımı bilmediğim için "nerelisin?" diye sordum. Öfkeyle bana dönüp "Diyarbakırlıyım. Ne oldu ki?" diye sordu. Öyle öfkeyle bakıyordu ki afalladım. Diyarbakırlı, İzmirli ya da İstanbullu olabilirdi. Ve hiçbirşey değişmezdi. "Birşey olmadı, sadece sordum." dedim şaşkınlıkla. Sohbeti orada bitirdik. O bana sırtını döndü, benim de sohbet etme hevesim buhar olup uçtu. O zamanlar hiç bir fikrim yoktu insanların birbirlerini nasıl ve neye göre sınıflandırıp, bu sınıflama sonucu dost ve düşmanlarını seçtiklerine dair. Hoş hala da bunu anlayabilmiş değilim ya.

İnsanların birbirlerini iyi ya da kötü olarak sınıflandırıp yakınlaşmalarını ya da uzaklaşmalarını elbette anlıyorum fakat insanları doğdukları ya da ait oldukları kentlere göre sınıflamanın mantığını bir türlü anlayamıyorum. Mesela bir kente tüm kaba insanları doldurmuşlar başka birine ise nazik ve hoşgörülü olanları mı? Ya da bir kent bencillerle doluyken diğer kent yalnızca başkalarının iyiliğini düşünenlerle mi dolu. İçinden katil, hırsız, psikopat çıkmayan pür-i pak bir kent var mı? Ve bütün bunlar düşünen bir aklın harcı mı?

Bir zaman, X kentinden olanlardan nefret ettiğini söyleyen birine yukarıdakileri söylemiştim. Bana "bir çürük elma tüm kasayı çürütür." dedi. Ona "biz elma değiliz." diyebilirdim, "Saçma sapan bir örnek üzerinden hareket ediyorsun." diyebilirdim. Ama demedim. Çünkü, uzun bir tartışmadan sonra yanıt olarak "bir çürük elma tüm kasayı çürütür."diyen birine aynı açıklamaları değişik bir yoldan yapmaya çalışmanın sadece zaman kaybı olduğunu düşündüm ve sustum. O X kentinden olanlardan nefret etmeye devam etti, ben ise bütün bunları anlamamaya.

17 yorum:

  1. Bu dünyada en çok neden nefret ediyorsun deseler cavabını artık biliyorum: yargılama ve genelleme..
    Niye yapıyoruz bunu? kendimizin harikalığını dünyanın gözüne sokmak için mi tüm bunlar.
    şucular, bucular diye yıllarca birbirimizi yedik. nasıl birşey bu ki, yarın kaşları kalınlar, kaşları incelere karşı mı olacak bütün sorunlar çözülünce. Bir olduğumuzu, aynıyerden gelip aynı yere göç ettiğimizi ne zaman anlayabileceğiz acaba.

    YanıtlaSil
  2. x kentinden olanlardan nefret etmek. ne kadar ağır bir kavram nefret ve bir kentte yaşayanlara nefreti yüklemek. bence çokta yanlış. anlamamanıza şaşırmadım, bende anlamıyorum.

    YanıtlaSil
  3. İnsanlar birbirlerinden nefret etmek için bahane arıyorlar sadece , yoksa x veya y kenti , z ülkesi ya da q kıtası değil problem .Kente göre sınıflandırma sadece kişilerin pis egolarını yenememelerinden kaynaklanıyor.Ben İstanbul'da doğdum diye Muş'ta doğmuş birinden üstün ya da New York'ta yaşayan birinden aşağıda değilim elbet.İnsanların bunu anlaması ise imkansız malesef.

    YanıtlaSil
  4. Genelleme yok mu o genelleme?
    Hepsinin suçlusu o işte Kedi'ciğim.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  5. METANOİA FOREVER: İnsanoğlunun içinde hep bir ayrılma, bir ötekileştirme var. Kendini bir gruba dahil edip ötekine nefret besleyerek varoluyor sanki. Ne aptallık oysa. İnanılır gibi değil.

