04 Kasım 2009

SABAH SABAH UZAKLARDA...


Sabah. Soğukta dikiliyorum. Yavru köpek soğuğu bu. Isıran ama canını yakmayan bir soğuk yani. Karşımdaki tabelada Adalet Sarayı yazıyor. Ben onu nedense ısrarla ve inatla Ay Sarayı diye okuyorum. "Yine gerçek dünyada değil de kafanın içinde yaşanan bir sabahı yaşıyorum." diye mırıldanıyorum. Gerçekle başa çıkamayanların ya da gerçeğin katılığına, tiksindirici netliğine katlanamayanın harcı benimkisi. Dün akşam babamın bana "dünyada ol ama dünyadan olma" dediği şey bu muydu yoksa?

Kendi kendime konuştuğumu yan taraftaki bankta oturan adamın ısrarlı ve garipseyen bakışıyla farkediyorum. Başımla selam verip gülümsüyorum. O da pos bıyıklarının altından çok ama çok içten bir gülümsemeyle karşılık veriyor. Gülümsemesine elini göğsüne koyarak hafifçe eğdiği vücudu eşlik ediyor. "Eyvallah" diyor. Bu lafı sevdiğimi düşünüyorum. Ne zaman bu lafı söyleyen birini duysam onun içtenliğine saf bir biçimde inanıyorum. Çünkü şimdiye değin bu sözcüğü samimiyetsiz söyleyen birine rastgelmedim.

Ay Sarayının önünde bir adam dikiliyor. Adamın sanki usta bir heykeltıraşın elinden çıkmış gibi bir burnu var. Öyle kusursuz. Yüzündeki en belirgin şey o. Ne gözlerine, ne dudaklarına, ne de o yüzdeki herhangi birşeye dikkat etmek mümkün o burun orada durduğu sürece. Pinokyo diye isim takıyorum adama. Ve ne zaman yalan söylese sahip olduğu en kusursuz şeyin sahip olduğu en kusurlu şey haline geleceği fikri beni eğlendiriyor. Bunun yalan söyleyenin alacağı en iyi ceza olduğunu düşünüyorum.

Birazdan Ay Sarayının önünde bir arbede yaşanıyor. Bir kaç insan nedenini bilmediğim bir şeyden dolayı birbirlerine saldırıyorlar. Pinokyo hemen uzaklaşıyor oradan. Sigaram tam bu anda bitiyor. Tüm o dumanın ardından gördüğüm Ay Sarayı ve Pinokyo tüm gerçekliğini yitiriyor. Herşey kendi gerçeğine dönüyor. Zaten bulutlu olan gök iyiden iyiye bulutlanıyor.  Ay Sarayı'nı, Pinokyo'yu ve benim olanların hepsini dürüp büküp koltuğumun altına sıkıştırıyor gerçeğe doğru yürüyorum. "Ben olup bitene ancak böyle dayanabiliyorum galiba" diye geçiyor aklımdan "koltuğumun altındakilere dayanarak..."

FOTOĞRAF: LİFE

14 yorum:

  1. Ne güzel yazmışsınız. Ve babanız da ne şahane bir aforizma attırmış öyle... Çok hoşuma gitti valla, çok.

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim. Babam sanırım Osho'dan arakladı o aforizmayı :) Çünkü Osho'nun tüm kitaplarını hatmetti :)

    YanıtlaSil
  3. Başka türlü güçlü olmak zor sanırım şu gerçek dediğimiz hayatta.
    Çok güzeldi kediciğim çok....
    Not: Sanırım çok yoğunsun yine:))

    YanıtlaSil
  4. ben de bazen varolan gerçekle kendi gerçekliğim arasında kayboluyorum.ama yaşam başka türlü de çekilmiyor.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Güzel İnsan,

    Yazını büyük bir hayranlıkla okudum.
    Yazılanlar içimi acıttı. Ama gerçekler ancak bu kadar sis perdesini aralayarak ortaya saçılabilirdi. Az sözle çok şey söylemek ustalık gerektirir. Bu nedenle sizi kutluyorum.

    Sizin yanılsamayla Ay Sarayı dediğiniz Adalet Sarayı gözümün önünde canlandı. Ve oradan yansıyan bir burun ki her şeye karışan türünden. Karıştırıcı. Yalanlarla ortalığı karıştıran, gerçeklerin gün ışığına çıkmasını engelleyen, her yalandan sonra burnu uzayan çağımızdaki pinokyolardan...

    O, sebep olduğu arbedenin içinde biraz daha kalsa, gün ışığında dursa uzun burnu farkedilecek. Hemen köstebek yuvasına geri çekilip bekliyor.

    Bir dahaki sefere daha büyük darbeler vurmak için yeni çoraplar örüyor, örüyor...

    YanıtlaSil
  6. Ne kadar güzel anlatmışsın: Duru ve içten...

    YanıtlaSil
  7. sıcacık :)
    uyku öncesi iyi gitti. eyvallah iki gözüm, eyvallah :))

    YanıtlaSil
  8. Güzel Kedim, o saraya Ay Sarayi demekte haklisin, Adalet ülkemize Ay´dan bile uzak artik. Pinokyolarsa, o kadar coklar ki, burunlari o kadar cok uzamis ki, artik oramiza buramiza batiyor, ama biz hala anlamamazliktan geliyoruz. Bu oyun ne zamana kadar sürer bilemiyorum. Yine ince anlayisina, anlatimina hayran kaldim.
    Sevgiyle kal güzel kedim:)

    YanıtlaSil
  9. nasıl güzel bir şanssınız! benim için, sizi okuyan herkes için..

    YanıtlaSil
  10. Çok güzel bir yazı olmuş.Bu yaz orada türlü türlü umutlarla , birtakım hayallerle bir otobüs bekledim ben..Ve şimdi hayallerin şehrinde gerçeğim :)

    YanıtlaSil
  11. ÖZLEM: Hepimizin gerçeğe dayanabilmek için seçtiği bir yol var. Doğru ya da yanlış...
    Not: ben ne yazık ki hep yoğunum.

    KARA KİTAP: Bir kafamızın içinde bir gerçek dünyada... Belki de denge dediğimiz şey aslında budur.

    AYSEMA: Her kelimenin görünenini ve saklı duranını okuyan göze selam olsun. :)

    ŞİRVAN: Çok teşekkür ederim :)

    FAHİMBEY: Bunu diyeceğini biliyordum :)Bilirim çok seversin o kelimeyi ve kullanırsın. Ve sana ne kadar da yakışır bilirim.

    MEFİSTO: Eyvallah :)

    BELGİN: Yakında herkes görecek bunu. Biliyorum öyle olacak, olmalı da... Çok teşekkür ederim Belgin'ciğim :)

    KAHVE PERİSİ: Çok teşekkür ederim vallahi mahcup oldum ne diyeceğimi bilemedim.

    BATUHAN: Çok teşekkür ederim Batuhan :)

    YanıtlaSil
  12. Ay Sarayı ;) Çok hoşuma gitti. Gözlem gücüne hayran kaldım .

    YanıtlaSil