11 Kasım 2011

iç dökümü, yine...

Ben bıktım bir insan olarak olup bitenin içimde açtığı yaralardan söz etmekten ama dünya bıkmadı tüm bu korkunç şeyleri doğurmaktan. Artık ölümlerden ve ölenlerden, zalimden ve zulümden söz ede ede tüm inandırıcılığımı kendime karşı bile kaybediyormuşum gibi geliyor.

"Çıldırmış bir dünyada sağ kalabilmenin öyküsü"nü anlatan bir kitap okuyorum son günlerde. Kitabın sunuşunda şöyle diyor: "dünyayı değiştirmek isteyen insanın elinden hiçbir şey gelmese bile 'en azından haykırabileceğini' söylüyor: 'Bu kalın bir battaniyenin boğduğu bir çığlık da olsa zararı yok.'

Yazarak ya da konuşarak haykırmaktan boğazınız paramparça değil mi sizin de? Bu berbat dünyanın ucundan kıyısından tutup çekiştirmekten yırtılmadı mı elleriniz? Ama yetmiyor yetemiyoruz hiçbirimiz. Kimse aslında kimseyi kurtaramıyor. Baştan yanlış atılmış bir temel üzerinde kendi depremlerimizi bekleyerek yaşıyoruz ve hergün ama hergün yüzlerce insanın sırf hayatlarına değer verilmediği için ölüp gittiklerine tanıklık ediyoruz. Çıldırmış bir dünya bu sahi. Başka türlü tanımlanamaz.

Diyor ya şair :

Deli sizsiniz böyle bir çağda akıllı kaldığınız için.
Ben sizin akla hayale sığmayan yanınızım
siz ki dünyayı üstünüze giyseniz
yine de açıkta kalırsınız
çünkü gözleriniz dipsiz bir ambar sanki.
ah siz,
mezarlıklar müdür olsanız
bundan daha iyi bir koyup hiç almasanız
bir tohum gibi kendinizi toprağa...

İbrahim TENEKECİ

Fotoğraf: Life

6 yorum:

  1. " Baştan yanlış atılmış bir temel üzerinde kendi depremlerimizi bekleyerek yaşıyoruz "
    Ben bu cümlede takıldım kaldım kedicim, temelin doğru atılması çok önemli çünkü ...

    YanıtlaSil
  2. Ben hep kadim din öğretilerinde bahsedilen adına kıyamet, mahşer ,karar günü vs vs bir dolu ad verilen günün aslında insanın insanlık özelliklerini kaybettiği gün olduğuna inanmışımdır. Bence dünyanın büyük bir kısmı ve bizim ülkemiz bu kıvama geldi. Bitti bence insanlık. Bundan sonrası sadece sosyal ve ahlaki kurallar çerçevesinde sürecek bir zaman dilimi.

    YanıtlaSil
  3. sorun insanın apartman kültürüne geçiş yapıp doğadan kopmasıyla başladı. doğaya saygısı olmayan bireylerin, insana saygısı ve sevgisi olabilir mi. neden mi bunu savunuyorum kedi ablacım? çünkü kendi yaşadığı ortama sevgi ve saygı duymayan bireyler hiç bir ortak payende altına giremez. bugün siyasi rejimler ya da ne dersen söyle, bunlar insanları asosyal, tekelci, bencil bireyler haline getiriyor.

    toprağın o yumuşaklığının değerini bilenler emin ol ki bugün ki insanlığı ayakta tutanlar ablacım.

    YanıtlaSil
  4. Bu dünya akılla, mantıkla, duygularla çekilecek bir yer olmaktan çıktı..

    Delirmek gerek, katlanabilmek için

    YanıtlaSil
  5. Yazılan her yazı da bir çığlık.

    YanıtlaSil
  6. Rahmetli annem bana neden her şeye karşı bu kadar kayıtsız olduğumu sorardı hep. Ben de bir şey demezdim. Oysa kayıtsız değil, yorgundum sadece. Yılgındım hatta.

    YanıtlaSil