09 Kasım 2009

O CÜMLE...


Yüzündeki o minnet dolu gülümsemeyi görmek istemiyorum. Ve o gülümsemeye eşlik eden şu cümleyi ise hiç duymak istemiyorum: "ne kadar iyisin." Bu cümle ile omuzlarıma yüklediğin yükün farkında değilsin biliyorum. Ama inan bana geçerli çok geçerli sebeplerim var.

İlki beni bu "iyi olma haline" mahkum ediyor olman. Kızdığım zaman ettiğim ağız dolusu küfürden sonra karşımda belirecek olan yüzünün bana "ah tatlım sana hiç yakıyor mu?" demesinden, o adam ne zaman aklıma gelse "dilerim benim ona duyduğum güven onun canını çok ama çok yakmıştır" diyebilme ihtimalimden beni alıkoymandan,  beni yalanlarıyla kör eden o insanlara duyduğum gönül dolusu nefrete karşılık affetmenin büyüklük olduğunu söylecek olmandan korkuyorum. Ve bunlardan vazgeçip, kendimi saf, katışıksız iyi sanma budalalığına düşüp de insan oluşumu unutmak istemiyorum.

Bir şey yapıyoruz. O şey senin gözlerinden bakıldığında benim yaptığım fazladan bir şeymiş gibi görünüyor. Ve sen bunu iyilik olarak adlandırıyorsun. Oysa hayatın içinde yüzerken küçük bir çöpü yolundan çekmiş olmaktan farklı değil bu. İnan bana değil. Eğer iyiliğin ya da inceliğin diyelim, fazladan ya da nadir bir şey olduğu inancını taşımaktan vazgeçersen bunca minneti duymaktan da vazgeçeceksin. Ve duyduğun bu minnetle bizi ezmeyecek, ne yapacağımızı bilmez bir halde bırakmayacaksın. Lütfen bunu yapma, lütfen. Sadece bunu doğal kabul et. Hepsi bu. Çünkü zaten öyle.

Bir de şu var ki, bu çok daha tehlikeli. Bizlere sürekli ne kadar iyi olduğumuzu söyleyip durursan ve biz de farkında olmadan bu iyiliği kendimize yamayıp sadece onunla var olmaya kalkarsak, dahası kendimizi diğerlerinden ayırıp kötülük dolu dünyanın üzerinde parlayan yıldızlar sanırsak, asıl o zaman eyvahlar olsun halimize. Bilirsin her ne kadar erdemli olursak olalım her ne kadar ucundan kıyısından kendimizi bilirsek bilelim her an cilalanmak üzere hazır bekleyen egolarımız var. Biz onu yok etmeye, eritmeye ya da en azından yok saymaya çalışırken sen onu sözcüklerinle besleyip büyütme. İnan bana bu sırf bizi değil etrafımızdaki çemberde bulunan herkesi incitir, yaralar, dağıtır.

O yüzden bu cümleyi unut gitsin. Doğal kabul et. "Hep vardı ve var olacak" de ve kabul et. "Zaten böyle olmalı" de,  "böyle olmadığında sorun olur" de ya da. Ama ne yaparsan yap o minnet dolu gülümseyişten ve o cümleden vazgeç. Vazgeç ki arkadaşlıklarımız, dostluklarımız kendi doğasında akıp gitsin. Olur mu?

Fotoğraf: Life

4 yorum:

  1. Olur tabii.. :) Olsun... İnsan olduğumu bu aralar sık farkediyorum. Katışıksız ve saf iyi olduğunu düşünenlerin de insan oluşlarını gözardı etmeyerek onları affediyorum /affedebiliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Ah ben o katışıksız iyi olduğunu sanan kadın ve adamlara şüpheyle yaklaşmaktan kendimi bir türlü alıkoyamıyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Çok yoğun çok derin bir anlatımdı kedi.Kendime 1 değil 5 pay çıkarım her satırdan.

    Bu arada ; sanırım ben katışıksız iyi bir insanın var olabileceğine inanmıyorum.İstesekte buna dünyamız izin vermez.Ve bizler ; sadece birkaçımız için iyiyiz.Birkaç tanesine iyilik yaparız.

    Öbürleriyse bizim çıkarlarımız ve bencilliğimizdir.

    YanıtlaSil
  4. Ben de bir insanın katışıksız iyi olacağına inanmıyorum. Bu bizim doğamıza aykırı zaten. Her birimizin içinde hırs, öfke, nefret gibi duygular mevcut. Ortaya çıkar ya da çıkmaz o ayrı. Zaten insan olmak da bu değil mi biraz; bu kötü duygulardan arınma çabası.

    YanıtlaSil