29 Eylül 2016

huzursuzluk günlüğü

Şurada, kalbimin tam üzerinde bir ağrı var. Yok, öyle doktorluk falan birşey değil. Bu tamamen huzursuzlukla ilgili birşey. 

Kalktım, kendimi ve herşeyi unutayım diye biz aptalları donuna kadar soymak için icad edilmiş avmlerden birine gittim. Renklerin, curcunanın içinde kaybolur, bu saçmalık nehrine kapılır giderim diye umuyordum. Hiç de öyle olmadı. Her pantolona, her gömleğe hatta her kolyeye "bütün bunların ne anlamı, ne gereği" var diyerek boş boş baktım. Ben eşofmanların yanında iç çekerken biri geldi yanıma. O da bunalmış belli. Ölgün bir sesle "naber?" dedi. "Amaaaaan of pöf" kıvamında bir cevap verdim. Gelirken yolda çok sallanmış ve kapağı açılmış gazlı içecek gibi birden patladı. Onun da içi daralıyordu elbette, herşey tatsız tuzsuzdu, kimin sıkıntısı yoktu ki falan filan. Hepimiz daralıyorduk haklıydı. Zaten bu ülkede yaşayıp da daralmayan adamın alnını karışlarım ben. 

Sonra başkaları da geldi. İçi sıkılıp da çatlayacak kıvama gelen dört kişi oluverdik birden. Hiçbirimiz birbirimizden destek alamıyorduk zira hiçbirimizin kendine hayrı yoktu. Öyle yan yana yürüdük. Sıkıntılarımızı yola ekmek kırıntıları gibi dökeriz diye umduk lakin onlar da bizimle geldiler. 

Böyle tatlı bir güneş altında bunca huzursuzluk reva mı? Şu yanımda yürüyen gencecik kızın çektiği bunca acı hak mı? Ya diğerleri? Ya hiç suçları günahları olmayan, başkalarının hatalarını gencecik omuzlarında taşımak zorunda olan bu güzelim insanların ellerinden kayıp giden günler...

Ne yapmalı ne etmeli bilemiyorum. Ne kendi sıkıntıma ne de başkalarına merhem olamıyorum. Toparlardım eskiden oysa ki. Şimdi ya yaşlanıyorum ya da fena halde yorgunum...

Resim: Vladimir Kush


7 yorum:

  1. Bazen çok yoğun geliyor; insan gitmeyecekmiş sanıyor. Aslında dediğiniz doğru; bu ülkede asıl tamamıyla mutlu olabilmek her şeyden daha zor... Geçim derdi, manevi yükler, her gün yaşanan olaylar derken mutluluğu çalıyorlar içimizden. Mutlu anlarımız mutsuzluklardan çok daha kısa sürüyor. Tam mutlu olacakken, gerçekleşen kötü bir olay bütün günümüzü yine ne olduğunu anlamadan karanlık kılıveriyor. Yine de umut sanki... Beni dünyaya bağlayan yani. Belki diyorum bir gün her şey gerçekten güzel olur ve biz de bu güzellikten bir parça oluruz? Belki herkes gülümser bir gün?

    Yorgunluğunuzu sıkça kalbinde hisseden biri olarak, yazınız bana yalnız olmadığımı anımsattı yeniden... Bu da bir umut :)

    http://yildizlardandusler.blogspot.com

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet umut... Elimizde tek kalan o değil mi? Sıkı sarılmalı. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  2. Her şeye rağmen yaşamak güzel, hayat şahane, gülümseyerek bakmak bıdı bıdı...
    Bazı durumlarda klişeler bile işe yaramıyor. Her şey çok güzel olacak bir film adı. Huzursuzluk çok fena, serin sulardan kızgın kumlara atlamak gibi...

    Trajikomik bir yolculuk ömür. Oflaya poflaya, güle oynaya bitecek gidecek işte. Fazla da şey yapmamak lazım. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. "Trajikomik bir yolculuk ömür. Oflaya poflaya, güle oynaya bitecek gidecek işte." tamamıyla katılıyorum bu cümleye.

      Sil