07 Ekim 2016

cuma mektupları

Canımın içi,

İyi misin? Ben bildiğin gibi hala deliliğin eşiğinde duruyorum. Ne bir adım geri ne bir adım ileri. Geri gidip normaller arasına katılmaya hiç hevesim yok, hevesim olsa dahi gururum elvermiyor o kayıtsız kalabalık arasında bir zerre olmaya. İleri gidip deliliğin uçurumundan atlamaya ise cesaretim yok. Gönlüm her ne kadar o uçurumu arzulasa da inan bana cesaretim yok. İnsan ne garip bir mahluk, özgürlük naraları atıp duruyor ya inanma, el kol her bir yerden bilmediği bir başka yere bağlı. Akıllara zarar...

Geçen gün dolmuşun camından bakarken insanlara, birden o asık yüzlerin hep birlikte delirdiğini ve sokaklarda dans etmeye başladığını hayal ettim. Kimi sokak lambalarına sarılmış dans ediyordu kimi bir başına kaldırımda bir o yana bir bu yana gidiyordu. İleride bir grup ise halaya durmuştu. Kendi kendime güldüm. Birileri fark etmiş midir diye etrafıma bakınırken hala delilikten, hiç tanımadığım insanların alnımın ortasına deli yaftası yapıştırmasından korktuğumu fark edip kendimden tiksindim. Oysa güzeller güzeli bir hayalin peşinden gidiyor ve gülümsüyordum. Düşün, toplu halde delirmekten daha güzel bir protesto olabilir mi? Canımızı bunca yakanlardan alınabilecek bundan güzel bir intikam olabilir mi? Hepimize birden giydirebilecekleri deli gömleğini nereden bulacaklar, düşün bir...

Ah benim canım, güzeller güzeli kardeşim, biliyorum senin de canın en az benimki kadar yanıyor olup bitene. Her gün toprak olan binlerce insana, hayatın bunca zalimliğine, olup biteni kader diye sinesine çeken dertli kadınlara, gencecik yaşta kamburu çıkmış, çok çalışan, çok yorulan, gün yüzü görmeyen ama çok az kazanan o zavallı adamlara, zulme ve haksızlığa, savaşlara baktıkça durmaksızın kanıyor içinde bir yer, biliyorum. Ve sen de tıpkı benim gibi her gün iğrenerek, içinde öfke ve kin biriktirerek bakıyorsun başkalarının kanıyla beslenen o vampirlere. 

Oysa böyle olmayabilirdi. Hamurunda bir parça sevgi olan insan böyle bir hayat kurmayabilirdi. Dimdik durabilirdi kötülük karşısında, bahçeleri bombalarla değil güllerle donatabilirdi. Başka bir hayat mümkündü iki gözüm belki hala da mümkündür. Bizim gibi umudunu yitirmişlerden saklanıyordur. Ah benim canım, göğsünün içinde hala tertemiz bir kalp taşıyan güzeller güzeli kardeşim, sen bana ben sana kardeş dedikçe ve belki biz birbirimizi inandırdıkça buna, el ele tutuşup kendimizi kocaman hissettikçe kör olan gözlerimiz görmeye başlayacaktır. Sana umutsuz ve üzgün bir kalple sesleniyorum ama hala "he" desen inanacak bu kalp. En çok muhtaç olduğumuz belki de budur ne dersin; inanmak yani. Biribirimize, hayata, mutluluğa ve insan olmaya yeniden inanmak. Çocukken ve ilk gençliğimizde sahip olduğumuz tüm o pembe hayallerin uçan balon gibi gökyüzünde kaybolmadığını tam aksine bir bumerang olduğunu ve eninde sonunda bize geri döneceğine inanmak istiyoruzdur belki...

Kalbinin en hassas yerinden öpüyorum seni. 

Resim: Christian Schloe

7 yorum:

  1. Yazdıklarınızı okudukça kendi içimdeki yazma ve yaşama isteği de büyüyor,''yaşamak'' neden mi dedim,yalnız değilmişim hissettiklerimde ve düşüncelerimde...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yalnız olmadığımızı bilmek ne güzel değil mi? Bunu ben de biliyorum şimdi. Çok teşekkürler.

      Sil
  2. Son cümlesiyle güzel bitişli bir mektup olmuş :)

    YanıtlaSil
  3. çok güzel bir bloga sahipsiniz, içten,
    devamını diliyorum,
    bana da beklerim :)
    http://siyahadamo.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Bloğunuzu ziyaret edeceğim mutlaka.

      Sil
  4. çok güzeldi gerçekten .... sonuna kadar hiç sıkılmadan okudum .

    bende buralarda yeniyim bana da buyrun gelin :)) http://mahiefruze.blogspot.com.tr/




    YanıtlaSil