19 Mart 2011

hırsız kim?

Sanıyorum 3. sınıftaydım. Yani 10 yaşında. Sınıf öğretmenim harika biriydi. Yüzündeki o sert ifadeye rağmen önceliği bizim iyi birer çocuk olarak yetişmemizi sağlamaktı. Bunu nasıl yapıyordu bilmem ama o küçük yaşımıza rağmen bunu hissedebiliyorduk. Okumayı bunca sevmemde payı büyüktür. Hatta bu kadar meraklı oluşumda sürekli "neden ve nasıl" diye soruşumun temelini o atmıştır. Kısaca şanslı bir çocuktum.

Günlerden bir gün ne için olduğunu anımsamıyorum ama para toplanması gerektiğini söyledi. Ertesi gün hepimiz anne babamızdan aldığımız paraları öğretmene verdik. O da paraları sayıp bir zarfın içine koydu ve sınıftaki dolabın bir gözüne yerleştirdi. Şimdi düşününce o parayı oraya koyması çok saçma geliyor ama böyle yaptı. Tenefüs sonrasında paranın orada olmadığını gören öğretmen hepimizi tek tek sorgulamaya başladı. Utanç vericiydi. Çocuklardan biri parayı almıştı ona göre. Ceplerimizi boşalttık. Şekerler, sakızlar, kısacık kurşun kalemler, bozuk paralar, ucu tırtıklanmış silgiler sıraların üzerine yayıldı. Çocuklardan birinin üzerinden bir tomar para çıktı yalnızca. Öğretmen çocuğa dik dik bakmaya başladı. Çocuk ağlaya ağlaya bu parayı babasının ona verdiğini, birine götürmesi gerektiğini, okuldan sonra parayı sahibine teslim edeceğini söylüyordu. Paralara baktım. İçlerinde benim getirdiğim ortasından siyah bir bantla yapıştırılmış para duruyordu. Ne yapacağımı bilemedim. Eğer öğretmene söylesem çocuk sağlam bir dayak yiyecekti söylemesem hırsızlığa göz yumacaktım. Ne yapacağımı bilemeden öylece duruyordum. Çocuk ağlıyordu öğretmen onu sıkıştırıyordu. Aslında öğretmen de biliyordu ya çocuğun itiraf etmesini istiyordu sanırım. Öğretmen bize dönüp "içinizde getirdiği parayı tanıyan var mı?" dedi. Donup kalmıştım. Kulağımda annemin lafı "hırsızlık çok kötü birşeydir" bir yanda salya sümük ağlayan utançtan yerin dibine geçmiş bir çocuk. Öğretmen "eğer biliyor da söylemiyorsanız siz de suçlu olursunuz, bunun hırsız olmaktan bir farkı olmaz" dedi. Hırsız olmak istemiyordum. Söyledim. Söyledim ama o çocuktan bin kat daha fazla utandım. Bizden birini, bir öğrenciyi, otoriteye öğretmene ihbar etmiştim. Aklımın içinden o çocuğun o paraya ihtiyacı olup olmadığı geçiyordu. Neden aldığını sorup duruyordum kendi kendime. Öğretmen parayı aldı, çocuğu kenara çekti ve onunla duyamadığımız birşeyler konuştu. Çocuk bize dönüp özür diledi ve yerine oturdu. Çocuğa bakamıyordum. Utanıyordum. Hala hatırladıkça utanırım nedense.

