20 Ocak 2010

BAZEN ÖYLE BAZEN BÖYLE...


D. yüksek topukları üzerinde zarif bir kuğu gibi giriyor içeriye. Yüzünde yine o nefis gülümseme. Tıpkı güneş gibi. Aydınlık. "İnsan öfkeli ya da üzgün olduğunda bu kadınla karşılaşmalı" diye geçiyor aklımdan. Onda öfkeyi eriten birşeyler var. Gülümsemesi "dert etme herşey yoluna girer" der gibi.  Nasıl güneş buzu eritirse onun gülümsemesi de öfkeyi eritiyor. Bu onun etrafında olanlar için harika birşey.

D. yaklaşıp sarılıyor bana. Her zaman sarılır. Ama öylesine değil gerçekten kucaklar insanı. Nasılsın iyi misin faslını geçiyoruz ve konu kimbilir nereden intikam, iyilik ve kötülüğe geliyor. D. kendisini rakip görme aptallığındaki iş arkadaşından söz ediyor. "Oysa" diyor "rekabet edilecek bir durum yok ortada." Sözcüklerinde öfkenin ya da kızgınlığın kırıntısı yok. Bu halini seviyorum onun. Kendisine kötülük edeni umursamayarak çemberin dışına atıyor. Bu herkes için yararlı birşey. O adamın kendisine "daha hiçbir şey görmedin" diyerek parmak salladığını anlatıyor. "Sen ne yaptın peki?" diyorum şaşkınlıkla, omuz silkip geçtiğini söylüyor. "Ama" diyor "eğer bir kötülük yaparsa karşılığını alacak." D. şuna inanıyor: iyi olan insanlara elbet iyi olmalı fakat eğer biri sana kötülük yaparsa da bu kötülüğü onun yanına bırakmamalı. "Haklısın" diyorum. Çünkü kötülüğün cezasız kalmamasından yanayım ben de.

D. o adamdan söz etmeye devam ediyor. Anlattığına göre adam sağı solu belli olmayanlardan. Bir gün bir melek kadar iyi, başka bir gün ise kötülüğünün, azarlarının, aşağılamalarının sınırı yok. "Belki" diyorum "keyifli olduğu günler, hayatının yolunda gittiği günler iyi davranıyordur." Doğru olabileceğini söylüyor. Çünkü adam bazı günler gereğinden fazla nazikmiş. Ama bazı günlerde ise öyle öfkeliymiş ki kim gelirse bağırıp çağırıyor, hiç öfkelenilmeyecek şeylere aşırı tepki veriyormuş. D. bu yüzden ona nasıl davranacağını bir türlü kestiremiyormuş.

Tıpkı bizim O. gibi diye geçiyor aklımdan. Çünkü O. da bazen çok iyi bazen de korkunçtur. Sabah günaydın deyişinden  gün boyu insanlara nasıl davranacağı bellidir. Güzel bir gülümseme ile günaydın demişse işler yolunda gidecektir. Ama yanınızdan tek sözcük söylemeden geçmişse durum vahimdir. Aslında bunun belki de çok yadırganacak birşey olduğunu söylemek pek doğru değildir. Çünkü sağlık sorunu yaşıyorsa biri ya da evde işler kötü gidiyorsa o insanın diğerlerine davranışında ruh hali kaçınılmaz bir biçimde yansıyabilir. Elbette D. nin iş arkadaşı ya da O. gibi büyük dengesizliklerden söz etmek ya da bunu doğru bulmak pek mantıklı değil ama insan kötü hissederken güler yüzlü ya da tatlı dilli olamayabilir. Hoşgörüsünü yitirmiş olabilir ya da dünyayı iyi, güzel, mutlu bir yer olarak görmekten vazgeçmiş olabilir. Her durumda kendi içinde yaşadıklarını diğer insanlara yansıtmayan insanlar da vardır elbette ki bu insanlar takdir edilecek kadar güzel bir erdeme sahiptirler. Ama ne yazık ki bu insanların sayılarının da çok fazla olduğunu söylemek çok da doğru olmaz.

D. iş arkadaşının dengesiz hallerinden bıkmış usanmış durumda. Her sabah onun ruh haline göre rahatlamak ya da kalkanlarını hazır tutmaktan yorulmuş. Ne kadar umursamadığını söylese de bunun her sabah karşısına bir bilinmez olarak çıkması onu az da olsa geriyordur mutlaka. Ama D. bu durum için bir çözüm geliştirecek durumda değil. Az önce düşündüğüm şey geçiyor aklımda. D. ve onun gülümsemesinin bir güneş gibi olduğu, bu gülümsemenin öfkeyi eriteceği, etrafındakilerin ne kadar şanslı olduğu... Demek ki bazılarımız diyorum güneşi perde ardında bırakmaktan yanayız ya da güneşin orada olduğunun farkında değiliz... Ne arıyorsak ya da neye ihtiyacımız varsa onu görüyoruz insanlarda. Fazlasını ya da eksiğini değil...

Resim: Norman Rockwell

5 yorum:

  1. D. , yanında yaşayanlar için Allah'ın bir lutfudur.
    Bunun farkında olanlar kendisini şanslı hissetmeli.
    D. nin üzerindeki bu muhteşem koku,
    yanındakilere de siner elbet :)

    YanıtlaSil
  2. Tepkileri olculemeyen, tahmin edilemeyen tutarsiz insanlardan uzak durulmali. gecici bir durum ya da sorundan kaynakli olsa idare edilebilinir ama bir karekter haline gelmisse... D. de yeri geldiginde agirligini gostermeli, uyum denen sey karsilikli olmali...

    YanıtlaSil
  3. Ofis... Evet ben bu filmi görmüştüm ..

    YanıtlaSil
  4. "Ne arıyorsak ya da neye ihtiyacımız varsa onu görüyoruz insanlarda. Fazlasını ya da eksiğini değil"
    Bu cümle bitirdi beni o kadar çok şey anlatıyor ki.
    Sevgilerimle kediciğim.

    YanıtlaSil
  5. MAVİ GİZ: D.nin o güzelliği galiba ancak almak isteyen için var. sanıyorum ne istiyor ya da neye açıksak ancak onu görüyor ve alıyoruz.

    ADSIZ: Uzak durulmalı ama iş ortamında bu namümkün. O nedenle gerginlik yaratıyor bu insanlar ve onları değiştirmek mümkün değil ne yazık ki.

    SYRAKUSA: Sürekli aynı film oynuyor ne yazık bizim sinemalarımızda.

    ÖZLEM: O yüzden de galiba içimiz yansıyor tüm hayata.

    YanıtlaSil