25 Eylül 2011

bize iyi gelen şeyler...

Bilmiyorum izlediniz mi Öldür Beni isimli filmi ama birini kaybedip de ölümle hala yüzleşememişseniz izleyin derim. Zira iyi geliyor.

Film ölmüş olduğunun farkında olmayan bir adamın asla çıkamadığı bir köyde geçiyor. Köyün muhtarı çıldırmak üzere olan adama, bu köyün ölen insanların dünyada yapamadıklarını yapmak için kurulmuş olan ikinci bir şans mekanı olduğunu söylüyor.

İnsan, çok sevdiği birini kaybettiğinde çok acaip şeyler düşünüyor. Onun sadece bir beden olduğu fikrini kabul edemiyorsun mesela. Toprağın altında üşüyeceğini, korkacağını, çok yağmur yağarsa sırılsıklam olacağını düşününüyorsun. Yaşın kaç olursa olsun, ne çok şey yaşamış olursan ol asla ölümle yüzleşemiyorsun. Ama en fenası onun sonsuza kadar yok olup olmadığını bilmemek. İnanıyor olsan bile yine de bir kuşku oluyor içinde, "ya tamamen yok olmuşsa, ya bir başka yaşam yoksa..."

Eğer bilseydik insanlar ölünce, ölümün asla olmadığı sessiz, sakin, kocaman ağaçlı, şiddetin, zulmün asla olmadığı bir yere gidecekler bu kadar mahvolur muyduk? Mesela ben bilseydim, hatta emin olsaydım babamın şu an o köyde, bu hayatta yapmak isteyip de yapamadıklarını gerçekleştirebileceği yüzlerce yılı olduğunu, bu kadar acı çeker miydim?

Onu yine böyle özlerdim elbette ama en azından bilirdim ki orada mutlu. Hep isteyip de yapamadığı şeyleri bir bir yapıyor. Kocaman bir ağaç altında kitabını okurken saçları hafif rüzgarda uçuşuyor mesela. Ya da bir kitap yazıyor. Toprakta çıplak ayak yürüyor ve bizi düşünüyor... Eğer bunları bilseydim...

İnsan acıdan kurtulmak için kendini kandırmayı, saçmalamayı ve daha pek çok şeyi göze alıyor. Gönüllü inanıyor bir nebze merhem olsun yarasına diye. İşte bu yüzden ben tüm gidenleri o köyde mutlu ve rahat bir şekilde hayal etmeye çalışıyorum. Çimenler üzerinde yatmış gökyüzünü izleyen babamı görüyorum gözlerimi kapadığımda. Acısız bir hayatın içinde mutlu gülümseyen babamı. Babaannemi, dedelerimi, teyzemi... Hepsini yeniden bir arada hayal ederken, onların kahkahalarını bile duyuyorum. Ve bize iyi gelen şeyleri yapan insanlara gönülden bir teşekkür yolluyorum. Hayatla başa çıkmamıza yarayan şeyleri yapan tüm insanlara...

10 yorum:

  1. ilginç bir deneyimdi bu film. kışın yazmıştım. mistik. pek de türk düşüncesi sayılmaz.

    YanıtlaSil
  2. Çok düşünmüşümdür bu tip şeyler züğürt tesellisi mi diye? sonunda karar verdim, önemli olan benim kendimi nasıl hissettiğimse eğer, ben böyle düşünmeye karar verdim. çünkü neredeyse tüm ailem öte diyarda...

    YanıtlaSil
  3. bu nedenledri ki, yazına koyduğun başlık çok anlamlı olmuş, önemli olan bize neyin iyi geldiği:D

    YanıtlaSil
  4. DEEPTONE: Yazının linkini verirseniz çok sevinirim. Okumak isterim çünkü...

    GUGUK KUŞU: Ben de kendimi mi kandırıyorum diye düşündüm çok. Ama sonra eğer iyi geliyorsa gönüllü kanayım dedim. Kime ne zararı var.

    YanıtlaSil
  5. Gidip döneni görmedim. Zaten kötü olsa muhakkak dönerlerdi.En azından milyarlarcasından birkaç tane deneyen çıkardı.Buradan daha güzel bir yer olduğunu ben de düşünüyorum.
    Ben de gittiğimde buradan daha huzurlu olacağımı hissetmekteyim. Bu kendini kandırmak değil, hislerle ilgili birşey, ve sen bu hissi biliyorsun.