    OWL: Aslına bakarsan bunu anlamadığım için çok memnunum. Mantıksız ve bir o kadar yıkıcı bir düşünce bu. İnsanoğlunu zehirleyen ve bir an önce tıpkı tüm nefretler gibi arınılması gereken...

    SRQLUCİDDREAMİNG: Kesinlikle bahane arıyorlar. Bazen düşünüyorum da tüm nefret nedenlerini ortadan kaldırsak yani herkes tek tip olsa o zaman ne yaparlar acaba? Neden nefret edeceklerini bilemiyorum ama birşey bulacaklarından adım gibi eminim.

    ÖZLEM: Genellemeler bana hep tembel beynin uğraşı gibi gelmiştir. Öyle ki; bir kaç parçadan yola çıkıp herkesi eşit tutmanın başka adı yoktur. Mantıksız hem de çok mantıksız...

    YanıtlaSil
  6. yakın zamanda (sizin kadar hoş olmasada)aynı düşünceleri içeren bir yazı yazdım ..

    tesadüf olunca şunu anladım ki artık yavaş yavaş bu genellemelerden kurtulma vakti gelmiş,rahatsız oluyor olmamız değişeceğini gösteriyor zaten..

    umit ediyorum..

    YanıtlaSil
  7. Sevgili Prenses az önce okudum yazını. Ve ben de seninle aynı fikirdeyim. Demek ki artık bu genellemeler hepimizi rahatsız ediyor. Bu yüzden kelimelere dökülüyorlar. Dilerim haklı ol birşeyler değişsin. Ama derim ki biz yazmaya devam edelim ve değişimin olacağına dair umut beslemeye de...

    YanıtlaSil
  8. öfkeli olduğundan da öyle cevap vermiş olabilir... belki saati sorsaydın da "kaçsa kaç, sanane!" diyecekti... :) belki...

    YanıtlaSil
  9. Bunu ben de düşündüm. Ama sonra biri bana asıl meseleyi anlattı. Daha önce başka biri ile bu yüzden tartışmış. Onu sırf Diyarbakırlı olduğu için aşağılayan biri ile. Üstüne ben gelince kabak da benim başıma patlamış :)

    YanıtlaSil
  10. Her kasada çürük elma olur.

    Bu tarz önyargılı insanları kendi haline bırakmakla iyi yapmışsınız. Önyargıları bir tek konuya değil çoğunlukla herşeye tepkili oluyorlar; hayal kırıklıklarının, sıkıntılarının acısını bu şekilde çıkardıklarını düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  11. Sadece Turk insanina has birsey degil bu genelleme, ozetleme, kiyaslama, siniflara ayirma, parca pincik edip hemen dirsek gosterme...
    Burada da o kadar yogun hissediyorum ki bu ayrimi... Oradaki birsey mi aslinda... Dunyanin en buyuk utanclarindan biri bence insanlari siniflandirmak... utanc... genelleme degil bence, bilerek ve isteyerek asagilamak. insanda zeka var ve herkes yaptiginin farkinda bence.

    YanıtlaSil
  12. ENİS DİKER: Aslında doğru yapıp yapmadığımdan çok emin değilim Sevgili Enis Bey. Her insanın ikna edilebilir bir noktası olduğunu düşünüyorum. Bu yorucu ve emek gerektiren bir çaba. Sonuç ise garanti değil. Bu tip bir önyargının ona neler kaybettirdiği ve başkalarını nasıl incittiğini daha iyi anlatabilmeliydim belki de.

    TURKUAZ DENİZ: Yazıyı yazarken başka ülkelerde bu tip şeyler olup olmadığını düşünüyordum. Irk, din olarak ayırım var ama kentler açısından ayırım yapıyorlar mı diye merak ediyordum. Aslında insanın yapısını düşününce olmaması mümkün değil gibi gözüküyor. Sanırım insanlık henüz, insanları sırf insan olarak kabul edecek düzeye gelemedi.