Bugün şu haberi okuyunca aklıma geldi bu hikaye. Olay Şahinbey İlçesi Aliye Ömer Battal İlköğretim Okulu’nda geçiyor. Çocuklar kalemlerinin ve silgilerinin sürekli kaybolmasından yakınıyor öğretmenlerine. "Akıllı" öğretmenleri de hemen "sizce kim hırsız olabilir?" diye bir anket yapıyor ve çocuklar şüphelendikleri kişinin adını bir kağıda yazıp öğretmene veriyorlar. Ne şahane bir yöntem! Sonuçta sırf haylaz oldukları için şüphe toplayan iki çocuğun isimleri ön plana çıkıyor. Öğretmen çocuklara “Arkadaşlarınız sizin hırsızlık yaptığınızı düşünüyor” diyor. Çocuklardan biri sinir krizi geçiyor ve tedavi edilmek üzere bir hastaneye kaldırılıyor. Bütün bunlar iddia elbette. Ve dilerim iddia olmaktan öteye gitmesin. Zira bir öğretmenin bu şekilde davranışı insanın tüylerini ürpertiyor. Bir öğretmenin hırsızı bulmak, hırsızlığın kötü birşey olduğunu öğrencilerine öğretmek amacıyla yaptığı bir eylemin sonuçlarını düşünememesi akıl dışı geliyor. Eğer bu iddia doğruysa öğretmen çocuklara önyargıyı, kanıtsız suçlamayı öğretmiş olmayacak mı? Hem bu çocukların kağıda yazdıklarına nasıl güvenecek bu öğretmen? Çocuk bu, Ali saçını çekti diye Ali'nin ismini yazabilir kağıda. Nasıl bir mantıkla yapılır ki bu iş? O kadar çocuğun içinde saatler geçiren biri nasıl olur da çocukların neler yapabileceğini kestiremez? O kadar kalem ve silginin ortadan kaybolmuş olması pekala bir oyun bile olabilir. Okulun duvarındaki bir oyuktan çıkabilir onlarca kalem ve silgi. Bir çocuk o kadar kalem ve silgi ile ne yapar ki? Bunun yerine hırsızlıkla ve sonuçlarıyla ilgili hikayeler okusaydı, onları kalplerinden yakalasaydı daha iyi sonuç almaz mıydı acaba? Ben olsam büyük ihtimal önce bu yolu denerdim. Çünkü çocuklar sanıldığı kadar aptal değildir. Belki hikayeler sonuç verirdi ve bir sabah tüm kalem ve silgiler öğretmen masasının üzerinde belirirdi. Belki bundan sonra hiç hırsızlık olmazdı. Belki biri kurtarılırdı hem de hiç zarar görmeden.

Gazetenin haberine göre bütün bunlar bir iddia. Ve dilerim iddiadan öte değildir.

Haber: Habertürk
Fotoğraf: Life

10 yorum:

  1. İlkokul öğretmenlerine pedogojik formasyon veriliyor, güya.
    Bakın, bu durum, forma girmiş halleri...
    Ne üzücü! :((

    YanıtlaSil
  2. Sizin yaşadığınız olay da haberdeki de utanç verici. Ne kadar bilinçsiz insanların öğretmen olduklarını gösteriyor bence tüm bunlar. Öğretmenlik sadece para kazanmak için yapılan bir iş olarak algılanırsa olacağı budur. Biz insan yetiştiriyoruz. Birey yetiştiriyoruz ve bunun bilincinde öğretmenlere ihtiyacımız var.

    YanıtlaSil
  3. Biz burada çocuk yetiştiriyoruz sinyorita,domates değil...(cuma günü deprem için alıştırma yaparken kız öğrencimden birine söyledim bunu,sinyoritasına takılı kalmıştı:)Bu tür haberler gazetede de çıkınca neden bilmem herkes bir olup öğretmenlere tükürme yarışına nasıl girecek bakalım diye merakla beklerim yorumları.Ne kadar kolay ,zaten ham olan bir davranışı tü diyerek yermek.Hak etmiyorlar mı,ediyorlar tabii.Karsta mı ne kız kaçıran okul müdürüne içimden söylenmiştim ben de.Ne yapmalıydı asıl o yazılmalı bana göre bu tür haberlerin ardından yorum olarak.Çünkü o kafada olan öğretmenler zaten açıp da okumuyordur yazılanları.Bu tür durumlar eskiye göre daha da çoğaldı sanki.Ben asla kendim aramıyorum çocukların üzerini.Daha sonra her birinin yüzüne nasıl bakılır?Önce acıklı bir konuşma,göz yaşartıcı...Ardından hemen yerine konsun yoksa çok kötü şeyler olacak türünden Nasrettin Hoca gibi sahte göz korkutmları.Daha da ortaya çıkmazsa okulun temizlik görevlisine aratma çantaları.Hala da bulunmazsa sonrasında büyük bir mutsuzluk ve umutsuzluk.Eğer bulunmazsa,hiç unutulmayan bir yara kalıyor ,boşuna kürek çekme hissi.
    tüüü senin gibi öğretmene dedikten sonra zamanı olandan daha akıllıca çözüm yolları da yazmasını rica etsem çok mu şey istemiş olurum bilmem.En nefret ettiğim sorun bu.Çözmesi ömür törpüsü.Yıpratıcı...

