25 Ocak 2009

IGNATIUS'UN LANETİ

Tam olarak on iki saat sonra, daha fazla dayanamadığım için ve hafızamın inadına yenildiğim için kitaplığın kapağını açtım ve kitabı buldum. Alıklar Birliği. Yazarı John Kennedy Toole.

Şöyle başladı;
"Artık uyumalıyım" dedim kendi kendime. Göz iflas etmişti çünkü. Zihin hala "oku oku, izle izle" diye tepinirken göz "yeter artık kapatıyoruz." deyince "tamam" dedim "artık uyku vakti." Dedim ya zihin nedense yorulmamıştı. Yatağa girer girmez o muzip oyunlarına başladı. "Hatırlıyor musun?" dedi "bir kitap okumuştun. Komik bir kahramanı vardı. Adı neydi onun?" Elbette hatırlamıyordum. Adamı hatırlıyordum. Şapkasından göbeğine hatta bıyığına kadar ama ne kitabın adını ne onu yazanı ne de o komik adamı ne diye çağırdıklarını. "Dene" dedi zihin. Hatırlamayacağımı ve hatırlamak için kendimi paralayacağımı bildiği için o sinirbozucu kahkahayı boşluğa salmayı da ihmal etmedi elbette. El mi yaman bey mi yaman diyerek başladım hatırlamaya çalışmaya. Zihnime "hadi ordan" diyerek yatağımdan kalkıp kitaplıktan kitabı bulabilirdim elbette ama ben de inatçının tekiydim. Üstelik bu iyi bir alıştırma olabilirdi hafızayı güçlü tutmak için. Başladım elimdeki verileri bir bir sayıp dökmeye; "Hani üzerinde çok hoş bir resim vardı. Bir adamın başı ve bir şarap şişesi. Adamın gözü boşluk gibiydi. Üzgün bir yüzü ve görkemli bir burnu vardı. O resmin üzerinde ne yazıyordu? Hadi yapabilirsin hatırla. Tek kelime miydi yoksa iki mi? Sanırım tek. Yok olmayacak. Yazarın üç adı vardı. Evet. Hani hüzünlü bir hikayesi var. O intihar etmiş ve annesi bastırmış kitabı. Yoksa o başka biri miydi? Hayır hayır bu o. Gelmiş geçmiş en iyi kitaplardan demişlerdi ve sen de okuyunca kesinlikle doğru söylemişler demiştin. Tamam bu da mı olmadı? O zaman o komik kahramanı anımsamayı dene. Onu çok sevmiştin. Tam bir kaçıktı. Herhangi bir işte uzun süre çalışamıyordu hani. Hatta bir sözü vardı. Şöyle bir şey miydi: "Şimdi işe gitmek gibi.... karşı karşıyaydı." Peki o cümlenin tam ortasındaki kelime neydi? Delilik mi? Saçmalık? Hayır değil. Tanrım. Hayır hatırlayamıyorum."

Ben öfkeden dişlerimi sıkarken zihin bacak bacak üzerine atmış memnuniyetle gülümsüyor. Bu "sana söylemiştim, hatırlayamazsın" ifadesine kızıyorum. Şu gece vakti uğraştığım saçmalığa ise daha da çok. Dakikalar boyu düşünüyor ve sonunda pes ediyorum. Kendi kendime "başka birşeyler düşünürsem o isimler birden aklıma gelir" diyorum. Yok bütün düşünceler bir şekilde yine o dört soruya bağlanıyor. Kitabın adı ne, yazarın adı ne, kahramanın adı ne ve o anımsadığın cümlenin ortasındaki kelime ne? Yine dakikalar geçiyor. Hayır imkansız. Düşüncelerimi başka bir yere yönlendiriyorum yine. Ve ne zaman bilmiyorum ama uykuya dalıyorum.

Sabah uyandığımda herşey buhar olup uçmuş oluyor. Kahvaltı, gazeteler falan filan derken pat diye aklıma üşüşüyor sorular. En iyisi kitaplığın kapağını açmak diyorum ve birden tüm cevaplar ellerimin içine düşüyor. Kitabın adı: Alıklar Birliği Yazan: John Kennedy Toole. Kahramanın adı:İgnatius. Anımsanamayan cümle: "Şimdi işe gitmek gibi bir sapkınlıkla karşı karşıyaydı."

Muhtemelen İgnatius'un lanetiydi bu. Belki de değildi. Belki herşey benim hafızamın berbatlığından kaynaklanıyordu sadece. Evet. Öyleydi.