    YanıtlaSil
  13. Merhaba;
    bir sosyal antropolog olarak bunu sıkça düşünüyor ve sorguluyorum ben de.duyduklarıma gördüklerime inatla.bende anlamıyorum böyle oluşunu bir türlü anlamayacağım da.belki doğru bir çürük elmanın tüm kasayı çürüteceği ama bunu insanlara ve yerlere uygulamak ne kadar anlamsız.genelleme.başkalaştırma.öteki gözüyle bakma.ne oluyorsa bunlardan oluyor zaten.ne zaman öğreneceğiz acaba insanları birşeylere göre ayırmamayı çok merak ediyorum..sevgiler

    YanıtlaSil
  14. İnsanlar bu tip konular üzerinde kafa yormayıp verileni aldığı sürece asla öğrenemeyeceğiz gibi geliyor bana...

    YanıtlaSil
  15. Diğer ülkelerde de var bu ayrımcılık, Güney İngiltere Kuzey İngiltere'yi, New York'lular Brooklyn ve New Jersey'i aşağı görüyorlar duyduğum kadarıyla. Doğduğun ve büyüdüğün yer aslında senin ömrün boyunca içinde bulunmak kendi seçimin olmaksızın yaşadığın tek yer. Değiştiremeyeceğin birşey için yargılanıyorsun yani. Nedense en ağır nefretler hep insanların kendi ellerinde olmayan özelliklerine karşı duyuluyor zaten..

    YanıtlaSil
  16. Asıl anlayamadığım da bu ya; değiştiremeyeceğin ve doğuştan gelen özellikler nedeniyle nasıl nefret edilir birinden. dünyadaki en aptalca şey olduğunun farkında değiller mi? bunu nasıl düşünemezler?

    YanıtlaSil
  17. Herkesin birbirini kabul etmeye bu kadar aç olduğu bir coğrafyada yaşıyormuşum gibi oldum ve şaşırdım yorumcuların bu olgun bu yargılardan uzak yorumlarıyla. Samimi olsaydı tamamdı "Ama" ben biliyorum ki İstanbul gibi bir metropol'de her şehirden insanın olduğu bir kalabalıkta "ki buna şehir bile demek olmaz artık" insanlar kalabalığa karışıp kayboluyorlar, kendi istediklerini yapamıyor, geçmişine dair top koşturdukları arsalara ev yapılıyor, sevdiği koca ağaç kesiliyor yerine bina dikiliyor, eski mahallesi yıkılıp yerine toplu konut projesi yapılıyor, çocuğuna anlatıp da geçmişi yad edeceği her türlü ispat itina ile ortadan kaybediliyor! ve ben de dahil herkes telaş içinde yüreği buruk bu hızlı değişimi seyrediyor.. Unutuluyorlar, herkesleşiyorlar, yanlızlaşıyorlar ve herkes bunu birbirinden biliyor. Göç eden göç sebeplerinden, göç edenler yüzünden daralanlar göç edenlerin bizatihi kendilerden haz etmiyor. VE yargılama oluyor ve nefret oluyor ve öteki ve beriki oluyor..
    Ve bırakın anlamlandıramıyorum-ları bence, zira bu kadar dengesiz bir ülkede, bu kadar çok şiddetin, bu kadar çok mutsuz olma sebebinin olduğu bir ülkede-toplumda neden x ve y birbirini sevmiyor diye formüle eder gibi sorgulamak yersiz zannımca, zira nefret matematikle değil kalple, ruhla çözülür. Genelleme yapmalayım kabul ama hayal dünyasında da yaşamayıp gerçekleri görelim, dediklerimi anlamak isteyenler sadece kalabalık bir cadde bulsun ve insanların birbirlerine davranışlarına bakmak için otursun bir taşın üzerine. Bakalım ne göreceksiniz. Ben baktım. bu yüzden de kimse bana sevgi den ve hele hele saygıdan bahsetmesin ne olur.

    YanıtlaSil