07 Ocak 2009

ELEKTRİK SÜPÜRGESİ

Elektrik süpürgesi. Evet görünmez bir elin uzattığı bir elektrik süpürgesi kulağıma dayanmış da aklımın içindeki tüm curcunayı içine çekmiş gibi kaygısız duruverdim. Birden. Hiçbir sebep yokken. Sahi hiçbir sebep yok muydu?


Herkes koşturuyordu. Ve o herkesin içine ben de dahildim. Evraklar, telefonlar, gelip gidenler, dolu gelen boş giden çay bardakları, ayaklar ve kollar, kıpırdanıp duran dudaklar, zaman zaman öfkesine hakim olamayan ses telleri, dağılmış saçlar ve yana kaymış kıravatlardan mürekkep bir buluta benziyorduk. Hani gökte durup yerküre üzerindeki insanlara bakarken kendini sonsuz sanan oysa yağdığı vakit ayaklar altında çamur olan buluta. Çamur olacağımızı unutmuş çılgınca bir yaşamın içine dalmıştık. Ve kimbilir bulutun dışında kalana ne kadar da acınası görünüyorduk. Tüm gün yüzlere hiç bakmamış sadece ellere bakmıştık. Kağıtları uzatan ellere, çay bardağımızı masamıza koyan ve boşaldığı vakit geri alan ellere, klavye üzerinde koşturan parmaklara... Dedim ya bir bulutun içindeydik. Ve o bulut gökyüzünde kararsız gezinip duruyordu. Sonra o süpürge geldi. Elektrik süpürgesi. Beni bulutun, aklımın karmaşasını da kulağımın içinden çekip aldı.


El çenede göz etrafta biriydim artık. Sahi ne yapıyorduk biz? Bu kadar önemli olan ,bu kadar acil olan, bu kadar kendimizi unutturan neydi? Kim için ve ne için koşturup duruyorduk? Sonuçta ne kazanacaktık? "Vur kapıyı, çık" dedi içimin şeytanı. "Sus "dedim. "Bana altından kalkamayacağım kararlar aldırma."


Aylaklığa övgüler düzüyordum içimden. Yeşil kırlarda kaygısız uzanıyordu aklım. Ve gülüyordum koşup duran insanlara. "Bulut dışında olan acıyormuş gerçekten halimize" dedim. Yığılmış işlere bakıp omuz silktim. Yapacaktım ve yenileri gelecekti onları bitirince de diğerleri. Hep böyle oluyordu ve hep böyle olacaktı. Tüm kağıtlar içinde kendimi unutacaktım. Ve bulut dışındakiler gözlerinden yaşlar gelinceye kadar güleceklerdi. Ve işin acı yanı güldükleri için onlara kızamayacaktım bile.


Ses kesildi. Biri elektrik süpürgesini kapadı. İçimi kaygı ve acele sararken bulut da etrafımda usul usul genişledi. Yeniden içerdeydim...

Fotoğraf: www.137.com

8 yorum:

  1. __o elektrik süpürgesine benim de kafamın ihtiyacı var :)__

    YanıtlaSil
  2. Bir tane de sana yollayalım Deniz'ciğim :) Kısa da sürse iyi geliyor insana beynin o bomboş, aylak olduğu haller...

    YanıtlaSil
  3. Süpürge hiç gelmese kendimiz için üzülmeyiz de be Kedi'cim. Ne diyeyim ki zavallığımızı görmemek zavallığımızı yok etmese de acıyı azaltıyor işte.

    YanıtlaSil
  4. Daimi ruh halim..
    Birisi de benim süpürgeyi bir an için de olsa kapatsa, uzak bir gezegenden teleskopla dünyaya bakıyor gibi hissetmesem...

    YanıtlaSil
  5. Ah aydan atlayan kedi, blog'unu geç keşfetmiş biri olarak yapılacak işlerin birikmesinin yarattığı stresin bana tırnaklarımı yedirmesine rağmen ekrana yapışmış eski yazılarını okur vaziyetteyim. Bu yazılar saman kokulu bir kitaba basılı olsa da bilgisayardan gözlerim kamaşmadan sair zamanda doya doya okusam...

    YanıtlaSil
  6. LA SANTA ROJA: Ama ara sıra o süpürgeye ihtiyacımız var sanki. Havalandırmaya çıkıp derin derin nefes almak gibi... Bulut hapsinden dışarı çıkış yolu yok başka ne dersin?

    ALİS: Sevgili Alis şu yorgun kediyi nasıl da mutlu ettin keşke görebilseydin. Mırıl mırıl oldum :) Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  7. Fulya'cığım, o süpürgeden bende de olsa keşke.
    Sevgilerimle...

    YanıtlaSil
  8. Sanırım bu kaos kıyamette hepimize lazım bu süpürgeden...

    YanıtlaSil