24 Ocak 2010

RANA: KABUSLAR PRENSESİ


Tüm gün tek bir satır okumaya fırsat bulamayan ben, akşamları bu okuma işini abartıyor da abartıyorum. Bu yüzden de bir süre sonra etrafta minik yıldızcıklar, renkli küçük şeyler hatta zaman zaman hayalgücünden kaynaklanan insan gölgeleri uçuşmaya başlıyor. Yorgun gözlerimin ve uçsuz bucaksız hayal gücümün bütün bunlara neden olduğunu bilmesem korkacağım ama kendimi tanıyorum. Geçen akşam da kucağımda bilgisayar yatağımda uzanmışken sol tarafta hızlı bir hareket oldu. Başımı çevirdim baktım hayır hiçbir şey yok. Bir süre o noktaya bakıp kaldım. Ama sevgili hayalgücüm güvenime ihanet etti ve bana korkunç senaryolar yazdı. Elbette o senaryolarda hayalcümün olduğu kadar Rana'nın da parmağı vardı.

Durmaksızın konuştu da konuştu: "Evet bu bir fare olmalı. Başka ne olabilir ki? Tamam bahçeli bir evde yaşamak güzel ama hayvanların da evin içine girmesini engelleyemiyorsun işte. Yahu bu nasıl ve nereden girmiş olabilir? Hem bahçedeki o serseri takımı neden görevlerini yapmıyorlar. Eh bir tanesi zaten umursamazın teki diğeri çok yaşlı ve kılını kıpırdatacak hali yok. Dur kalkıp bir bakayım kesin pencerenin önündeler. Tabi ya işte oradalar. "Affedersiniz çocuklar ama siz fare yemiyor musunuz?" yeşil kocaman gözlerle öylece bakıyorlar. Hele de bakın şu beyefendiye bana poposunu döndü. Tabi umurunda değil söylenenler. Ona ancak sevgi gösterirsen seninle ilgilenir kızmışsan hemen poposunu döner ve asla umursamaz. Aman neyse belki fare değildir. İyi ama fare değilse ne o zaman? Ya Rana'nın anlattıkları doğruysa. Pis cadı nasıl da korkuturdu bizi çocukken. Yok efendim kiraz çekirdeklerini yutarsak kulaklarımızdan burnumuzdan dallar çıkarmış. Onları kesemezmişiz çünkü çarpılırmışız. O dallarla dolaşmak zorundaymışız. Allahtan gözümüzden çıkmıyormuş dallar o zaman önümüzü göremezmişiz. Onun yüzünden bir ay boyunca yuttuğum kiraz çekirdeklerinin kulağımdan fışkırmasını bekleyerek geçirmiştim tüm zamanı. Ne aptalmışım. Ama altı yaşında herkes böyle fantastik şeylere inanma eğiliminde değil midir? Evet Rana ne demişti: "İleriye doğru bakarken gözümüzün yan tarafında belli belirsiz gördüğümüz şeyler görünmez yaratıklardır. Onları ancak öyle görebiliriz." Ah Rana ah! Muhtemelen şu anda ya bir yazar olmuştur ya da aklını yitirmiştir. Bu hayalgücü ile insan başka ne yapabilir ki? Neyse Rana'nın teorisi gerçek olmayacağına göre bu bir fare olmalı. Nerede okudum ben şunu; fareler bir yılda en az 500 yavru sahibi oluyorlar. Aman Allah'ım 500 fare. O zaman bir fareli köy kavalcısı bulmak zorunda kalabiliriz ya da belediyeye haber vermek. Belediyenin gelip birşeyler yapmasındansa kavalcı bulmak daha kolay olur gerçi ya. Birşey daha var ki, bu 500 yavrudan daha korkunç. Of Rana of kabuslarım esin perisi elbette bu da onun anlattığı birşey; "fareler sen gece uyurken gelip eline tükürürler, seni uyuştururlar. Sonra kırt kırt yerler parmaklarını. Bir bakmışsın sabah parmakların yok." Allah'ım ben bu gece nasıl uyuyacağım? Rana devam ediyor aklımın içinde: "Kızııım bir çocuk vardı bizim mahallede. Gece yatarken çiğ sucuk yemiş. E tabi fare bunun kokusunu duymuş gelmiş çocuğun dudaklarını bir güzel yemiş. Hah çocuk böyle dudaksız, sırıtkan dolaşıyordu etrafta." Rana büyük ihtimal duyduğu bu hikayeyi inandırıcı kılmak için çocuğu kendi mahallesinde yaşayan biri gibi anlatıyordu. Rana bu en korkunç hikayeler onda. Ne yapmalı, ya gerçekten fareyse?"

Annemi çağırıyorum. Odanın altını üstüne getiriyor kadıncağız. Yok. "Evladım gözlerin çok yorulmuş ondandır." diyor. Büyük ihtimal haklı ama ya değilse. Yatağı kale haline getiriyorum. Kenarlara bulduğum herşeyi tıkıyorum. Yastıklardan setler yapıyorum. Yorganın ucunu ayaklarımın altında alıyorum. Kafamı da yorganın içine sokuyorum. Yorganın arasından bıraktığım küçük bir delikten odayı kolluyorum. Ne ses var ne hareket. Uyku hak getire. Gece bekçisi gibiyim. Hoş fare görsem ne olacak, sanki onu yakalabilecek cesur bir yüreğe sahibim. Büyük ihtimal bulabildiğim en yüksek yere çıkar avazım çıktığı kadar bağırırım. Annemlerin yanı sıra tüm mahalle yağa kalkar hatta akıllının biri polis bile çağırabilir. Hala ses yok. Saat geç.

Beklerken uykuya dalmışım. Sabah uyandığımda ilk iş el ve ayak parmaklarımı kontrol etmek oldu. Sonra aynaya baktım. Parmaklar ve dudaklar yerinde. Güzel. Ah Rana ah seni bir bulsam var ya öyle korkunç hikayeler anlatacağım ki değil bir gece, gecelerce uyuyamayacaksın. Seni pis cadı.

RESİM: GLEN TARNOWSKI

5 yorum:

  1. sen hümanist entel serseri firmini okudun mu? farelere bakış açım değişti resmen :) ölmelerine kıyamaz oldum. bir de merak kulak yerinde dimi?

    YanıtlaSil
  2. Yerinde yerinde onu da kontrol ettim :)

    YanıtlaSil
  3. resme bayıldım.çoook güzel.ben de fareleri severim.ratatou'yu kim sevmez.

    YanıtlaSil
  4. Gore Verbinski'nin Zor Hedef Fare'sini izlemelisiniz . Muhteşemdir . Yok izleyemem derseniz reçeteye bol bol Tom ve Jerry yazıyorum .. :)

    YanıtlaSil
  5. KARA KİTAP: Çizgi filmlerde çok tatlılar ama evin içinde hayır :)

    SYRAKUSA: Sanırım izledim ama emin değilim. Ben fareleri çizgi film ve filmlerde sevimli bulanlardanım ama gördüğümde ciddi anlamda çok korkuyorum :)

    YanıtlaSil