    YanıtlaSil
  6. silmiştim. ama yollarım sana.
    :)

    YanıtlaSil
  7. BESTAMİ BEY: Aslına bakarsanız ben de böyle düşünüyorum; orası daha güzel olmalı. En azından adil olduğunu umut ediyorum. Orada daha huzurlu olacağımı ben de hissediyorum ama ne zaman bunu düşünmeye başlasam bir an önce gitsek ne iyi olur diye düşünmeden de edemiyorum. Bu intihar meyli değil ama. Bir nevi daha güzel bir yaşamı özlemek diyelim adına.

    DEEPTONE: Çok sevinirim yollarsan. Film beni çok etkiledi ve senin yazdıklarını merak ediyorum. Çok teşekkür ederim şimdiden :)

    YanıtlaSil
  8. İlginç bir Türk filmi. Ne iyi diyebiliyoruz ne de kötü. Ama Türk sinemasında çok işlenmeyen bir konuyu ele aldığı için izlemek izlememekten daha iyi. Ancak defalarca izlenecek bir başyapıt da değil. Filmi izlerken sonunu tahmin edemedim. Çünkü bir Türk filminde bu tür bir konu beklemiyordum. Daha çok Amerikan filmlerinde izlediğimiz bir konu çünkü. Film bir Türk kasabasında geçiyor. Ama konunun özü genelde Hıristiyan kültürü filmlerinde izlemeye alıştığımız, biraz dini, biraz da doğaüstü gizemli, gerilimli olaylar. Daha doğrusu gerilim filmi olduğu filmin son çeyreğinde anlaşılıyor.

    Filmin iyi yanları öncelikle ilginç konusu. Aslında Amerikan filmlerinden alışık olmasak çok çarpıcı bir konu. Genelde Türk filmlerinde işlenmeyen. Bu açıdan bakınca yönetmeni kutlamak gerek. Film aslında biraz deneysel de. Ve oldukça da sessiz, az konuşmalı. Ama böyle filmlerde olan çok nüanslı oyunculuklar da yok. Düz oyunculuklar. Genelde Türk sinemasında olan rahatsız oyunculuklar bu filmde de var. O nedenle, filmde ailenleşiyorsunuz (yabancılaşmanın internet ağzı versiyonu). Bekliyorsunuz, bakıyorsunuz, boşluklar var filmde. Aslında iyi bir kısa film çıkardı bu filmden. Yönetmen uzatmış biraz. Müzik çok iyi. Genelde Anadolu Pop tandanslı ve biraz gerilim duygusu yaratıyor. Köy sahneleri, doğanın kullanımı, güneş fena değil. Film için ilginç bir çaba diyebiliriz.

    Olumsuzluğu ise, filmdeki konuşmalar Türk kültüründen çıkacak konuşmalar değil. Yani elbette Mevlana, Yunus Emre hayat, ölüm, zaman üzerine bu tür sözler ederdi ama bu sözcüklerle değil. Konuşmalar o nedenle sahici değil, inandırmıyor.

    Yönetmenden bu konularda çok daha yaratıcı, özgün filmler bekliyoruz. Film, Samanyolu TV’de izlediğimiz ibret öykülerine benziyor.

    İki televizyoncu bir TV programı için yurdu gezerken bir köye gelirler, biri köydeki yaşlı bir kadından şerbet içer ve bir daha köyden çıkamaz. Diğeri gider. Köyde kalan Ozan artık ölümsüz olmuştur ve köyde yaşamak zorundadır. Köyde çok az insan vardır. Daha sonra köye sevgilisi gelir, ama sonsuza dek köyde kalmak istemez ve gider. Ozan köyde yaşamaya devam eder. Ama arada bir tuhaf sesler duyar, çünkü köye ziyaretçiler gelmektedir, onları görmemesi gerekmektedir. Ozan kendini öldürüp ölümsüzlükten kurtulmak ister. Ne olup bittiğini sona doğru anlarız. O köy aslında yaşam ile ölüm arasında bir duraktır. Ya da öldükten sonra sevdiklerimize kavuştuğumuz köydür.

    Film, Altıncı His, Diğerleri, Yolcular, Bugün Aslında Dündü, Korkusuz gibi spiritüel Amerikan filmlerini andırıyor.

    YanıtlaSil
  9. Ben de filmin aman aman bir film olmadığı konusunda seninle hemfikirim. Ama bana öyle iyi geldi ki... Bazen öyle anlarımız oluyor ki en beklenmedik en basit şey bize tutunmak için incecik bir sarmaşık oluyor. Benimkisi de böyle işte :) Çok teşekkür ederim yolladığın için...

    YanıtlaSil
  10. insanız olur öle.
    dönem dönem herşey.
    :)

    YanıtlaSil