Resim: www.xerop.com

12 yorum:

  1. bu zihin inatlaşmasını ben de sürekli yapıyorum :)

    YanıtlaSil
  2. hafıza-i beşer nisyan ile malüldür efem. niye bilmem bugünlerde benm de çok sık yaşadığım olaydır kendileri. acil şifalar diliyorum :P

    YanıtlaSil
  3. Bana da olur bazen. Cevabı nerede bulacağımı biliyorsam zorlamam da bi de cevabı nerede bulacağımı bilemediğim anlar var ki işte o durum çok çok fena :)

    YanıtlaSil
  4. hani dilimin ucunda derler ya...hakkaten ucundadır zaten, tüm ruhunla hatırlarsın o ismi, o ismin sana düşündürdüklerini ama söze dökemezsin. bazen dilimi çıkarıp ucuna bakmayı bile düşünürüm. hatırlayamamak niye bu kadar sıkar ki canımızı, o an lazım bile olmayan bir şey için niye bu kadar hırpalarız kendimizi bilmem ama en omadık zamanda aklımıza geliverir o kelime, anormal bir raharlık çöker içimize hani saatlerce çişinizi tutmuşsunuzdur da, tuvalete yetişmişsinizdir onun gibi

    YanıtlaSil
  5. SRQLUCİDDREAMİNG: Yalnız olmadığımı bilmek güzel :)

    FAHİMBEY: Diyorum ki aklımıza ıvır zıvır ne varsa doldurduğumuz için mi bulamıyoruz aradığımızı. Ben aklı odaya benzetiyorum. Çok eşya çok karmaşa, çok bilgi çok karmaşa ve aradığını bir türlü bulamama :)

    EVREN: Ben inatlaşıyorum. İlla kendim bulacağım diye ama bazen pes ediyorum :)

    METANOİA FOREVER: :)) Süper bir örnekti. Kesinlikle tüm sözlerine katılıyorum. Bence biz başarısızlığı kabul edemiyoruz. Anımsayamamayı bir tür başarısızlık olarak görüyoruz. O yüzden kendimizle bu çekişmelerimiz.

    YanıtlaSil
  6. zihnin üzerine ne kadar gidersen o kadar kapanıyor galiba, sabah tam da unuttum derken hepsini hatırlaman zihninin rahatladığı gösteriyor bence. beynin insan vücudundaki en güçlü organ olduğunu düşünüyorum, yönetiliyoruz bazende istemsiz oluyor.

    YanıtlaSil
  7. fazla zorlamayınca aklına geliyor insanın aslında, bünyeyle inatlaşmamak gerek.

    YanıtlaSil
  8. OWL: Beyin tam bir sır küpü. İnanılmaz güçleri olan ama bir o kadar da kapanmaya müsait olan bir organ.

    KENDİNDEN UZAK: Bu doğru da insan zaman zaman kendini yenmeye çalışıyor sanki.

    YanıtlaSil
  9. Aydan Atlayan Kedi, beynime emir veriyorum ben, bambaşka şeylerle uğraşırken bazen saatler, bazen günler sonra aniden aklımda bir şimşek çakıyor ve hatırlıyorum. Sanki günlük olayların akışı sürerken beynimdeki sakar kütüphaneci tozlu arşivleri karıştıra karıştıra aradığım bilgiyi anca bulmuş gibi...
    Beyine emir vermek başka konularda da işe yarıyor, mesela gece yatarken belli bir saatte uyanmaya programlayabiliyorum (aşırı yorgun değilsem). Hatta işim tasarımcılık olduğu için, orjinal bir fikir aradığım zamanlarda beynime emri veriyorum, ayaklarımı uzatıp keyfime bakıyorum, birkaç gün sonra aniden bir ampül yanıyor :) Beynimle bir iletişim kopukluğum var, o fikir bulma sürecinde nasıl bir süreç izliyor hiç bir fikrim yok..

    YanıtlaSil
  10. Benimki ise inatçı keçinin teki Alis'ciğim :) Kafasına göre takılıyor. hiç olmadık yerde olmadık hikayeler yazıyor, canı isterse anımsıyor ve utanmadan benimle dalga geçiyor :)

    YanıtlaSil
  11. Kedicim arada resetlemek lazım beyin denen hard diski galiba canımcım. Çoğumuza olduğu gibi bulamadığımız ya da savaştığımız kelime, isim her ne ise en olmadık yerde aklıma gelir. Uykumdan uyanıp buldum diye yüksek sesle arananı söyleyip tekrar uyuduğum çok olmuştur. Ama kimbilir ne kadar zaman geçmiştir. Onu bir yana bırak 7. yaşgünü hediyelerimi ya da çok eski bir olayı tüm detayları ile hatırlayıp bir kalemde sayarken, bir önceki gün ne yedim onu hatırlayamadığım da oluyor. En çok da bu tip hafıza delirten ıvır zıvırı hatırlamada görsel destekler işe yarıyor bende. Bu sebeple reset atın efeeem arada sırada iyi gelir. Fazla dosya var depoda. Öpüldün.

    YanıtlaSil
  12. Ben sadece gördüklerimi anımsıyorum. Hem de tüm ayrıntısıyla. İnsan yüzleri, fotoğraflar görsel olan herşey. ama isimler ve rakamlarla aram hiç iyi değil :)

    YanıtlaSil