30 Eylül 2012

haksızlıklar tarihi

Siz, dünyanın tarihini tanımlayacak olsanız ne dersiniz? Kahramanlıklar tarihi mi, vahşetin tarihi mi, bilimin tarihi mi? Benim aklıma sadece haksızlıklar tarihi geliyor. Hatta kendi bireysel tarihlerimiz bile haksızlıklarla dolu sanki. Oturun bir düşünün lütfen. Hiç haksızlığa uğramadınız mı? Mesela iş görüşmelerinde torpilli adamlar kadınlar sizin yerinizi almadılar mı? Babanızın cebindeki para diğer babanın cebindeki paradan az olduğu için en iyi dershanelere gidemeyip üniversitede okumak için diğerlerinden çok daha fazla çalışmak zorunda kalanınız olmadı mı? Şimdiki üniversite sınav sisteminden söz etmek bile istemiyorum. Zira bu başlı başına akıl dışı bir sistem. 

Şimdi söyleyin bana sadece kendi başına değil etrafındaki insanların ve hatta hiç tanımadığı insanların her gün her dakika haksızlığa uğramasını izleyen biri nasıl normal olur, nasıl hayata güvenir ve nasıl umutlu olur. Bize diyorlar ki çalışın başarırsınız. Ne diye çalışacağız da ne başaracağız? Bütün yerler ayrılmışsa ne diye çalışırsın ki? O söz çalın başarırsınız diye değişmeli bence. Zira ne kadar paran varsa hakkın o kadar korunur. Hatta başkalarının hakkı da alınır sana verilir. Nasıl ama? Mükemmel bir sistem. Tıkır tıkır işleyen ezip geçen ve ezip geçtiklerini çiğneyip tüküren bir sistem.

Kimse kızmasın öbür dünya inancı taşıyan adama. Adalete bu kadar hasret kalmış insanların başka çaresi var mıdır? Herkesin kötülüğünün cezasını çektiği ve iyi olmanın karşılığını gördüğü bir dünyaya ne derseniz deyin, hepimizin bir gün bunun olacağına inanmaya ihtiyacımız var. Kimsenin aç susuz kalmadığı, kimsenin çocuklarının sefil perişan olmadığı, kimsenin kimseye üstün olmadığı ve herkesin sırf insan olduğu için değerli olduğu bir dünyaya inanmaya ihtiyacımız var. Bunu bu dünyada gerçekleştirmeye çalışanlar olmadı mı? Oldu. Sonuç? Sonuç yok. Bir şey değişmiyor. Çünkü karşı duramadığımız dev bir canavar var önümüzde. Kim kılıç çekerse ona, saniye geçmeden yenip yutuluyor. Çok mu umutsuzum? Kim bilir belki de öyleyim. Ama güzel bir dünyaya inanmaya ihtiyacım var. Böyle devam etmeyeceğine inanmaya ihtiyacım var. Sizin yok mu? 

Dünyaya akıl dışı yazılmış bir haksızlıklar tarihi bırakıyoruz ne acayip.  Sadece bu ülkede değil daha pek çok ülkede durmadan yazılıp duruyor bu tarih. Mağara adamından tutun da milenyum adamına kadar gücü eline geçiren diğerinin ensesine basıyor tokadı. Gelecekte de muhtemelen bu böyle olacak. Çünkü insanın mayasında bozuk bir şeyler var. O bozuk şeyler güç ve para ile reaksiyona girince patlıyor ve korkutucu bir hal alıyor. Belki de asıl önemli olan bunun üzerine biraz kafa yormaktır. Şu an kendi halinde yaşayıp giden bizlerin eline geçse bu iki şey, mayamızdaki o bencil, vahşi, umursamaz ezici güç bizi de onlardan biri yapar mı? Her an her şey olabileceğine göre içimizdeki o pislikten kurtulmaktan başka yolumuz yok galiba. Bir kaçımız ondan kurtulsa belki bir şeyler olur ha?

Az önce bana umutsuzsun mu demiştiniz? Son cümlemi bir daha okuyun o halde...

Fotoğraf: Goldonmyshoulders

2 yorum:

  1. Umudu kaf dağının ardında arayanlarla bile mücadele etmek zorunda olan bir gençlik tanımıştım çok eskilerde. Şimdi ise her yer çal oyna, şak şak yap ve neye sevindiğini bile bilmeyen bir çok zil zurna nane şurubu sarhoşu insanlıkmı kaldı geriye dersin.

    Ya umut. Durmadan fiyatı artan rakımın içine eden, ona küfürler eden ama rakımdan daha karaktersiz bir vücuda bürünmüş pinokyoların oyuncak mabedinde.

    Ben böyle umudun ta gelmişini geçmişini. Emeksiz umutmu olur be gülüm.

    YanıtlaSil
  2. Anlıyorum seni anlamasına ya umutsuz nasıl yaşayabiliriz?

    YanıtlaSil