    YanıtlaSil
  4. Ben ilk okul öğretmenine anket nedeniyle ÇÜŞŞŞ demek isterdim kedicim.
    Benim çocuğumun başına gelse o öğretmeni kesin dava ederdim...

    YanıtlaSil
  5. velev ki, o kalem ve silgileri ankette ismi çıkan çocuklardan biri almış olsun.. bu şekilde afişe edilmesi ona ne kadar yardımcı olacaktır, bilemedim.. bir çocuk değer yargıları henüz tam manasıyla yerine oturmadığından her şeyi yapmaya potansiyeli olan varlıktır. ve fakat yaptığı yanlış asla afişe edilmemeli, birebir konuşmalarla, ailesiyle iletişime geçerek, çocuğun psikolojisini örselemeden, okuldan, öğretmenden ve mevcut sosyal ortamından soğutmadan halledilmelidir. aksi takdirde nerede kaldı öğretmenlik? hani verilen pedagoji eğitimi? çocuk psikolojisinden anlamayan insanlar nasıl olur da sınıflara sokulur, aklım almıyor! bir öğretmenin meslek hayatını yüzünün akıyla tamamlamasını sağlayacak virajlar tam da bu tür olaylardan ibaret işte.

    YanıtlaSil
  6. EKMEKÇİKIZ: Her meslek grubunda vardır böyle tipler ama öğretmenlerin arasında olması çok sayıda çocuğun geleceğiyle oynamak anlamına geliyor ki bu çok kötü.

    ŞİRVAN: Kesinlikle...

    ADSIZ: Öğretmenlere tükürme yarışına girdiklerini sanmıyorum. Elbette bir öğretmenin yaptığı ile tüm öğretmenler değerlendirilemez. Bu çok akılsızca bir tutum olur. Sadece şaşkınlığa düşüyor insan. Çözüm yolları demişsiniz onlara neden hikayeler okumuyorsunuz. Hırsızlık ve sonuçları ile ilgili. Kelimeler insanları kalbinden yakalar. Denemek birşey kaybettirmez öyle değil mi?

    ÖZLEM: Çok korkunç bir yöntem sahiden de...

    MEFİSTO: Afişe edildiğinde çok daha kötü sonuçlar doğuracağına inanıyorum ben de. Bir çocuğu eğer birebir konuşarak hatasını gösteriyorsanız o çocuğun o hatayı en azından sizin güveninize ihanet etmemek için yapmayacağını düşünüyorum. Denemekten zarar gelmez. Ya işe yararsa?

    YanıtlaSil
  7. Ne korkunç bir yer oldu burası. Neyin cezasını çekmek için düştük bu cehenneme?

    YanıtlaSil
  8. Kurt Vonnegut haksız mı? "Dünya uzaylıların akıl hastanesidir." demiş :)

    YanıtlaSil
  9. Eğitim gerçekten şart.Ben çok şanslıyım, öğretmenlerim çok iyiydi. Eski öğretmenler "insan" yetiştirmek için uğraşırdı.Şimdikiler maaşlarını aysonuna yetiştirebilmek için uğraşıyorlar.Mesleğe gönül vereni değil her önüne geleni öğretmen yaptığınızda kalitede düşecektir.İdealist olanlar da bir süre sonra boşveren oluyor.Bu durumu ve eğitimsizliği isteyenler en yukarıdakiler.Hırsız kim diye sorduğunuzda en önce onlar bağırıyor "Aha bu iki çocuk"

    YanıtlaSil
  10. Bence kısa zaman sonra hepimiz cinnet getirip birbirimizi gırtlaklayacağız böylece bitecek bu saçmalık. Hergün bu saçma sapan şeyleri gazetelerde okuyup aklımı nasıl kaçırmadığıma şaşırıyorum ben. Yoksa kaçırdım mı :)

    YanıtlaSil