10 Ekim 2017

ne güzel bir sabah...

Her sabah dolmuş beklerken gördüğüm o çocuk bu sabah yok. Biraz endişelendim mi ne? Hasta mı acaba? Belki uyanamamıştır. Umarım hasta değildir, sadece okuluna geç kalmıştır. Dolmuş geliyor, biniyorum. Çocuk son anda yetişiyor. İçim rahatlıyor. 

Birazdan hastanede çalışan iki kadın biniyor. Daha sonra ise az önce önümden yürüyüp geçerken bana tatlı bir gülümseme ile 'günaydın' diyen ve "dolmuş gelene kadar ne yürürsem o kadar iyi" diyen kadın dolmuşta yerini alıyor. Birazdan birbirinden sevimli üç lise öğrencisi binecek. Kızıl saçlı ve en sevimli olanları bu haftanın başından beri yok. Neredeyse diğerlerine soracağım "arkadaşınız nerede?" diye. Liselilerin ardından iki küçük çocuğu olan kadın binecek dolmuşa ellerinde torbalarla. Ve evet orada. Önce çocukları bindiriyor, sonra kendisi. Dolmuşta artık herkes birbirini tanıyor. Çocukları düşmesinler diye tutuyorlar mesela. Kadıncağıza, çocukları ile rahat edebilsin diye yer açıyor, oturtuyorlar. 

"Aşinalık yakınlık doğurur" derdi bir arkadaşım. Sabah 7.30 dolmuşu insanları olarak birbirimizi öyle uzun zamandır görüyoruz ki bu artık sadece görmekten çıkıyor. Mesela geçen her gün dolmuşa binen bir adamın elini sargıda gördük. Muhtemelen çoğumuz merak etti ona ne olduğunu. Bir adam dillendirdi sorumuzu. Kesilmiş eli. Birkaçımız "geçmiş olsun" dedi, bir teyze "Allah'ım korusun beterinden" diye dua etti. 

Bunun çok güzel bir şey olduğunu düşündüm. Bu dolmuşun içindeki atmosferin hepimize iyi geldiğini ve de... Sabahları uyanıp işlerimize giderken bildiğimiz, tanıdığımız insanlarla bir arada olmanın, adlarını bilmediğimiz insanların bize gülümsemesinin, günaydın demesinin, dolmuş parası çıkışmayan birine yardım edilmesinin, o küçük çocuklu kadının çocuklarını kollayacak pek çok el olduğunu bilmesinin çok ama çok güzel olduğunu düşündüm.

Böyle şeylerin bizleri olumsuzluğun zehrinden koruduğunu düşünüyorum. Hani şu "dünya berbat bir yer artık" "kimse kimsenin umurunda değil" "herkes bencil olmuş abicim" "zalim bunlar zalim düşsen bir tekme de onlar atarlar" kötümserliğinin panzehiri olduğunu... 

Bu yüzden dolmuşa binmeyi seviyorum. Bu insanlar,  insanın aslında iyi olduğuna dair, kalbimi umutla dolduruyorlar. Ve bence hepimizin bunu bilmeye ihtiyacı var. Birbirimize yeniden güvenebilmek, birbirimizi sırf insan olduğumuz için sevebilmek, çaresize çare olmak, düşkünün elinden tutabilmek için buna gerçekten ihtiyacımız var.

Bence artık kötülüğe karşı temkinli olabilmek için kötüye odaklanmış gözlerimizi, kalbimizi huzurla doldurabilmek için iyiye odaklamalıyız. Temkin gerekli evet ama huzur olmadıktan sonra ne anlamı var...

Resim: Jeffery Smart, 

4 yorum:

  1. aşinalık yakınlık doğurur ne güzel tespitmiş ve ne güzel böyle bir dolmuşunuz varsa , evet huzur bulmadıktan sonra o kadar temkine ne gerek ama insanın içine öyle yerleşiyor ki ya şöyle olursa ya böyle olursa korkuları insan sanki temkinli olmak için yaşar hale geliyor ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben aslında bu temkinli olma halinden çok sıkıldım. Ama başka da çaremiz yok gibi. Sanırım dengeyi bulamıyorum. Nerede ne zaman temkinli olmalıyım ne zaman kendimi rahat bırakmalıyım, bunu kestiremiyorum. Bütün bu halimin sorumlusu çok fazla haber okumam. İnsan çok haber okuyunca olası felaketler haritası sürekli genişliyor...

      Sil
  2. Sizi yeni buldum,ama iyi ki buldum.Ne güzel bir şey aynı duygulara sahip nice insanın olduğunu bilmek.Hoş geldiniz dünyama dostum,ruh kardeşim.Bursadan selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, iyi ki geldiniz, çok selam ve sevgiler :)

      Sil