11 Haziran 2010

Cuma mektupları

Buna üzülmeli mi sevinmeli mi bilmem ama bugün düşünecek hiç vaktim olmadı. Yorgunluktan bitap düşmüşken hiç endişelenmediğimi hiç korkmadığımı hatta endişe ve korku gibi sözcükleri düşünmediğimi farkettim. Hepimizin hamurunda var korku, bilirsin. Az biraz hayat hakkında kafa yormaya kalkmayalım içimizde kabarır da kabarır o melanet. Sen hiç mayalanmakta olan bir hamur gördün mü? Usul usul sana hiç sezdirmeden,arkanı döner dönmez hatta,  büyür, şişer ve kocaman olur. İşte korku da onun gibi birşey. İçinde mayalanarak büyüyor. Eğer sen, un ve sudan mütevellitsen o zaman içine mayayı karıştıran ne? Neden korku böyle büyüyor? Bence korkunun mayası "bilmek" sevgili dostum. Sana yalan söylediler, inan bana. Sana dediler ki; bilmezsen eğer kötü şeyler olur. Ama senden şunu sakladılar ne kadar bilirsen o kadar mayayı katarsın hamuruna ve o kadar korkarsın. Bunu dengelemenin bir yolu olmalı. Neyi bilip neyi bilmeyeceğimizin, neyi bilirsek neye dönüşeceğimizi kestirebilmenin bir yolu olmalı.

Eğer bilmeseydin hayatta neler olabileceğini, nasıl bir hayatın olurdu düşün. Mesela sen yoldan yürürken hem de tam olman gereken yerden giderken sersemin biri sana çarpabilir mi? Evet çarpabilir. Ya da sen evinin balkonundan gecenin güzelliğine dalmışken, akıl ve mantık sınırları içinde olmayan bir eğlencenin içinde bir beyinsiz silahını ateşleyip, oracıkta beynine bir kurşun saplanmasına neden olabilir mi? Pekala olur. Bir parka gittin varsay. Kendine güzel bir kahve aldın, kitabın da yanında. Heryer yeşil, hava mis. Bir bank buldun, oturdun. Hemen yanındaki, üzerinden çöpler taşmakta olan çöp tenekesinin içine hayvanın biri, sen henüz oraya gelmeden bomba koymuş olabilir mi? Evet olabilir. Çünkü, sen o hayvana birşey yapmamış olsan bile, dünyanın en masumu olsan bile, ezilen insanlar için her gün canın yansa bile, o hayvanın seninle hiçbir derdi olmasa bile, o bomba senin kolunu bacağını koparabilir. Bütün bu korkular yüzünden dünyanın her köşesini cehennemin basamakları sayabilirsin. Aylak aylak yürüyemezsin yolda, geceleri balkonda yıldızlardan büyülenemezsin, parklarda kocaman ağaçların gövdelerine hayran olamazsın ve daha bir sürü şey. Neden biliyor musun? Çünkü her gün okursun, izlersin ve mayayı çalarsın hamuruna. Kocaman bir gölken için, bir çöle dönebilir pekala. Şimdi söyle bana korkunun hamuru bilmek değilse nedir?

Bence dostum insan doğarken, ya da en iyisi onsekiz yaşına geldiğinde ona şu sorulmalı: "sana bir güç vereceğiz, bir yetenek. Söyle bakalım ne isterdin?" On sekiz yaşında ne derdim bilmem ama şimdi "korkusuz olmayı" isterdim. Çünkü, korkmaktan yoruldum artık. Aslında ne biliyor musun? Senin ve hepimizin bildiği ama çoğu zaman inanmadığımız birşey var: Korkunun ecele hiç ama hiç faydası yok. Ve dostum hep lafını ettiğimiz ama nasıl işlediğini pek bilemediğimiz başka birşey daha var: kader. Belki de korkmamanın tek yolu bu ikisini akıldan hiç ama hiç çıkarmamaktır. Ya da bir diğer yolu bildiklerini unutmak, başka hiçbir şey öğrenmemektir. Ama bu mümkün mü ki? Asıl soru insan olup da korkmamak mümkün mü olacaktı ya sanırım sen de ben de biliyoruz cevabı.

Cesur bir kalbin olsun diliyorum, korkmadan yaşayacak kadar cesur bir kalp. Çünkü ancak böyle yaşamaya yaşamak denir diye düşünüyorum. Haksız mıyım, ne dersin?

Resim: I. K. AIVAZOVSKY

5 yorum:

  1. hakslısın aydan atlayan kedi.
    ben korkmaktan, korkutulmaktan öyle nefret ederim ki. midem filan bulanır korkunca. bu kadar insanlık dışı bir şey olamaz, birini korkutmak kadar çirkin bir şey olamaz.

    güzel bir cuma mektubu. teşekkürler. sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Yazınız tek bir konu dışında çok doğru tespitler içeriyor.Lütfen ne idüğü belirsiz aşağılık yaratıklara hayvan deyip te hayvanlara hakaret etmeyelim.İnsan müdahalesi olmadıkça ya da cidden hastalanmadıkça(kuduz gibi)hiçbir hayvan zevkine sapıtıp ta kimseye zarar vermez.Hayvanların doğasını bile saptıran insanların onları vahşi arzuları doğrultusunda kullanmalarıdır.Gidip te insanlara ve diğer hayvanlara tecavüz eden kaç hayvan tanıyorsunuz?Hemcinslerine ve diğer hayvanlara işkence yaparak onları vahşileştiren ve dövüştüren hayvanlar hangileri?Eğer insanlarla haşır-neşir olmamışsa hangi hayvan beslenmek,korunmak ve soyunu sürdürmek dışında bir amaçla saldırır?

    YanıtlaSil
  3. PERİ: Ben de senin gibiyi Peri'm. Ölesiye nefret ederim korkmaktan ve korkutulmaktan. Korkuyorken öyle çok kızarım ki kendime. Neden biliyor musun kendi cehennemimi içimde büyüttüğüm için.

    LUCİA: Sevgili Lucia, hayvanlar konusunda tıpkı senin gibi düşünüyorum ve hatta senin yukarıdaki yorumundaki düşünceleri içeren bir de yazı yazmıştım zamanında. Ben hayvanlara hakaret etmiyorum, sadece hayvan kelimesini iki ayrı anlamda kullanıyorum. İlki, patileri, kuyrukları olan ve kendi doğaları içinde yaşayan güzel canlılar, diğerleri ise insan olmanın pek çok gereğinden yoksun varlıklar. Kısaca hayvanları aşağılamak gibi bir niyetim yok. Öyle olsa idi bahçemdeki tavukların, kedilerin, ara sıra bizi ziyaret eden o ihtiyar köpeğin yüzüne nasıl bakarıö.

    YanıtlaSil
  4. Olmaz. :) kıyamet kopabilir ben relax olursam :D

    YanıtlaSil