24 Nisan 2015

cuma mektupları- kaleler

Canımın içi,

Kendimi bitmek tükenmek bilmez bir çölün ortasında gibi hissediyorum. Artık gücü kalmamış bacaklarıma bakıyor ve kalbimin içinde çığlık çığlığa haykıran umuda hayret ediyorum. Kumlara bakarak suyun hayalini kuranlardanım ben. Bu delilik biliyorum ama insan bu inatçı umut olmadan yaşayabilir mi? Doğarken derimize dövme gibi kazınmış umut... Buna şükür mü etmeli yoksa lanet mi bilemiyorum.

Dün odamda yatağın üzerine oturmuş öylece duruyorken, kendimi bir kalenin içine gönüllü hapsolmuş gibi hissettim. Duvarları kitaplardan oluşan bir kale... Ne yapacağımı bilemedim. O duvarları nasıl sevdiğimi düşündüm sonra. Her birini tek tek alıp okursam duvarlarda gedikler açarım dedim, hava gelir. Korkunç bir iştah duydum sonra o kelimeleri avucuma doldurup yemek için. Hiç doymamacasına yemek yemek yemek...

Sahiden kitaplar kap kap yemek gibi. Kiminin tadı acı kiminki bal gibi kimi ise berbat... "Bamya" dedim. "Ben bamyayı hiç sevmiyorum ama çok insan bayılıyor. Ben bazı kitaplara bayılıyorum ama kime "oku mutlaka" dediysem ondan nefret ediyor." Aynı hesap işte. Zevkler ve renkler hikayesi püfff... Klişeden cidden nefret ediyorum.

Kalemin ortasında durdum. Bir kaç gün önce onunla kaçıp gittiğim aklıma geldi. Dünyaya bakmamıştım bile onun yüzüne bakacağım diye. Zira ne olup bittiği kimin umurundaydı ki. Aşıksan sadece bir tane dünya vardır öyle değil mi? Ve o dünya sadece onun gözlerinin içinde döner durur. Bitti. Eğer böyle değilse aşktan falan söz etmeyeceksin.

Bunlar hep madalyon gibi. Bir yanı şükredilecek birşey diğeri lanet edilecek... Aşk da öyle. Onu özlemekten helak olduğun vakit madalyonun iki yüzü olduğunu hatırlayıveriyorsun. Oysa çoğunlukla şükrettiğini unutuyorsun. Ne de zavallısın özlediğinde. Küçülüyor, küçücük kalıyorsun. O küçücük gövdene o kadar acıyı sahi nasıl sığdırıyorsun? Of of of...

Tüm bu saçma sapan düşünceleri bir kenara kaldırıp bir karar verdim.  Madalyonların lanetli yüzlerini gazete ile kapladım. Herşeye şükretmek gerektiğini bilmesine biliyordum ya aklımı çelmesin o lanetli yüz dedim. Ha bir de kaleden dışarı çıkmaya karar verdim. Sağlam bir kale nasılsa. İstediğim an geri dönebilirim. Öyle değil mi?

Fotoğraf: Pinterest

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder